29 Ekim

29.10.2014         tsavas@comu.edu.tr



Türkiye’de insanların ne istediğini anlamak gerçekten çok zor. Dünya’da insanların ne istediğini anlamak daha da bir zor. Birçok insan için huzur ve mutluluk bir şey ifade etmiyor sanki… Sizce de öyle değil mi?
Bizleri egolarımız yönetiyor. Mantığı hiç kullanmıyoruz, tamamen duygularımız yönlendiriyor davranışlarımızı. Mantık dersini de sevmezdiniz zaten…
Birbirimize rahatsızlık vermeyi seviyoruz. Felsefe “men dakka dukka”, sen ne kadar şerefsiz olursan ben daha bir onursuz olurum, diyor resmen adamlar.
Birçoğu için onur, şeref bir şey ifade etmiyor. Hâlbuki toplumsal matriste en üste yerleştirdiğimiz değerler değil mi bunlar?
Sözde…
İsteseniz de huzuru ve mutluluğu bulamıyorsunuz bu coğrafyada; huzur ve mutluluk bu coğrafyada yetişmiyor. Bu konuda en verimli medyum İskandinav ülkeleri, güneye inildikçe çölleşiyor…
Atlasta Kuzeybatıya çıktığınızda huzur ve mutluluk neredeyse tamamen sizin elinizde, Güneydoğuya indiğinizde ise sizin dışınızda herkes etkili…
Aslında o “herkes” de mutlu ve huzurlu değil…
91 yıl önce yönümüzü Kuzeybatıya çevirmişiz ama rotamızdan durmadan sapmışız. Bir türlü hedefe ulaşamamışız. 91 yıl önce Türkiye ve Avrupa’nın diğer ülkelerini toplumsal, siyasi, ekonomik açıdan kıyasladığınızda makasın kapalı olduğunu görüyorsunuz. Hatta Türkiye, örneğin medeni kanunu düşündüğünüzde, bazı konularda daha da ileride…
Ya şimdi?
Rotamızdan sapmışız, ama hayırlı (!) bir rota da tutturamamışız bir türlü; engin okyanusların ufkunda kaybolup, devasa dalgalarla boğuşan gemiler gibi… Bir türlü batmamış da bu gemi…
12 Eylül darbesi olmasaydı da keşke batsaydı gemi; batsaydı belki yeni, sağlam, rotasından çıkarılamayacak bir gemi inşa edilebilirdi. Belki ders alırdık ve yapılması gerektiği gibi, yönetilmesi gerektiği gibi, kendimize özgü modern araç gereçlerle donatılmış bir gemiyle yolumuza devam ederdik.
91 yıl önce bize adeta bahşedilen gemiyi bir türlü yenileyemedik. Dönem dönem çok güzel rötuşladık, yıkadık, pakladık, boyadık, bayraklarla donattık, ışıl ışıl görünmesini sağladık, ama dönemler ilerledikçe tuttuğumuz yerin elimizde kaldığını gördük. Şimdi de tuttuğumuz yer elimizde kalıyor. Düşünsenize, demokratik, sosyal bir hukuk devletinde olacak şeyler mi bunlar?
Evet, tuttuğumuz yer elimizde kalıyor…
Bazıları bundan memnun mu? Memnun… Orası burası tıkanarak götürülen geminin en tepesinde yer alanlar memnun. Gemi su alıyor, hem de her yerinden. Tahliye pompaları çalışmasına rağmen sular yükseliyor. Ancak tepedekiler suların onlara yetişemeyeceği aymazlığı içerisindeler.
Bugüne değin okyanusun ortasında batmış gemilerde suların ulaşamadığı bir yer olmadı.
Bilesiniz!

1115

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun