“Lafla peynir gemisi yürümez”

28.05.2014         tsavas@comu.edu.tr



Ne güzel de söylemiş atalarımız, değil mi ya…
İbni Sina (980-1037), Acem hekim, fizikçi, filozof, hukukçu, matematikçi, astronom, simyacı, müzik kuramcısı… Özellikle felsefi eserleri nedeniyle döneminin Ortodoks İslam anlayışı ile ters düşmüştür.
Ali Kuşçu (1403-1474), Türk astronom, matematikçi ve ilahiyatçı; Uluğ Bey Rasathanesinin yöneticisi… Uluğ Bey’in ölümüyle Rasathane yıktırılmıştır.
Nicolaus Coppernicus (1473-1543), döneminin Hıristiyan anlayışının Dünya merkezli evren görüşüne karşılık gezegenlerin Güneş’in çevresinde döndüğüne ilişkin kuramı ortaya atan Prusyalı bilim insanı.
Charles Darwin (1809-1882), İngiliz doğa bilimci; yelkenli bir gemiyle beş yıllık bir Dünya gezisi soncunda biyolojiyi ve biyolojinin temel aldığı tüm bilimleri kökünden sarsan kuramını geliştirdi, döneminin aksi yöndeki yerleşik değerlerine rağmen…
Marie Curie (1867-1934), Polonyalı fizikçi ve kimyacı; her iki bilim alanında da Nobel ödülüne sahip. Özellikle radyoaktivite konusunda yaptığı çalışmaları ile tanınıyor. 1. Dünya Savaşı esnasında, cephede kullanılmak üzere bir “röntgen arabası” geliştirdi.
Albert Einstein (1879-1955), Alman uyruklu Amerikalı teorik fizikçi, pasifist, sosyalist… Fiziğin tüm büyük kuramlarının ortaya konduğu ifade edildiği bir dönemde genel görecelilik kuramı ile yeni bir çığır açtı.
Francis Crick (1916-2004), İngiliz fizikçi ve biyokimyacı, Amerikalı biyokimyacı James Watson (1928- ) ile birlikte DNA’nın moleküler sarmal yapısını ortaya koyarak Nobel ödülünü paylaşdılar.
Gregor Johann Mendel, Louis Pasteur, Robert Koch, Wilhelm Conrad Röntgen, Emil Fischer, Heinrich Hertz, Max Planck, Edwin Hubble, Konrad Lorenz, Ernst Mayr, Stephen Hawking, Richard Dawkins, Erdal İnönü, Oktay Sinanoğlu, Gazi Yaşargil… ve sayamadığım daha niceleri; Dünyanın daha yaşanılır bir yer haline gelebilmesi için çalışan bilim insanları… Ürettikleri bilgiyle aydınlanmanın temellerini atmışlar ya da güçlendirmişlerdir.
Hiç kimse bunların nasıl binalarda bu işi yaptıklarını bilmiyor, merak da etmiyor. Bilgiyi üretecek kafa yapısına sahip insanlar olmadan, kendilerinden önce bilimi, bilim alanlarını, öğrencilerini düşünecek insanlar olmadan büyük müyük olunmaz. Önce insan lazım, insanı tutmak için de önce insan olmak…
Ne huzurlu demekle bir yer huzurlu hale geliyor ne de Dünyanın en büyük üniversitesi demekle bir üniversite büyüyor. Kimsenin bunlara aldandığı da yok…
Alman-Fransız hekim, ilahiyatçı, filozof ve pasifist Albert Schweitzer’in (1875-1965) bilime dair çok güzel bir sözü var:
Bilim, onu doğru anlayanın kibrini sağaltır; ona sınırlarını gösterir.

1425

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun