“Katledilen maden işçilerinin aileleri ‘hayır’ diyor”

13.04.2017         

Bozcaada Belediye Başkanı Dr. Hakan Can Yılmaz, geçtiğimiz gün Çanakkale’de yaşayan Bozcaadalılar ile Çanakkale Belediyesi Türkan Saylan Sosyal Tesisleri’nde bir araya geldi. Başkan Yılmaz buluşmada 16 Nisan’da yapılacak olan referandumunda oylanacak olan Anayasa maddeleri hakkında bilgiler verdi. Yılmaz buluşmada yaptığı konuşmada; “Soma’da, Ermenek’te katledilen maden işçilerinin aileleri bugün ‘hayır’ diyor. Karaman’da, Çorum’da, çocuk yurtlarında tacize uğrayan çocukların, bizim çocuklarımızın aileleri ‘hayır’ diyor. Kalemini satmayan, yandaş olmayan bütün gazeteciler ‘hayır’ diyor. Söz verildiği halde kadroya alınmayan taşeron işçilerinin hepsi bugün ‘hayır’ diyor” dedi.

 16 Nisan’da yapılacak olan Anayasa referandumuna sayılı günler kala, Bozcaada Belediye Başkanı Dr. Hakan Can Yılmaz, Çanakkale’de yaşayan Bozcaadalılar ile bir araya geldi. Çanakkale Belediyesi Türkan Saylan Sosyal Tesislerinde gerçekleştirilen Bozcaadalılar buluşmasına, CHP Çanakkale Milletvekili Bülent Öz, Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, CHP İl Başkanı Nejat Önder ve CHP Merkez İlçe Başkanı Dr. Celal Karakaş da katıldı. Buluşmada konuşan Bozcaada Belediye Başkanı Dr. Hakan Can Yılmaz, Bozcaadalılara Anayasa maddeleri hakkında bilgiler verdi. Yılmaz konuşmasında; “Yaklaşık 5 gün sonra önümüze bir sandık geliyor. Bu sandık, hepimizin de yavaş yavaş idrak etmeye başladığı gibi önümüze konan diğer sandıklardan biraz farklı. Bu bir seçim değil. Öncelikle altı çizilmesi gereken en önemli konulardan birisi bu. Biz 16 Nisan’da bu ülkeyi bundan sonra hangi iktidar yönetsin diye oy atmayacağız. 16 Nisan’da biz bundan sonra Cumhurbaşkanı kim olsun diye de oy atmayacağız. Hatta ve hata 156 Nisan’da biz Anayasa şöyle mi olsun, böyle mi olsun diye önümüze sunulan bir alternatifi de oylamayacağız. Sadece ve sadece meclisten alelacele geçirilen, 15 gün içerisinde her türlü anti demokratik uygulamalar ile yangından mal kaçırılır gibi meclisten geçirilen bir Anayasa değişikliği teklifini kabul edecek miyiz, etmeyecek miyiz, bunu oylayacağız. Her ne kadar bizi bölmeye çalışsalar da,  her ne kadar bizi ayrıştırmaya çalışsalar da, ‘hayır’ diyenlerin düşüncesi tek ve net, biz diyoruz ki, 16 Nisan’da sandığa gidip ‘evet’ oyu atacaklar da, ‘hayır’ oyu atacaklar da bu memleketin öz evladıdır. ‘evet’ oyu verecekler de, ‘hayır’ oyu verecekler de demokratik haklarını kullanacaklardır, bizim gözümüzde eşit değerdedir. Maddelere tek tek baktığımızda ne yazık ki, seçim kampanyalarına baktığımızda ne yazık ki, bu güzel ülkenin bölünme riskine rağmen ve şunu söylememiz gerekiyor, siyasi çıkarlarını ve kendi siyasi hırslarını her şeyin önünde tutanlara rağmen Türkiye mutlaka birleşecek. Biz 80 milyonun bölünmesine, 80 milyonun ’evet’ diyenler, ‘hayır’ diyenler, A partisinden olanlar, B partisinden olanlar, o inançta olanlar, bu inançta olanlar diye bölünmesine ve kardeşin kardeşe düşman edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Biz 80 milyon ayrışmayacağız, biz 80 milyon mutlaka Türkiye’yi birleştireceğiz. Biz Genel Başkanından en yeni üyesine kadar, sadece ve sadece maddeler üzerinde konuşuyoruz. Bu Anayasa değişimi önümüze neden getiriliyor. Bundan sonra da ne değişimler olacak bunu ifade etmeye çalışıyoruz” dedi. 

 
“Türkiye’de ‘hayır’da birleşen milyonlar var”
16 Nisan’da kimlerin ‘hayır’ diyeceğinin altını çizen Yılmaz; “Bir gerçeğin altını ısrarla çizmemiz gerekiyor. Şu anda Türkiye’de ‘hayır’da birleşen milyonlar var dedik. ‘Hayır’da birleşen milyonlar, 15 Temmuz’da aziz milletimizin Gazi TBMM’nin üzerine bomba atanlar değil. Canı uğruna kariyerini, mesleklerini, kaybetmek uğruna, bu alçaklar ile bu hainler ile sonuna kadar savaşanların hepsi bugün ‘hayır’ diyor. Bugün ‘hayır’ diyenler, bu cemaatin Balyoz, Ergenekon gibi kumpaslar ile yargılanan vatansever subaylar ‘hayır’ diyor. Bugün Türkiye’nin ‘hayır’ında birleşen milyonların içerisinde çocuklarını Türkiye sınırların içerisinde PKK’ye, Suriye’nin çöllerinde IŞİD’e kurban veren anneler, şehit aileleri. Şehit aileleri bugün ‘hayır’ diyor. Bugün Türkiye’nin ‘hayır’ında birleşen milyonlar, Dolmabahçe’de terör örgütü ile pazarlık yapanlar değil. Türkiye’nin ‘hayır’ında birleşen milyonlar Habur’da mahkemeleri davul zurnalar ile teröristlerin ayağına götürenler değil. Bugün ‘hayır’ diyenler, Güney Doğu’da tüneler kazılırken, Güney Doğu elden gidiyor, bunlara asla göz yummayın diyenler, bugün ‘hayır’ diyor. Başka kimler ‘hayır diyor biliyor musunuz? Soma’da, Ermenek’te katledilen maden işçilerinin aileleri bugün ‘hayır’ diyor. Karaman’da, Çorum’da, çocuk yurtlarında tacize uğrayan çocukların, bizim çocuklarımızın aileleri ‘hayır’ diyor. Kalemini satmayan, yandaş olmayan bütün gazeteciler ‘hayır’ diyor. Söz verildiği halde kadroya alınmayan taşeron işçilerinin hepsi bugün ‘hayır’ diyor. Dini, inancı, kutsal değerleri bu süreçte siyasete alet etmeyen gerçek dindarların hepsi bugün ‘hayır’ diyor. Bugün her inançtan, her meslekten, her görüşten, her partiden milyonlarca insan demokrasi için, birlik ve beraberliğimiz için, ayrışmayan yarınlarımız için ‘hayır’ diyorlar. Siz de lütfen 16 Nisan’da sandığa giderken bu anlattıklarımdan en azından birkaç tanesini yanınızda götürün” dedi. 
 
“Hakkımı haram ediyorum”
‘Evet’ çalışmalarının devlet imkanları ile yürütüldüğünü ifade eden Başkan Gökhan, ‘evet’ çalışması için kullanılan kaynaklarda kendisinin de hakkının bulunduğunu ve hakkını helal etmediğini belirterek; “Bütün devlet imkanları ile uçağıyla, arabasıyla, valisiyle, kaymakamıyla, memuruyla ne varsa, bütün imkanları ile hücum ediyorlar. Anayasa anlatmıyorlar, ‘evet’i, maddeleri anlatmıyorlar. Hücum ediyorlar. Nereye? Varsa yoksa Kılıçdaroğlu. Kılıçdaroğlu’nu bırak, den gel bana maddeleri anlat. Ve bütün bu imkanlar kamu imkanlarıdır. Hepimize ait imkanlardır. Ben kendi adıma haram ediyorum hakkımı. O kullandıkları paralarda olan hakkımı haram ediyorum. Benim de param var o uçakta, benim de param var kullandığın o arabanın benzininde. Sen bunları devlet için kullanacaksın. Ben de ilçelere, köylere parti çalışması yapmak için gidiyorum. Neyle gidiyorum? Kendi özel arabamla gidiyorum. Başkan Yardımcım da gidiyor Rebiye Hanım, o da kendi arabası ile gidiyor. Niye? Çünkü biz belediye için çalışmıyoruz. Ne için çalışıyoruz? Siyaset için çalışıyoruz. Dolayısı ile biz kendi imkanlarımızı kullanmak zorundayız. Onun için hakkımı haram ediyorum” dedi. 

“İşte şimdi orada battınız”
Venedik Komisyonunun Türkiye hakkında değerlendirmede bulunacağını ve bunun ekonomi için önemli olduğunu ifade eden Gökhan; “Bugün Cumhurbaşkanı yurtdışına giderse ya da uzun süreli hastalanırsa kim vekalet ediyor? TBMM Başkanı. O kim? TBMM Başkanı seçilmiş milletvekili. Tekrar milletvekilleri tarafından seçilmiş bir kişi. Milli iradeyi oluşturan milletvekillerinin seçtiği kişi. Onun için Cumhurbaşkanına vekalet eder. Şimdi Başkan yardımcısı vekalet edecek. O kim? Atanmış kişi, memur. Bu vekalet başladığına bütün yetkileri kendinde topluyor. Seçilmemiş bir adam. Kim olduğunu bilmediğimiz bir adam ve TBMM’nin yetkilerinin üstüne geçiyor. Buna sadece ben karşı çıkmıyorum. Kim karşı çıkıyor? Venedik Komisyonu da karşı çıkıyor. Çok önemli bir komisyondur. Ülkelerin demokratik süreçlerini takip eder, rapor yazar ve Avrupa Komisyonu bunu değerlendirir. Eğer bu süreçte ‘evet’ çıksın, en kısa zamanda Avrupa Komisyonundan dışlanma riski ile karşı karşıyayız. Olsun varsın, atarsa atsın diyemeyiz. Bu ne demek biliyor musunuz, hani ekonomide istikrar gelecek ya, tam tersine ekonomi yerle bir olur. Avrupa Komisyonundan kovulmuş bir ülkeye kim yatırım yapar. Avrupa Venedik Komisyonunun dışladığı bir ülkeye kim yatırım yapar? Tek adama yetki vermişsin, ekonomik haklarını bile elinden alıyor. Mallarına el koyabiliyor, kamulaştırmada istediği yerden geçebiliyor ve buraya gelecek adamlar yatırım yapacak. İşte şimdi orada battınız. Onun için Venedik Komisyonunun raporu çok önemli, bunun için kesinlikle ‘hayır’ çıkması lazım” dedi. 
 
“Amerikan askeri ülkemize gelecekti ve itiraz edemeyecektik”
Buluşmada söz alan CHP Çanakkale Milletvekili Bülent Öz ise, tüm yetkilerin bir kişinin elinde toplanmasının ülkenin geleceği için tehlikeli olduğunu belirterek; “Anayasalar toplumsal uzlaşmadır. İki partinin genel kurula getirdiği, anlaştık dediği maddeler, Türkiye’de 61 hukuk fakültesi var, hiç birinin haberi yok. Kimin hazırladığı bilinmiyor. Tabi arkasındakiler belli, ama bu Anayasa maddelerini kimler kaleme aldı, kimler bunu önümüze getirdi kimsenin haberi yok. 2010 yılında emeklimizin maaşından yüzde 40 kesinti yapmak için genel kurula bir önerge getirildi. Genel kurulda karşı çıkıldı. Emeklinin maaşından yüzde 40 kesinti yapılır mı? ‘Zaten emeklinin maaşından ilaç katkı payı gibi birçok kesintiler yapılıyor. Bir de bunun üzerine yüzde 40 kesinti yapılır mı’ dendi, mecliste engellendi ve dur dendi. Şimdi kararname ile bunu bir kişinin eline veriyorsun. Bu ne demek, haberimiz dahi olmadan Cumhurbaşkanı eline kağıdı kalemi alacak, ülke ekonomisi darda, ben bir iki yıllığına emeklinin maaşından yüzde 40 kesinti yaptım diyebilecek. Bunlar bir kişinin eline verilmez. Hatırlatın 2003 yılında 1 Mart tezkeresi vardı. 60 bin Amerikan askeri Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgesini adeta işgal edecekti. Kim dur dedi buna? TBMM dur dedi. Millet dur dedi. Ama şimdi bu kararı bir kişinin eline veriyorsun. O gün önümüze getirdikleri Anayasa ile yönetiliyor olsaydık, bir kararname ile 60 bin Amerikan askeri ülkemize gelecekti ve itiraz edemeyecektik” dedi. 
 
“Kandırdıklarını görüyoruz”
Buluşmada son olarak söz alan CHP İl Başkanı Nejat Önder ise konuşmasında; “Anayasa değişikliğini gerektiren bir şey mi oldu ya da bu kimin talebiydi de Anayasa değişikliği önümüze geldi? Hazır kucağımızda bulduk, ama hep algı siyaseti ile bizi yanıltmaya çalışıyorlar. 2002’den bu tarafa her seçimden güçlenerek çıkan bu iktidar, hep şunu söyledi, ‘güç verin, istikrar gelsin’. Geldiğimiz Türkiye’de kandırdıklarını görüyoruz. Ekonomi ayaklar altında, komşular ile ilişkilerimiz sıfırlanmış, dünyada itibarı kaybolmuş bir Türkiye ile karşı karşıyayız. 15 yıldır Türkiye’yi tek başına yönetiyorken, istediğini genel başkan yapabiliyorken, başbakanı görevden alabiliyorken, meclis erki elindeyken, ekonomiyi düzeltememiş, terörü yok edememişsin, ama şimdi Güçlendirilmiş Cumhurbaşkanlığı sistemi adı altında, hani onların meşhur bir lafı var ya, ‘Kandırıldık’, bu sefer bizi kandırmaya yönelik bir hareket içerisine girdiler” dedi.
(Burhan Mert Balcı)

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun