18 MART

19.03.2017         turgutcamer@hotmail.com

Değerli okurlarım, 18 Mart Çanakkale Zaferinin 102. Yıldönümündeyiz. Bugün "1915 Çanakkale" köprüsünün temel atma töreni yapılacak.

 Başbakan Binali Yıldırım’ın köprü ile ilgili ilginç(!) sözlerini irdeledikten sonra, 102 yıl önce yaşanmış bir olayı paylaşacak ve bir çağrı ile yazımı noktalayacağım...

***

            Köprü ihalesi yapıldıktan sonra Binali Bey; “Çanakkale geçilmez dediler. Ama şimdi dünyanın en uzun köprüsüyle geçilecek” demişti.

            (Belki de bu günkü temel atma töreninde de benzer sözleri işiteceğiz! )

*Açık deniz kaptanlarının gemi seyir defterlerine JURNAL deniliyormuş. JURNAL, gemi seyirde ya da limanda demirlemişken o gemiyle ilgili bilgilerin yazıldığı defterdir. O deftere geminin rotası, hızı, geldiği/gideceği liman, vardiya değişimleri, hava durumu gibi konular not edilir. Bu defterler belirli bir düzende tutulur. Kanal, boğaz ve sığ sularda sürekli olarak güncellenir.

            Örneğin;

Kilitbahir bölgesi geçildiğinde; ‘Saat 15.30 Kilitbahir geçildi’ yazılır.

İstanbul Boğazı geçildikten sonra; ‘Saat 05.00 İstanbul Boğazı geçildi’ yazılır.

Bu dünyadaki bütün boğazlar için aynıdır, bir tek Çanakkale hariç…

Çanakkale Boğazı seyri tamamlandıktan sonra seyir defteri JURNAL’A;

‘Saat 21.30 Çanakkale çıkıldı’ ya da ‘Saat 21.30 Şehitlik Abidesi 2 Milden selamlandı’ yazılır.

Çünkü bilirler ki ÇANAKKALE GEÇİLMEZ…

Çanakkale geçilmez! Düşman (İngilizler, Fransızlar) için söylenmiş bir sözdür.

*Tüm dünyanın bildiğini, (eğer dili sürçmediyse) keşke Başbakan Binali Bey’de bilseydi… Çanakkale geçilir oldu ne demek!?.

Ne yazık ki “Çanakkale Geçilmez” sözünün kime dendiğini ve Türk Milleti için ne anlam içerdiğini bilmeyen bir Başbakanla karşı karşıyayız!.. Üstelik Binali Bey Yüksek Denizcilik Okulu mezunu iyi mi!.. Demek ki boşuna düşük profil aranmamış!

***

Muallim Ahmet Rıfkı:  

Yıl 1915…

Çanakkale’de kızılca kıyametin koptuğu günler…

 Aylardan Mayıs…

            Vefa Lisesi Fransızca Muallim Ahmet Rıfkı her günkü gibi mektepten içeri girer. Selam verir ama çocuklar selama bile karşılık vermezler!..

            Ahmet Rıfkı iyice şaşırmıştır.

            Arka sıralarda oturanlardan biri ayağa kalkarak; “Hocam, mahallemizde eli ayağı tutan ağabeylerimiz Çanakkale’ye gönüllü gittiler, ama siz hala buradasınız! Biz de gitmek istiyoruz, fakat yaşımız tutmuyor, söyler misiniz bize, vatanımız elden giderse sizin verdiğiniz eğitim ne işe yarar!”

*Yaşlı gözlerle sınıftan çıkar ve okulun idaresine dilekçesini verir. Arkadaşlarıyla, öğrencileriyle vedalaşır, evine gelir.

            Ahmet Rıfkı’nın hayattaki tek varlığı yaşlı annesi Ayşe Hanımdır ve Şehzadebaşı semtindeki evlerinde beraber oturmaktadırlar. Durumu annesine anlatır, ondan hakkını helal etmesini ister. Ardından mahallenin bakkalı, güngörmüş bir zat olan Selahaddin Adil Efendiye uğrar ve şöyle der:

            “Selahaddin Amca, Allah’ın izniyle vatanın bağrına saplanmış olan düşman hançerini çıkartmaya gidiyorum. Senden isteğim, anamı iaşesiz bırakma! Kısmetse dönüşte borcumu öderim!”

            Çeşitli cephelerde savaşa katılır.

·         19 Aralık 1915 günü şehit olur…

            Annesi acı haberi alır, çok üzülmesine rağmen imanı bütün bir hanım olduğundan hadiseyi tevekkülle karşılar.

            Aklına veresiye yiyecek aldığı bakkal gelir.

            “Yedi aydır senden veresiye alırız, borcumuzu verelim de oğlum borçlu yatmasın!” der.

            Selahaddin Efendi şöyle cevap verir:

            “Ayşe Hanım, sen okuma yazma bilmezsin, okuma bilen bir yakınını getir de hesabı o çıkarsın!”

            Bunun üzerine Ayşe Hanım, komşusunun kızı Gülşah’la birlikte dükkana girer.

            Selahaddin Adil Efendi, ‘Ahmet Rıfkı’ bölümünü açarak veresiye defterini Gülşah’ın önüne koyar!

            Gülşah Ayşe Hanıma veresiye defterinde ki kırmızı harflerle yazılmış satırları gösterir.

            Şöyle yazıyordur defterde:

            “Bu hesap Ahmet Rıfkı’nın kanıyla ödenmiştir, VESSELAM!”

                                                                       *

ÇAĞRI: (ÇATOD Genel Sekreteri Sn. Armağan AYDEĞER ve Wilusa Turizm İşletmecisi Sn. Ahmet ÇELİK’e).. Tarihi roman türünün Türkiye’de ki en önemli temsilcilerinden Demet ALTINYELEKLİOĞLU’nun “Gülüm” adlı muhteşem bir Çanakkale romanının İngilizce çevirisinin basımı sağlanarak Anzac törenlerine gelen yabancılara hediye edilmesini öneriyorum… T.Ç    

*1915 Çanakkale Köprüsü Ülkemize ve Çanakkale’mize Hayırlı Olsun… T.Ç

 

            


640

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI

Bu nasıl Müdür?
17.11.2017    9727
Yılın nikahı
20.11.2017    3856
O Müdüre suç duyurusu!
19.11.2017    2976
Ezine sular altında
20.11.2017    2412
Dev ihale nefes kesti!
16.11.2017    2240