‘BABALAR’ ve ‘ÇOCUKLAR’

11.05.2016         turgutcamer@hotmail.com

Değerli okurlarım, 25 Ocak 2012’de kaleme aldığım “Hoş geldin ‘DORUK’ Bebek…” ve 27 Nisan 2016’da yazdığım “Hoş geldin ‘ARTUN’ Bebek…” başlıklı yazılarımda torunlarımla ilgili duygularımı sizlere aktarmıştım.

 

 

*Bu yazılarımdan dolayı beni arayıp beğenilerini bildiren, arkadaşlarıyla dostlarıyla yazılarımı Facebook’ta ve E-postalarda paylaşan tüm okuyucularıma teşekkür ediyorum…

***

            Babalar ve Çocuklar

Günümüzde babaların birçoğu, çocuklarından yakınırlar. Konuşmalarından tutunda giyinişlerine, saçlarına varıncaya değin onların her türlü davranışlarını sert bir eleştiri süzgecinden geçirirler… Ölçüleri de büyük ölçüde kendi çocukluklarıdır. İsterler ki çocukları, kendilerinin minyatür bir prototipi olsun.

·        Oysa, çocuklarından yakınan babalar kendi çocukluklarını unutmuş gibidirler. Bilmezler ki, bir zamanlar kendi babaları da ayni şekilde onlardan yakınmışlardı… Tıpkı kendilerinin şimdi yaptıkları gibi babaları onlara:

            “Biz çocukken böyle miydik? Sinema nedir bilmez, maçı, kafeyi tanımaz, büyüklerimizin sözlerinden dışarı çıkmazdık. Ya şimdikiler? Nerdeee…,”  demişlerdi, ama bunları şimdi bilen anımsayan var mı?

            Geçmişi tozpembe, eksiksiz ve kusursuz gösterme, sanki insanoğlunun fıtratında gizlidir. Her kuşak kendinden bir sonrakini beğenmez, ama kendi zamanını göklere çıkarır. Sanırım bu evrensel gerçek böylece sürüp gidecek.

            Aslında babaların bu tutumu yaşamın gidişine karşıttır. Çünkü yaşam hızla değişmekte… Bu değişme, ister istemez dilde, düşünüşte, zevkte ve giyinişte kısaca her alanda kendini gösterecektir. Daha açıkçası babalarla çocuklar arasında düşünüş ve davranış yönünden bir farklılık olacaktır. Hele hele iletişim çağında bu durum çok doğaldır. Eğer farklılık yoksa toplum yerinde sayıyor, ilerlemiyor demektir.

            Maalesef bu doğal gerçeği anlamayan babalar çocuklarına günlük yaşamı zehir ederler!.. Onları hemen her yerde her durumda yerer, azarlarlar. Kişiliklerini sürekli bir baskı altında tutarlar.

            Böyle bir ortamda yetişen çocuklar, MUTSUZDUR. Aile yaşamına karşı soğuma olur, çocuk gardını alır!.. Babasını sevmez, ona karşı öfke doludur. Baba kendi otoritesini, çocukta kişiliğini koruma güdüsüyle iyice sertleşirler.

*Hiç kuşku yok ki; çocukluğu böyle bir ortamda geçen birisinin yarın baba olunca ayni davranışlarda bulunacağını öngörmek zor olmasa gerektir. Bu öngörü de gerçeğe aykırı olmaz herhalde…

            Bu yüzden babaların en temel sorumluluklarından biri ‘çocukluğa hak tanımaktır.’

            Ömrümüzün bu çok renkli bölümünü eğitsel değeri olmayan baskılarla soldurmak, gerçekten haksızlıktır. Bu nedenle de çocukları tanıma ve onların farklı - babalara ters gelen – davranışlarını yaşamın değişimine bağlamamız gerekmektedir…

                                                                       ***

            Sevgili Çanakkale OLAY okurları, şimdi de ‘babalar’ ve ‘çocuklar’ için ilginç bulduğum bazı özlü sözleri paylaşarak yazımı sonlandırmak istiyorum.

 “Baba bilgisiyle adam olunmaz.” (Türk Atasözü)

 “Baba malı tükenir.” (Türk Atasözü)

 “Babalar, doğanın yarattığı bankerlerdir.” (Fransız Atasözü)  

 

* “Çocukları iyi yapmanın yolu onları sevindirmektir.”  (Oscar Wilde)

* “Çocukların eleştirmecilerden çok, örneklere ihtiyacı vardır.” (Joubert)

* “Bir çocuk sütle ve övgüyle beslenir.” (Lamb)

* “Mutlu çocuk! Beşik ne büyük geliyor sana; büyü de bakalım dünyaya sığabilecek misin? (Oscar Wilde)

* “Çocukları duymayınız, görünüz.” (İngiliz Atasözü)

*

KUTLAMA: Tüm annelerin ‘anneler günü’ kutlu olsun. Aslında her gün anneler günüdür… T.Ç  


716

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun