"Mücadelemiz kazanana kadar sürecek"

07.08.2019         

5 Ağustos Pazartesi günü Atikhisar Su Havzası'nda yapılmak istenen siyanürlü maden işletmeciliği ve işletme için yapılan doğa katliamına karşı binlerce kişi bir araya gelerek katliama dur dedi. Kazdağları için yapılan büyük buluşmaya katılanlar, düşüncelerini aktardılar.

 Çanakkale’nin tek içme ve su kaynağı Atikhisar’da yaşanan doğa katliamına karşı binlerce yurttaş 5 Ağustos Pazartesi günü bir araya gelerek, altıncı şirketin katliamlarına ‘dur’ dedi. Çanakkale’den ve Türkiye’nin birçok yerinden Atikhisar’a akın eden vatandaşlar,  ‘toprağımız, suyumuz, havamız ve doğamız sahipsiz değildir’ dediler. Kepez Belediye Başkanı Birol Arslan mücadelenin, Kazdağları gerçek sahiplerine bırakılıncaya kadar devam edeceğini belirtirken, Çan Çevre Derneği Başkanı Hamza Yıldız, büyük buluşma il ilgili durum değerlendirmesi yaparak; “Binlerce yıldır efsaneleri doğuran ve yaşatan Kazdağları`na bu defa evlatları sahip çıkıyordu” dedi. Yıllardır Bayramiç’in Kurşunlu Köyü’nde feldspat madenine karşı mücadele veren Kurşunlu Köyü Azası Kağan Baraş ise; “Türkiye Cumhuriyeti’nin akledebilen bireyleri, ‘toprağına,  suyuna, havana sahip çık…’ Çık ki evladın, torunun seni hayırla yad etsin…” dedi.    Açıklamasında; “Kaz dağlarının sesi olmak ve doğaya yapılan katliama ‘DUR!’ demek için ‘Büyük Su ve Vicdan Buluşmasında’ tek ses tek yürek olduk” diyen Kepez Belediye Başkanı Arslan; “Çanakkale’nin topraklarını, suyunu zehirlemek isteyen maden şirketlerinden ve onların işbirlikçilerinden, Kazdağlarını korumak için bu memleketin yurtsever insanlar yine destan yazıyor.  Geleceğe daha yaşanır bir çevre bırakmak ve bu büyük ekosistemin korunması sağlamak adına tüm Türkiye tek vücut oldu. Duyarlı sanatçılarımız, siyasiler, odalar, STK`lar, tüm Doğa dostları ve çoluk çocuk, yaşlı genç tüm halkın katılımıyla büyük bir direniş başladı. Sesini duyamadığımız ağaçların, kuşların, sincapların, ceylanların, kirpinin, toprağın, suyun sesi olmak için tek yürek olma zamanı. Sevmekle başlayan yolcuğumuz Kazdağları gerçek sahiplerine bırakılıncaya kadar devam edecektir. Suyumuzu, toprağımızı zehirleyen, ormanlarımızı yok eden Kanadalı firma bu katliama dur diyene kadar mücadeleye devam edeceğiz” dedi. 

Çan Çevre Derneği Başkanı  Yıldız, 5 Ağustos günü yaşadıklarını ve duygularını aktararak;  “Sabah erkenden Menderes Parkı`na geldim. Bu defa Kara Kız`ı değil Su ve Vicdan Nöbeti`ne katılacak arkadaşlarımı bekliyorum. İçimde özlem şiirleri yerine öfke ve kararlılık var. Günlerden Pazartesi. Üstelik şehrin pazarı ve mesai başlangıcı. Bir aydan beri yapılan çalışmalar, on gündür süren nöbetlere şehrin vereceği karşılığın ve olduğunu ben de merak ediyorum doğrusu. Çünkü Asmalı, Kızılelma, Helvacı, Çırpılar da yapılan ÇED toplantılarında bir avuç insandık. Park yavaş yavaş hareketlendi. Yalnızlığımız bereketlenmeye başladı. İlk otobüs dolmuştu bile. Ve kadınlarımız, o mübarek kadınlarımız bizi yalnız bırakmama yemini etmişlerdi sanki. Biga`dan dostlar da katıldı aramıza. Buluşma, kucaklaşma ve kararlılığa dönüştü. Milletvekilleri, il genel ve belediye meclis üyeleri, her zaman yanımızda olan belediye başkanı Bülent Öz de aramıza katıldılar. Onlarca otobüs ve taksi doldu. Bayram havasında yola koyulduk. Konvoy Çekiçler altında polisler tarafından durduruldu. Kimlikler toplandı. GBT`ler beklenmeye başlandı. Ama daha on dakika olmadan arkamızda Bandırma, Gönen, Balya, Yenice otobüsleri sıralanmaya başladı. İnsanlar ve araçlar sel olmuş Kirazlı`ya akıyordu. Bir süre sonra araçlardakilerin isim listelerini vererek yola devam ettik. Azim, kararlılık ve çoğunluğun ortak iradesi ilk engeli aşmıştı. Termik santralin bacası zehir kusmaya devam ediyordu. Mısır tarlaları yemyeşil ve ovanın bereketi külle boğuşuyordu. Gecikmiştik. Cemiyet alanını geçince Su ve Vicdan Nöbeti buluşmasının milli bir kucaklaşmaya dönüştüğünü anladım. Çünkü binlerce araç yolun kenarına sıralanmıştı. Aracımız Balaban`a ulaştığında bir insan seliyle karşılaştık. Kamp alanı tamamen dolmuş insanlar orman içlerindeki gölgelerde konaklıyor ve gelenlerin ardı arkası kesilmiyordu. İnsanların elinde sadece Türk ve Atatürklü bayraklar vardı. Hiç bir siyasi simge yoktu. Sanki yeni bir Kuva-i Milliye ruhu yeniden doğuyordu. Binlerce yıldır efsaneleri doğuran ve yaşatan Kazdağları`na bu defa evlatları sahip çıkıyordu. Solcusu, devrimcisi, milliyetçisi, ülkücüsü, çocuğu, yaşlısı... Türbanlısı, başörtülüsü, şortlusu... Özlediğimiz bir tabloyu Kazdağlarına ve yurdun her bir köşesine cesurca asıyordu. ``Biz Türkiye’yiz`` mesajını muktedirlerin zulmüne karşı kararlı direnişiyle sergiliyordu” dedi. 
Kurşunlu Köyü Azası Kağan Baraş; “Bugün Kirazlı Balaban’ da idik. Vatanın nasıl satıldığını, vatan hainliğinin ne demek olduğunu  ‘Kurşunlu köylüleri.. köylümüz Belediye Meclis Üyesi Yıldırım Başaran, Bayramiç Belediye Başkanımız Sayın Mert Uygun.. İbrahim Gül hocamız, Vekillerimiz, Mahmut Tanal, Muharrem Erkek, binlerce vatansever…’ Gözlerimizle gördük... Türkiye Cumhuriyeti’nin akledebilen bireyleri, ‘toprağına,  suyuna, havana sahip çık…’ Çık ki evladın, torunun seni hayırla yad etsin…” dedi.
(Eren Aşnaz)
© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER