"Efsane geri döndü"

09.07.2014         tsavas@comu.edu.tr



Gençliğimde Murat 124 ya da 131, serçe, şahin, doğan, kartal otomobillerde sıkça rastladığım bir “araç arkası yazısı”. Askerden geri dönenler için yazdırılırdı. Askerden dönen mi yazdırırdı yoksa bir büyüğü mü, bilmem. Ama çok modaydı. Hala araç arkası yazıları görmek mümkün ama eskisi kadar çok değil. Ne yazılar olurdu ama:
“Babam sağ olsun”
“Miras değil alın teri”
“Kıskananlar çatlasın”
“Düzde geçme beni, yokuşta yakalarım seni”
Daha bir sürü…
Ama en bilineni ve zamanında en çok kullanılanı bu yazının başlığında okuduğunuz.
Toplumda, "efsane yaratmak" terimi olumlanan bir ifadedir. Bir insanın diğer insanların kolayca üstesinden gelemeyeceği, kolayca cesaret edemeyeceği işler başarmasıdır. Her insan içinde bir "efsane" barındırır. Ancak bunun "yaratılmasına" azminin, sabrının, cesaretinin, öfkesinin, haksızlığa duyduğu tepkisinin yoğunluğu izin verir. Bunların toplamı insanın karakterinin bir bölümüne karşılık gelir.
Bu tepkilerin sonucu olarak ortaya çıkan "efsaneye" karşı ise bir kaç çeşit tepki vardır. Birincisi hayranlığını tüm içtenliği ile gösterip efsanenin bütününe sahip çıkanlar. Bir diğer kesim ise bu "efsaneyi" bir şeylere bağlamaya çalışanlar; böyleleri örneğin şöyle der:
"Kocası profesör olmasaydı yapamazdı"
Kocası profesör olan yalnızca o mu?
Diğer bir kesim ise efsaneye neden olan bu "tepki" karşısında o kadar ezilir ki efsaneyi değersizleştirmeye çalışır. Ama bu eziklik o kadar bellidir ki... Üstelik değersizleştirme uğraşısını isimsiz olarak yapar. Üstelik yazısında itiraf eder insanları oradan oraya nasıl attığını, nasıl huzursuz ettiğini ve buna bir kişinin itiraz ettiğini... Aslında itiraz edenler oldu, hem de az buz değil. Ama insanlarla öyle uğraştılar ki, fütursuzca, zalimce...
Tabi efsane eksik anlatılmış ve çarpıtılmıştır. Ama Allah için, mesela memuriyete girerken sağlık raporu verildiği doğru, 25 yıl önce... Başka bir birime gittiği doğru, ama kendi isteğiyle ve Ramazan AYDIN döneminde...
Örneğin Gökçeada`ya sürüldüğünde savcılık şikâyeti sonrasında çağırılıp "siz şu Gökçeada işine çok üzüldünüz sizi buraya, İlahiyata alalım" dendiğini ve bunun karşılığında "ben sizden bir şey mi istedim" yanıtı alındığı anlatılmamış... Daha öncelere gidelim; örneğin Çan`a kadrosuyla sürüldüğünde randevusuz olarak ilgiliyi yakalayıp "bakın bunu yapmayın, sizin eşinize yapılsa ne düşünürsünüz" dendiğinde "kocandan uzak dur" yanıtı alındığı anlatılmamış... Örneğin Ezine`ye sözüm ona 45 günlüğüne sürülüp kendisine kesinlikle yerine döneceksin denildiği halde 45 günün bitiminden 2 gün sonra tekrar 45 günlüğüne aynı yere sürüldüğü, yani açıkça yalan söylendiği anlatılmamış...
Daha anlatılmayan, fütursuzca yapılan onlarca durum var. Narsis empati duyamazmış, çok doğru, bire bir yaşadık... Bunlar kölelik zihniyetinin 21. yüzyıla yansımalarıdır. Nereden gelir bu zihniyet? Farklı düşünenlerin "aşağı" olduğu zihniyeti nereye aittir? Kimler kendileri gibi düşünmeyenleri değersiz görür? Bunlara insan denir mi? (her biri 25 puan)...
Kamuoyunu küçümsemeyin, hele ki Çanakkale kamuoyunu hiç küçümsemeyin. Hangi siyasi düşünceden olursa olsun Çanakkale`de insanlar sizlerin ciğerini biliyor artık...
Hiç de sevmem, şu ciğer konusu da nereden takıldı aklıma, hay Allah...

1432

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun