8 Mart gelmeden önce söyleyelim de... - Ayşegül Sandıkcıoğlu

02.03.2020         

Öncelikle bu yazının mahiyetinin yaklaşan 8 Mart Dünya Kadınlar günü eylemleri hakkında geçmişten bu yana yapılan ve bu yıl da yine kuvvetle muhtemel yapılacak olan yorum ve haberlerle ilgili olduğunu söyleyeyim.

  Bu haliyle hem geçmiş yıllardaki kadın eylemlerine ilişkin rahatsız edici yorumlara hem de bu yıl tekrar edeceğine üzülerek emin olduğumuz aynı söylem ve fikirlere bir cevap olması umuduyla…

 
Patriyarkaya karşı yapılan her eylem bizim eylemimiz!    
Bildiğiniz gibi Çanakkale’de neredeyse yıllardır aynı günde birden fazla 8 Mart eylemi gerçekleşiyor. Ve her 8 Mart sonrasında da durumu üzerine vazife alan klişe erkek egemen söylem ustaları eriştikleri tüm mecralardan demode ve kirli algılarını yaymaya başlıyorlar: “Kadınlar yine birleşemedi”, “Kadınlar yine ayrı ayrı yürüdü”, “Kadınlar kendi aralarında bile anlaşamıyorlar”… 
Acaba bu sadece, sizin bir türlü anlayamadığınız ve anlamak da istemediğiniz “eylem yapma biçim ve içeriğinin” kadınlar tarafından özgürce ve dayatmasız bir şekilde tartışılabilmesi olabilir mi? Acaba Çanakkale’de kadınlar 8 Mart öncesinde kendilerine en uygun eylem biçim ve içerik tartışmasını yapıp ona göre de alanlarda yerini alıyor olmasınlar? 
Kadınlar kendi aralarında anlaşamıyorlar kısmına gelince. Kadınlar tartışıyor beyler. Kavga etmiyor. Tartışmalarda hiyerarşiyi, birilerinin iç disiplinini, emir komuta ya da herhangi bir dikey unsuru değil aksine demokrasinin araçlarını kullanıyorlar. Eylem kararları farklılaşsa da masadan kalkan herkes birbirinin kız kardeşi. Ve Çanakkale’de kız kardeşlerimizin alanlarda “patriyarkaya” karşı yaptığı her eylem hepimizin eylemidir. Ama lütfen dikkat, kız kardeşlerimizin diyoruz.
 
Erkekler alanın dışına lütfen!
8 Mart ve 25 Kasım eylemleri artık tüm dünyada ve Türkiye’de kadınların ve LGBTİ bireylerin öznesi olduğu feminist gece yürüyüşleri ya da yalnızca kadın katılımlı eylemlerle gerçekleşiyor. Bu konuda da yıllarca erkek arkadaşların içerlemelerine cevap vermeye çalıştık. Özetle yineleyelim. Kadın sorununu çok haklı olarak yalnızca kapitalizm sorunu olarak görmüyoruz. Sorunu birçoğumuz patriyarka bir kısmımızsa kapitalist patriyarka olarak değerlendiriyor. Yani sistemsel bir değişimden çok daha köklü ve sistemsel bir değişimi bekleyemeyecek kadar da yaşamsal sorunlarımız olduğu için “toplumsal cinsiyet” olarak erkeklikle sorunumuz var. İdeolojik olarak her gün ve her gün kadınlar toplumsal cinsiyet rolleri üzerinden sömürülüyor ve yok ediliyor. Yalnızca görünür olan fiziksel şiddetle de değil üstelik. Kadın, akademiden siyasete, sokaktan eve kadar her mecrada toplumsal cinsiyet baskısına maruz kalıyor. Bu nedenle 8 Mart ya da 25 Kasım’da neden biz de alanlarda değiliz diyen her erkek arkadaşımıza alan olarak hayatlarını gösteriyoruz. Buyurun size alan: Eviniz, ilişkileriniz, sendikanız, dernekleriniz, partileriniz, eğlence mekanlarınız, diliniz…. Lütfen bir yerden başlayınız. Başladığınızı ve yol aldığınızı gördüğümüzde sizleri de alanlarımızda görmekten gurur duyarız…
 
Bizce artık feminizmi küçümserken daha küçük harflerle konuşun!
Son sözüm de feminizmi bir düşünce biçimi ve bir teori olarak görmeyip gerçekten hala olanca kibriyle küçümseyen, oluşan külliyatı okuma zahmetine bile girmeyenlere gelsin. Yani feminizmi içi boş, üç beş lümpen söylem olarak görenlere. Feminizm bugün, militarizmden milliyetçiliğe, ekolojik yıkımdan tek adam rejimlerine varana dek gördüğü her ayrımcılığa ve diktaya söyleyecek sözü olan ve ses çıkaran bir harekettir. Örneğin Türkiye’de kimselerin burnunu bile dışarıya çıkaramadığı dönemlerde o küçümsenen feminist gece yürüyüşlerinin temalarını ve açılan pankartları hiç düşündünüz mü? İstanbul’da Taksim’i her yıl zorlayan feminist gece yürüyüşlerinde yıl yıl açılan pankartlar şu şekilde: 
· 2003: Hitler, Mussolini, Şaron, Miloseviç, Bush, Saddam… Hepsi erkek, tesadüf mü?
· 2004: Erkek vuruyor devlet koruyor, mezar değil sığınak istiyoruz
· 2005: Erkek düzenine itaat etmiyoruz 
· 2006: Feminist Başkaldırı 
· 2007 - 2008 ve 2009: Militarizme, kapitalizme, milliyetçiliğe, patriyarkaya karşı feminist mücadele
· 2010: Feminist isyan: Kadın cinayetlerine isyandayız
· 2011: Erkek egemen düzene karşı feminist mücadele
· 2012: Aile değil kadınız, feminist isyandayız
· 2013: Bedenimiz, hayatımız, kararımız bizim, aileniz sizin olsun
· 2014: Geceleri, sokakları, meydanları terk etmiyoruz, feminist isyandayız.
· 2015: Hayatımıza sahip çıkıyoruz
· 2016: Emeğimiz, bedenimiz, cinselliğimiz, kurtuluşumuz, feminist mücadele
· 2017: “Hayatlarımıza müdahaleye hayır” ve “Feminist mücadelemizin dönüşü yok” (İki pankartla yüründü)
· 2018: Hayatımız, isyanımız, mücadelemiz feminizm
· 2019: Patriyarkayla uzlaşmıyoruz, feminist isyandayız.
· Bu yıl açılacak olan pankart ise; Patriyarkaya karşı gücümüz: Feminist mücadele olacak.
Ve yine, 730 gün süren OHAL’in ardından ülkede ilk kez 800’ü aşkın kadın bir araya gelerek “Kadınlar Birlikte Güçlü” deme cesaretini gösterdi. Bugün de aynı hareket inadına alanları mora boyamaya ve feminist gece yürüyüşlerini gerçekleştirmeye devam ediyor. Kısacası; itaatin, umutsuzluğun alışkanlık haline dönüştüğü bu ortamda itaat etmiyoruz diyenlere kulak veriniz. Korkmayın, feminizm herkese iyi gelir.
Unutmadan; Çanakkale’de patriyarkaya karşı 8 Mart eylem programları:
- Saat: 14.00 - Salı Pazarı – Cumhuriyet Meydanı arası kadın katılımlı yürüyüş
- Saat: 20.00 - İskele Meydanı – Feminist gece yürüyüşü

2322

Yazarın daha önceki yazıları

Yazarın Arşivine ulaşmak için tıklayınız.
© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER