8 Haziran umutlarını kim tüketti?

25.08.2015         gemici@yandex.com

Hatırlayın… Sabah uyandığımızda her şey farklıydı… Türkiye’nin yeni umutları yeşermişti. Birlikte daha güçlü olmanın yolu açılmıştı. 13 yıldır biriken sorunlara çözüm üretilebilecek bir noktaya geldiğimizi sanıyorduk…

 

 

Karanlıkta kalan birçok şey –kısmen de olsa- ortaya döküleceği umutlarını yaşıyorduk. Korku, baskı duyguları dağılmıştı. Herkesin üstüne bir rehavet çöreklenmişti. Şimdi sıra % 60’ın gereğinin yapılmasındaydı…

6 Haziran ile 8 Haziran arasında dünyalar kadar fark vardı…

Hazirandan 22 gün tükendi. Temmuzdan 31 gün tükendi. Ağustostan 23 gün tükendi. 76 gün tüketildi… Yok sayıldı. 24 Ağustos’ta 1 Kasım erken seçim takvimi partilere YSK’tarafından gönderildi.  

Ortada ne 7 Haziran seçim sonuçları kaldı ne de 8 Haziran sabahının umutları…

2 Kasım sabahı nasıl bir Türkiye olacağını –şimdilik- kimse bilmiyor. Birçok öngörüde bulunabiliriz. Sonuçların aşağı yukarı aynı olabileceğinden, seçimlerin olmayacağına kadar birçok şey… Hatta bu öngörülerimizi destekleyen birçok gerekçe de gösterebiliriz…

Ama hiç biri dökülen gözyaşlarımızı, acılarımızı üzüntülerimizi, öfkemizi, dipsiz duygularımız, kaybettiğimiz canlarımızın kokusunu hafifletmeyecek…

Yazılan her harf, her kelime, cümle artık kocaman bir yalandır… Haberlerde abuk sabuk yorumlardan yoruldum. “Başkan seçseydiniz bunlar olmazdı” diyen siyasetçilerden bıktım.

Her konuşmasını kendine yontan siyasetçilerin yüzlerinden düşen yalanlardan bıktım. İktidar koltuklarına seçimle gelmiş ama seçimle gitmemek için ellerinden geleni yapan anlayıştan ve ona sürekli koltuk değnekliği yapan siyasi anlayışlardan artık usandım. Duymak bile istemiyorum…

Ayrıştırma, öteleştirme, bölme, kin, şiddet siyasetinden bıktım. Ve bunların hepsi “vatan, millet” adına yapılması yalanından nutkum sıyrıldı.

Bizim birçok sorunumuz var… Anayasa, demokrasi, yolsuzluk, hukuk, eşitlik, işsizlik… Ama en önemlisi bir arada yaşayabilme kültürümüzü yeniden güçlendirmek. Bunu yitirdiğimizi, parmaklarımızın arasından kayıp gittiğini görüyorum… Sürekli birbirimizden uzaklaşıyoruz. Birbirimize dokunma mesafesini kaybedersek, bir daha yan yana gelmemiz olanaksızlaşır…

Hep yarın geç diyoruz ya, umarım bugün geç kalmamışızdır… Bu duygularla 1 Kasıma doğru düşüş hızında gidiyoruz…   

Biz, umutsuz olma hakkı elinden 12 Eylül’de alınmış bir kuşak olarak duruşumuzu, direncimizi yitiremeyiz… “Bir görevimiz daha var, karanlığa direnmek!” derken tam da bu günleri anlatmaya çalışmışız meğer… Daha uzak bir gelecek düşünmüştüm aslında…

-geMici-

gemici@yandex.com

BATI-feneri ÇAKMAYA DEVAM EDİYOR…

 


1047

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun