“Kent siyasetini germeyin”

08.01.2017         

Çanakkale Belediye Meclisi 2017 yılının ilk toplantısı, geçtiğimiz Perşembe akşamı Belediye Meclisi toplantı salonunda gerçekleştirildi. Yeni yıl pastası kesilerek başlayan meclis toplantısında Belediye Başkanı Ülgür Gökhan geçtiğimiz ay gerçekleştirilen belediye çalışmaları ile ilgili bilgilendirmede bulunurken, ülkede son dönemde sıklıkla yaşanan bombalı saldırılara da değindi. Başkan Gökhan ayrıca, kamuoyunda kendisi hakkında yürütülen karalama propagandaları ile algı yönetimine karşı sert çıkarak; “Çanakkale’de de bu tür insanların, eski FETÖ yardakçıları gibi saçma sapan insanlara prim verilmemesi ve onların yazdıkları ile avunulmamasını sizden rica ediyorum. Çünkü bu kent halkı beni tanır, bilir. Benle baş edemezsiniz. Hiç olmazsa huzuru bozmayın, düşman kazanmayın” dedi.

 

Çanakkale Belediye Meclisi yılın ilk toplantısına yeni yıl pastası keserek başladı. Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, CHP Grup Başkanvekili Adnan Güler ve AKP Grup Başkanvekili Tülay Ömercioğlu yeni yıl pastasını birlikte kesti. Pasta kesiminin ardından Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, 2017 yılının ilk meclis toplantısını açtı. Başkan Gökhan, mecliste yaptığı açılış konuşmasında geçtiğimiz Aralık ayı içerisinde Çanakkale’de belediye tarafından gerçekleştirilen çalışmalar ve yatırımlar ile ilgili bilgiler verdi. Gökhan açılış konuşmasını geçtiğimiz gün İzmir’de yaşanan bombalı saldırıya değinerek sürdürdü. Gökhan konuşmasında, 2016 yılında yaşanan olaylar nedeni ile iyi geçmediğini ifade ederek; “2016 senesi maalesef terör nedeni ile yaşanan kayıplardan dolayı pek hoş geçmedi. Maalesef, bugün yine İzmir Adliyesi önünde bir patlama oldu. Bir polis memuru ve bir adliye çalışanı maalesef şehit olmuş. Başımız sağ olsun. Şu anki bilgiye göre bir polis ve 7 kişi de yaralanmış durumda. Artık sözün bittiği yerdeyiz. Artık ne desek boş. Bu sürecin nasıl biteceği konusunda söz söylemek de içimden gelmiyor açıkçası. Yaza doğru daha da artmasından endişe ediyorum. Özellikle Rus turist gelmeye kalkarsa, Suriye’den dolayı da Ruslara bir düşmanlık var, onlar da bahane olmasın diye korkuyorum açıkçası. Ama İstatistiki olarak bir şey paylaşayım, terör nedeni ile 526 kişi geçen yıl hayatını kaybetmiş. Tabi bu menfur 15 Temmuz darbesinde 240 küsur şehidimiz var. Hatta bu 526’nın dışında yılbaşının hemen ertesinde, 2017 senesinde de daha ilk saate 39 kişiyi kaybettik. Bunlar insan. Bunlar birer hayat. Rakam veriyoruz, ama bunlar insan, sayı değil. Yani bu kadar bir insanlık vahşetinin nasıl olabileceğini bilemiyorum. Bu nasıl bir vahşettir, nasıl bir anlayıştır, bunu anlamak mümkün değil. Ama Allah hepimizi, bütün insanları korusun demekten başka çare yok. Sadece dua edebiliyoruz ya da sadece şifa dileyebiliyoruz. Bu konuda Osnabrück Belediye Başkanımız da bize bir mektup yazmış. Terör nedeni ile yaşanan kayıplar dolayısı ile üzüntülerini belirten mektubu da burada. Özellikle İstanbul, Ankara ve Kayseri’de yaşanan olaylar ile ilgili bir mektup yazmış. Tabi insanları öldürmekten başka terörler de var. Mesela Dinamokiev Beşiktaş maçı öncesinde çıkan kavgalarda Beşiktaş taraftarlarına yapılan darplar var. Buradan, bir Çanakkaleli Kürşat kardeşimiz, yaralandı. Bir hafta on gün oralarda kaldı, sonrasında sağ salim geldi.  O da bir terör. O da sonuçta bir spor terörü. Allah korusun bir ölüm olabilirdi, o da aynı şey. Yani insanlar birbiri ile düşman haline gelmeye başladı. Milliyet, dost, ülke tanımadan. Böyle insanlıktan çıkıyoruz gibi bir durum var” dedi. 

 
“Fatura niye bana kesildi”
Nikah Salonunda gerçekleştirilen toplantıda Atatürk resminin kapatılması olayına da değinen Gökhan, orada bulunmamasına rağmen faturanın kendisine kesildiğini belirtti. Gökhan, benzer bir olayın AKP’li Tülay Ömercioğlu’nun da katıldığı bir toplantıda gerçekleştiğini belirterek; “Bu içerisinde bulunduğumuz ayda, basında benimle ilgili de çok ciddi spekülatif konular gelişti. Özellikle bir tanesi Belediye Sosyal Tesislerinde verilen Nikah Salonundaki Atatürk posterinin kapatılmak sureti ile hakkımda yapılan saldırılar. O salonun, o kuruma, o partiye verildiğinden haberim olmadığı gibi, o salonda ben yokum. O salonda, benim olmadığım yerde bunun sorumluluğu niye bana atfediliyor, onu anlamadım. Ama başka bir fotoğraf var onu sizinle paylaşayım. Burada bir Kent Konseyi Genel Kurul toplantısı var, 2015 27 Ağustos tarihinde, genel kurul olduğunu ifade eden bir poster var ve Atatürk posteri kapatılmış şeklinde duruyor ve bir hanımefendi konuşuyor. Kendisi orada, Sayın Tülay Ömercioğlu.  Malatya’da daha beterin beteri var. Bunu suçlamak için söylemiyorum. Orada genel Kurulda bir pankartın asılmış olması konusunda titizlik gösterilmeliydi, ona diyecek bir şeyim yok. Bu konuda HDP’den de bir açıklama geldi, kasti yapılmadığı konusunda. Biz de onlara bir yazı yazdık,  bundan sonra dikkatli davranın diye. Bundan sonra herkes için aynı dikkati gözeteceğiz. Ama burada, işte IŞİD’liler Malatya Belediyesi ile. Burada Atatürk ve Türk Bayrağı yerine IŞİD’in şeyi var. Burası Malatya Belediyesi. Burada bir kasıt var. Bunlara hiç söz yok, benim olmadığım bir yerde Atatürk resminin kapatılmış olmasında bana nasıl bir fatura çıkarılıyor, anlamak mümkün değil” dedi. 
 
“Benim böyle fotoğrafım yok”
Başkan Gökhan, geçtiğimiz haftalarda yandaş gazetelerde çıkan haberlere de değindi. Başkan Gökhan, kayyum eleştirisi nedeni ile hakkında soruşturma açıldığını, kayyumu eleştirmenin suç olmadığını ve kayyumu kabul etmemeye devam ettiğini ifade ederek; “Bu arada yine bir gazete var. Gazete demeye dilim varmıyor, ama bir gazete var. O gazetede diyor ki, ‘Atanan müfettiş Çanakkale Belediyesi’nde. Çanakkale Belediye Başkanı Genel Başkanı sattı’. Altta da benim fotoğrafım, Karayılan ve Öcalan’ın fotoğrafı. Şimdi benim böyle bir fotoğrafım yok. Bu montaj belli. Benim ne PKK ile ne Öcalan’la, ne bilmem kimle bugüne kadar hiçbir ilişkim olmadı. Ama destan halinde söyleyebileceğimiz, ilişkisi olan insanlar var. Yani Oslo’dan, ilk PKK görüşmelerinden başlayan, Kürt açılımı ile Ahmet Türk ile olan o zamanın AKP lideri var, Habur sınır kapısından girilip, orada mahkeme kurulup, ‘ben pişman değilim’ diyen adamların bile affedildiği süreçler var. Şiwan Perver, Barzani ile Megri şarkıları söylenen fotoğraflar var. Benim böyle fotoğrafım yok. En sonunda Dolmabahçe Sarayında birlikte fotoğraflar var. Öcalan’ın mesajının Diyarbakır’da Türkçe ve Kürtçe olarak okutulması olayı var. Benim böyle bir şeyim yok. Bunlar ile ilintim bile yok. Olamaz. Peki ne yapmaya çalışıyor bu? Müfettiş gelmiş, evet geldi. Efendim bazı belediyelere yapılan atamalara basından tepki gösterdi diyor benim için. Benim hiçbir basın organında, hiçbir yerde görevlendirilen Başkanvekilleri ile ilgili en ufak bir beyanatım yoktur. Ne vardır? Kayyum ile ilgili sözüm vardır. Neden bu söz ortaya çıkmıştır? Ne için? Yani hukuken kayyum filan diyerek tepki mi göstermişim? Yok öyle bir şey. Peki ne olmuş da olay benim soruşturulmam noktasına gelmiş? Başka konularda da soruşturmalar açıldı. Onların cevabını da verdik. Sur Kardeşliği, Pilav var. Hepsini atlatmışız, kayyuma takılmış müfettiş. Tamam. Ne demişiz? Demişiz ki, Sayın Bülent Turan demiş ki, ‘Atık yeni kardeşiniz kayyum’ demiş. Ben de onun üzerine demişim ki, ‘ kayyum benim kardeşim filan olamaz, ben kayyum filan tanımam’ demişim. Dedim, demeye de devam ediyorum. Suç işlemeye mi devam ediyorum, hayır. Çünkü kayyum diye bir kavram yok. Biz kayyum tanımayız. Biz orada bulunan halkla, Çanakkalelilerin kardeşliğini savunuruz. Bizim olmamız şart değil. Oradaki Belediye başkanı yok artık. İmzalamışız, meclisler karar vermiş. Kayyum kelimesi küçük düşürücü bir kelimedir, onun için karşı çıktık. Çıkan yasanın hiçbir yerinde kayyum sözü yok. Yani kayyum acz içine düşmüş şirketlere, yönetilemez hale gelmiş kurumlara atanan bir kavramdır. Yerel yönetimlerde kayyum olmaz. Ne olur? Başkanvekili ya da başkan olur. Yasa açık. Ne tekim orada belediye meclisine atama yetkisi vermişler. Genişletmişler Valinin yetkilerini. Benim hiçbir yerde görevden alınanlar ile ilgili ay da oraya atananlar ile ilgili hiçbir sözüm yoktur. Onu hakimler, savcılar söyleyecekler, ben değil. Ama kayyum konu edilirse, kayyum kavramına karşı olduğumu söyledim. Ben bunu söylemeye de devam ediyorum” dedi. 
 
“FETÖ’den tutuklu bulunan rektörün beslemesiydi bunlar”
Kayyumun AKP’li Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli tarafından da kabul edilmediğini ifade eden Gökhan; “Bunu sadece ben söylememişim. Bunu Sayın Genel Başkan da söylemiş, Genel Başkanı sattı diyor, Eski Rektör beslemesi öyle diyor. Bunu kayyum meselesini milletvekilleri söylemiş, birçok kişi de demiş de, başka biri de demiş. Gazetecilerin sorularını yanıtlarken, düzenlemenin kayyum olarak adlandırılmasına karşı çıktı deniyor. ‘Düzenlemeyi kayyum yerine, teröre karışanların görevden alınması’ olarak niteleyen Sayın Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli. Doğru, kayyum denmez, denemez. Bir belediye, bir yerel yönetim acze düşemez. Mutlaka birleri orada bu yönetimi yapar. Benim söylediğim, belediye başkanı görevden alınabilir, doğaldır, meclis varsa meclisten birinin atanmasını yeğlerim. Ama meclis de yoksa o zaman bir tane memur atarsın. Bu oldu mu, oldu. İhtilal zamanında, 1980’de meclis de gitti, başkan da gitti. Tam 3-3,5 sene burada Ender Gül Başkanlık yaptı. Ama onun adına kayyum denmedi, onun adına Belediye Başkanı dendi.  Burada kelimeleri çok dikkatli kullanmak lazım. İnsan benim anlayışıma göre burada zedelenir. Benim olmam şart değil. Çanakkale’de bu belediyeyi yürütecek başka insanlar yok mu? Var. Ben de bunu söyledim. Şimdi bunu almışlar, matah bir şeymiş gibi kullanmışlar. Şimdi bu konuda yargılanıyorum, yargılanabilirim de. Bu yargıya düştüğü için artık çok yorum yapmama da gerek yok. Ben burada ne dediğimi anlatmaya çalıştım. Fakat bu noktada bunu yazan insanları anlamıyorum. Bunlar neme nem insanlardır. Zamanında, şu anda FETÖ’den tutuklu bulunan rektörün beslemesiydi bunlar. Firuze adı altında bir şeyler yazıyorlardı. Bu palabıyıklar filan, bunların hepsi içeride şimdi. Bunlar beraberdi. Onlar adına yazıyorlardı, tetikçilik yapıyorlardı. Şimdi başkalarının tetikçiliğini yapıyor” dedi. 
 
“Yargılanması gerekenler bana laf etmesin”
Hırsızlık, yolsuzluk ve ahlaksızlıktan yargılanmaktan korktuğunu ve bunların dışında her şeyden yargılanmaktan çekinmediğini ifade eden Başkan Gökhan; “Biz burada her zaman Türk yargısına güvenmişizdir. Öyle olması gerekir. Yargıya inanmazsak yaşayamayız. 3 şeyden yargılanmaktan korkarım. Hırsızlık, yolsuzluk ve ahlaksızlık dışında her şeye hesap veririm. Allah beni bu üç şeyden yargılanmaktan korusun. Ama bunlardan yargılanması gerekenler bana laf etmesin. Benim PKK ile HDP ile onla, bunla bir alakam yok. Benim demokrasiden yana bir tavrım var ve bunu ortaya koyuyorum. Ama FETÖ ile ilişkileri adım adım, gün be gün çıkanlar düşünecekler, ben değil. Allah’ın sopası yok. Allah bize bu haksızlıkları yapanların ne duruma geleceklerini gösterecektir. Bu fitnedir, iftiradır ve bu günahtır. Bununla ilgili bundan böyle hiçbir şey konuşmayacağım. Bu noktada da alnım açık. Geziyorum, halkın içindeyim. Hiç kimse de bana bu bağlamda hiçbir şey söylemedi. Ama başka konularda başkalarına neler dendiğini burada söylemem hiç uygun olmaz. Merak eden varsa, hani o ablalar diyenler vardı ya, yeni ablaların kimler olduğu adım adım ortaya çıkıyor” dedi.
 
“Bizim kardeşliğimiz hiçbir zaman bozulmayacak”
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan Sur Belediyesi ile ilgili görseli de meclis üyelerine izlettiren Başkan Gökhan; “Son olarak sizlere bir film göstereceğim. Dedim ya Allah gösterecek diye,  gösteriyor. ‘Bozulmayacak kardeşliğimizin şehri Sur’.  Bu benim yayınım değil. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yayını. Bozulmayacak kardeşliğimizin şehri. Evet. Biz de bütün Türkiye Cumhuriyeti’ndeki şehirlerle kardeşliğimizin hiçbir damlasını bozmayacağız. Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşıyan herkes kardeşimizdir. Herkesle barış içerisinde yaşamanın mücadelesini yapacağız. Yani Surdakilerin hepsi oradan kovuldu da, yeni insanlar mı oraya dolduruldu. Öyle bir şey mi oldu. Öyle bir şey olabilir mi? Orada birileri suç işlemiş olabilir, hepsi mümkündür. Devlet gereğini yapar. Yargıya verir, tutuklar da, hapse de sokar. O devletin işi, biz ona karışamayız. Ancak biz oradaki bu suçu işlemiş olanlardan hareket ederek, kardeşliğimizi bozmayı düşünmeyiz. Benim düşünmediğim gibi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da düşünmemiş. Çevre ve Şehircilik Bakanı niye böyle bir şey yapmış biliyor musunuz? O bizim Tarihi Kentler Birliği Başkanlığımızı yaptı 2 dönem. Biz hep beraberdik. Oradan gelmedir ve Sur’u gayet iyi bilir. Sur’la olan ilişkileri, Sur Belediyesi ile de beraber çalıştılar. Dolayısı ile Midyat, Sur Belediyesini bilir, onun için böyle bir reklama evet demiş. Kendisine teşekkür ediyorum. Bu reklamı izlediğim an oturdum, huşu içerisinde de izledim. Onun için bizim kardeşliğimiz hiçbir zaman bozulmayacak” dedi. 
 
“Barış üslubumuzu bozmamaya kararlıyız” 
Çanakkale siyasetinin hiçbir dönemde bu kadar gerilmediğini ifade eden Gökhan; “Ben bu dönem kadar kötü bir dönem geçirdiğimi hatırlamıyorum. Çanakkale’de siyasetin bu kadar gerildiğini, bu kadar haksızlık yapıldığını hatırlamıyorum. Sayın Mehmet Daniş ile biz geçen seçimlerde karşı karşıya seçim mücadelesi yaptık. Baya yoğun bir seçim dönemi geçirdik. Ama hiçbir zaman birbirimizi asla ve asla zedelemedik. Kalbini kırmadık. Ama ne zaman karşı karşıya gelsek, her zaman saygı ile davranıyoruz. İsmail Kaşdemir kardeşimle hakeza. Müjdat kardeşimle de öyle. Geçmişte bütün milletvekilleri ile belli, Çanakkale’ye yakışan bir üslup içerisinde birlikteliklerimiz oldu. Ama maalesef bu dönemde bu kent gerilmeye çalışılıyor. Buna müsaade etmeyeceğiz. Bu kent bu üsluba uygun bir kent değildir. Biz bu üslubumuzu demokratik, laik Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurulduğu bu topraklarda, barış üslubumuzu bozmamaya kararlıyız” dedi. 
 
“Lozan’ı tartışıyorsunuz hala”
Başkan Gökhan’ın açılış konuşmasının ardından mecliste bulunan partilerin grup başkanvekilleri söz alarak, Çanakkale ve ülke gündemine dair görüşlerini dile getirdiler. Grup başkanvekillerinin ardından tekrar söz alan Başkan Gökhan; “15 Temmuz’a kadar Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili ne çileler çekti bu ülke. Yani nelerle, ne sözlerle karşılaştık. Atatürk posterleri indirildi, asılmadı. Bütün bunları yaşadık. Şimdi 15 Temmuz’dan sonra asılmaya başlandı. Bunları yapmayanlar FETÖ’cülermiş. Doğrudur, ama bu anlayıştan vazgeçmemiz lazım. Daha yeni Lozan tartışmalarını yaşadık. Şu anda gündem bu mu. Osmanlı’dan bugüne geçmişimizi yerden yere vurma zamanı mı? Hepsini sahiplenme zamanı. 3 tane kahramanımız var Çanakkale’de. Bir tanesi Hektor, bir tanesi Fatih Sultan Mehmet, bir tanesi Mustafa Kemal Atatürk. Biz geçmişimizi sahiplenmekle övünen insanlarız. Yani bunları yok öyleymiş de, böyleymiş de dememiz lazım. Ne oldu bugüne geldiğimizde? Bu IŞİD denilen adamların ekmeğine yağ sürdük. Atatürk ile ilgili yapılanlar gerçek. Saygı duyuyorsanız sorun yok, ama yarın yine dönmeyin. Yapılanları sahiplenmek gerekir, çünkü dünya kabul ediyor. İcraatlarınızı biliyoruz. Lozan’ı tartışıyorsunuz. Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili neler düşündüğünüzü ben söylemiyorum. Açın o yandaş televizyon kanallarınızı, devamlı ilk fırsatta ve her fırsatta Mustafa Kemal ve Cumhuriyet dönemleri tartışılıyor. Ne gerek var? Ne için? Biz işimize bakalım. Çağdaş ülkeler seviyesine varmaya çalışalım. Teknoloji, eğitim, üretim, bunları konuşmamız lazım” dedi. 
 
“Eski FETÖ yardakçılarına prim vermeyin”
Çanakkale siyasetinin yeni yılda artık gerilmesine izin vermeyeceğini ifade eden Gökhan, Çanakkale’de eski FETÖ yardakçılarına prim verilmemesi ve onların yazdıklarına prim verilmemesi gerektiğini ifade ederek; “Atatürk ölmüş, İnönü ölmüş, Fatih Sultan Mehmet ölmüş, Yavuz Sultan Selim ölmüş. Adam Yavuz Sultan Selim’e laf ediyor. Yani ne anlamsız bir şey. Osmanlı tarihi bizim tarihimiz değil mi? Onlar bizim köklerimiz değil mi? Aslında laikliğin temelini Fatih Sultan Mehmet atmıştır. İstanbul fethinde oradaki Hristiyanların, Protestanların dinlerini yaşamasını emreden ve onlara bir şey yapılırsa gereğinin yapılacağını söyleyen Fatih Sultan Mehmet değil mi? Saray Bosna’da, orada Fatih Sultan Mehmet’e ait bir medresenin kapsında, ‘Kim ki Bosnalılara bir şey yapa kellesi vurula’ demiyor mu? Bosnalılar Fatih Sultan Mehmet yüzünden İslam’ı seçmediler mi? Seçmişler. Bunları hiç bilmiyoruz. Tarihimizi bilmiyoruz. Bunları unutmamamız lazım.  Fatih Kütüphanesinde Troia ile ilgili el yazmaları vardır. Bunların hiç birini okutmuyoruz, bilmiyoruz. Okullarda bunları öğretmiyoruz. Varsa yoksa hamaset. Bunlar bizim öz tarihimiz. Anadolu coğrafyasındaki bütün medeniyetler bizim. Hitit’inden tutun, bütün hepsine kadar. Bugün saçma sapan bir şey okudum. Göbeklitepe ile ilgili. Neymiş, Hz. İbrahim’in putlarıymış, yıkılmalıymış. O zaman IŞİD’in Palmira’yı yıkması ile Afganistan’da Taliban’ın oradaki surları, kaleleri yıkması arasında ne fark var? Bunları konuşmamız lazım Türkiye’de. Tarihimiz çok yüce bir tarih. Biz onların hepsini yerle yeksan ediyoruz, işte IŞİD’in yaptığı gibi, sonra birbirimizden korkmaya başlıyoruz. Biz birbirimizden korkar hale geldik. Bırakın birlik beraberlik laflarını, biz birbirimizden korkar hale geldik. Onun için yeniden birleşmemiz için tarihimizi iyi bilmemiz ve onun üzerinden yeniden birlik ve bütünlüğümüzü kurmamız lazım. Bunun özü budur. Onun için buralarda birbirimizi gırtlaklayacağımıza, bırakın bunları bu kentte biraz ilerlemeye çalışalım. Neden bunları söylüyorum? Buraya gelirken içim acıdı. Yine 2 insanımızı kaybettik. Bunlar can. Orada biz de olabilirdik. Onun için ben artık Çanakkale’de de bu tür insanların, eski FETÖ yardakçıları gibi saçma sapan insanlara prim verilmemesi ve onların yazdıkları ile avunulmamasını sizden rica ediyorum. Çünkü bu kent halkı beni tanır, bilir. Benle baş edemezsiniz. Hiç olmazsa huzuru bozmayın, düşman kazanmayın. Bırakın insanlar işini yapsın. 
(Şeçkin Sağlam-Şenol Güven)

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI

“Böyle yönetim olmaz”
21.02.2017    4280
O bürokrat yargılanacak!
21.02.2017    783
Sümerbank adım adım...
21.02.2017    635