"17 Nisan 'Sağlıkta Şiddete Karşı Mücadele Günü' olmalı"

18.04.2019         

Sağlık emekçileri dün, Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi önünde basın açıklaması yaptılar. Açıklamada 17 Nisan'ın ?Sağlıkta Şiddete Karşı Mücadele Günü' olarak ilan edilmesini ve Sağlıkta Şiddeti Önleme Yasası'nın derhal çıkartılmasını isteyen sağlık emekçileri, talepleri için Truva Atı önünde ?Beyaz Nöbet Eylemi? gerçekleştirdiler.

 Çanakkale Tabip Odası - SES Çanakkale Şubesi - Çanakkale Aile Hekimleri Derneği - Çanakkale Sağlık Çalışanları ve Emeklileri Derneği’ üyelerinden oluşan sağlık emekçileri, dün Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi önünde bir araya gelerek sağlıkta şiddete karşı taleplerini dile getirdiler. Sağlıkta şiddetin her geçen gün arttığı ve yeterli önlemlerin alınmadığını belirten sağlık emekçileri 17 Nisan’ın ‘Sağlıkta Şiddete Karşı Mücadele Günü’ olarak ilan edilmesini ve ‘Sağlıkta Şiddeti Önleme Yasası’nın derhal çıkartılmasını talep ettiler. Sağlık emekçileri, hastane önünde yaptıkları açıklamada; 2012 yılında öldürülen Dr. Ersin Arslan’la ilgili; “Bugün, 17 Nisan… Bundan tam yedi yıl önce 17 Nisan 2012 günü Dr. Ersin Arslan ameliyattan çıkıp geldiği servisinde öldürüldüğünde, Türk Tabipleri Birliği olarak; “Hiç kimse bu cinayeti ‘cehaletle, tepkiyle, münferit olayla’ açıklamaya kalkmasın, Dr. Ersin Arslan göz göre göre öldürüldü” demiştik. “Yıllardır, sağlık ortamının vahşi bir şiddet ortamına dönüştüğünü, sürekli olarak saldırıya uğradığımızı, tüm sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin artık dayanılmaz boyutlara geldiğini ve can güvenliğimizin olmadığını söyledik, söylüyoruz… Durumun vahametini kavrayıp tedbir alması gereken yetkililer ise bütün bu söylediklerimize kulaklarını tıkadılar, gözlerini yumdular… Olan biteni seyretmekle yetinmeyip daha da kötüsü, hastaları sağlık çalışanlarına karşı kışkırtmaya devam ettiler” diyerek kamuoyuna, sağlık alanındaki şiddetin ciddiyetini aktarmıştık” dediler. 

 
“Şiddeti önlemeye dair ciddi önlemler alınmadı”
TTB’nin tüm çabalarına ve çözüm önerilerine rağmen sağlıkta şiddeti önlemeye yönelik ciddi bir adım atılmadığı ifade edilen açıklamada; “Bu tarihten sonra da, ne yazık ki Dr. Kamil Furtun, Dr. Abdullah Biroğul, Dr. Aynur Dağdemir, Dr. Hüseyin Ağır, Prof. Dr. Muhammed Said Berilgen ve Dr. Fikret Hacıosman görevleri başında öldürüldüler. Sağlık kurumları basıldı, kimimiz onlarca hasta yakınının saldırısına maruz kalıp yoğun bakımlara düştü, binlerce sağlık çalışanı ciddi saldırılara maruz kaldı ve birçoğu ölümden kıl payı kurtuldu. TTB olarak sağlıkta şiddetin geldiği noktanın dayanılmaz ağırlığını her seferinde T.B.M.M.’ne, Sağlık Bakanlığı’na ısrarla ilettik ve sağlıkta şiddeti sona erdirecek önlemlerin alınmasını istedik. Ancak, başta konunun birinci derecede muhatabı Sağlık Bakanlığı olmak üzere siyasi yetkililer, “görmedik, duymadık, bilmiyoruz!” taktiğiyle hekimlerin taleplerine kulaklarını tıkadılar” denildi.
 
“Güvenliği sağlamak için gereken önlemlerin alınmadığı açıktır”
Sağlıkta uygulanan politikalara dikkat çekilen açıklamada; “Evet, aradan yedi yıl geçti ama ne yazık ki ne sağlık alanında yaşanan şiddete yönelik azalma oldu ne de gerçekten önleyici ve cezalandırıcı bir “sağlıkta şiddeti önleme yasası” çıkarıldı. Tam tersine; sağlıkta şiddeti toplumsal olarak besleyen ve sağlık alanındaki sorunların, sağlık çalışanlarından kaynaklandığına işaret eden çeşitli sözler, davranışlar ve dizi film replikleri paylaşıldı. Sağlık çalışanlarının güvenliğini sağlamak için gereken önlemlerin alınmadığı, cezaların caydırıcılığının bulunmadığı açıktır. Sağlık alanında uygulanan politikalardan sorumlu olanlar, sorunu görmezden geldiler. “T.B.M.M Sağlıkta Şiddeti Araştırma Komisyonu”nun raporunun gereklerini bile yerine getirmediler… Tutum ve davranışlarıyla toplumdaki “şiddet ve öfke” duygusunu beslediler, vatandaşın karşısına, ‘hedef tahtası’ olarak sağlık çalışanlarını koydular ve sadece olup biteni seyrettiler. Sağlıkta şiddet sarmalı; yıllardır uygulanmakta olan Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın, sağlığın ticarileştirilmesinin, “paran kadar sağlık!..” politikalarının ve “parasını veriyorum, dediğimi yapmazsan döverim!..” anlayışının, siyasal iktidar tarafından kışkırtılmasının bir sonucudur. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet rutin hale gelmiş, “ölüm” artık sıradanlaştırılmıştır. “Kışkırtılmış sağlık talebinin” eldeki hizmet olanaklarıyla tam olarak karşılanamamasının ve yurttaşların sağlık hizmet beklentisinin yapay biçimde yükseltilmesinin, gelinen tabloda katkısı büyüktür” denildi.
 
“Taleplerimizden vazgeçmeyeceğiz”
Açıklamada son olarak; “Bugün ülkemizin her yerinde, Dr. Ersin Arslan’ın yedinci ölüm yıldönümünde, 17 Nisan’ın “Sağlıkta Şiddete Karşı Mücadele Günü” olarak ilan edilmesi ve TTB’nin hazırladığı “Sağlıkta Şiddeti Önleme Yasası”nın derhal çıkarılması amacıyla bu taleplerimizden asla vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha göstermek için uyarı eylemlerimizi gerçekleştiriyoruz. Kamu ve özeldeki tüm sağlık kurum ve kuruluşlarında sağlık hizmeti üreten ‘Hekimlerimizi, Hemşirelerimizi, Sağlık Memurlarımızı, Teknikerlerimizi, Teknisyenlerimizi, Aile Sağlığı Elemanlarımızı’ ve idari görevlerde olanlar da dahil olmak üzere tüm sağlık iş gücünü oluşturanları, bize destek veren tüm emek örgütlerini ve kendileri için sağlık hizmeti ürettiğimiz vatandaşlarımızı, saat 18: 30’da Truva Atı’nın önünde yapacağımız ‘Beyaz Nöbet Eylemi’miz de buluşmaya çağırıyoruz. Kamuoyuna saygılarımızla duyururuz!” ifadelerine yer verildi.
(Eren Aşnaz)
© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER