AKLIMIZLA DALGA GEÇMEYİN

22.12.2014         hasankucukoba@gmail.com



Basın hürdür, basın özgürlüğü olmazsa olmazlardandır.
Düşünce özgürlüğü her şart altında korunmalıdır.
Düşüncesine katılmasak dahi o kişinin de düşüncesini özgürce söylemesini savunmalıyız.
Ancak:
Türkiye `de nelerin yaşandığını, sorgusuz sualsiz insanların mahkeme kapılarında
yıllarca bekletilip onlarca yıl hapishanelerde yattığını söylersek,
olur mu..... adalet, yargı, mahkemeler yok mu idi dersiniz.
Koca devlet vatandaşına haksızlık yapar mı, komplo kurar mı?
Bu televizyonlar gazeteler yalan mı söylüyor?
Devletin polisi hakimi, savcısı vatandaşına iftira atar mı dersiniz.
Bu da doğru....... Demokratik, hukuk devletinde olmaması gerekir.
Fakat :
Kazın ayağı öyle değil.
Çeşitli senaryolarla toplumda yanlış algılar oluştuktan sonra, onun üstüne
ne yapılmak isteniyorsa monte etmiyorlar mı?
Darbeler, iktidar değişiklikleri, ekonomik alım satımlar bu algıların peşinden gelmiyor mu ?
Bu ülkede bunların her türünü  yaşamadık mı ?
Kim  kime hizmet ediyor çok açık net ayan beyan ortada değil mi ?.
Namuslu ve dürüst insanları tenzi ederek,
şöyle kutuyu açıp elimizi vicdanımıza koyup bakalım.
Gidip fakir fukara çocuklarını  ilkokul çağlarında okutacağım diye alacaksın, yurtlarda, kendi dershanelerinde beynini yıkayacaksın, dini bilgi adı altında
hurafelerle kafalarını dolduracaksın,polis ,savcı ,hakim yapacaksın.
Fitre zekat adı altında insanların temiz duygularını sömürüp televizyonlar, gazeteler kuracaksın,
Bu beynini yıkayıp mevki makam sahibi yaptığın insanları toplumun üstüne salacaksın,
Ben insanlık adına, din adına hayırlı işler yapıyorum olacak.
Bu bahsettiğimiz faaliyetler yarım asırdır devam ediyor. Hem de devlet desteği ile.
Geçmişin tüm iktidarları bu tür cemaatlerle
içli dışlı iktidar nimetlerini paylaşırken,üç beş oy uğruna bu felaketleri hazırladılar.
Ne istedilerse..... emriniz olur dediler.
Peki ! Devlet nerede idi ?
Efendim.... bizi aldattılar.
Sadece bu kadar mı ?
Dahası var.
Hukuk devletinde vatandaşlık yerine,cemaat hukukuna bağlı insan tipi esas alındı.
Ruhani liderler pozisyonunda, insanların etrafında toplanmış irili ufaklı,
Cemaatler var. Kim oldukları ne yaptıklarını bilmediğimiz guruplar.
Devlet bürokrasinin üst makamlarından itibar görürler, el üstünde tutulurlar.
Toplumu bu insanların eline mahkum etmiş siyaset makamı,
kenarda oturmuş elini ovuştururken, göstermelik sorgulamalarla günü kurtarmaya çalışıyor.
Bu günkü iktidarın bu Cemaatlerden rahatsızlığı:
onların örgütlülük biçiminin hukuk devletine verdiği zarar değil.
Kendi aralarındaki dalışından kaynaklandığıdır.
Hukuk devletini içten içe kemiren bu tür yapılardan vazgeçilmiş değil.
Tam tersine iktidarı ve muhalefeti ile senin cemaatin benim cemaatim tartışmaları
olanca iştahıyla devam ediyor.
Yıllardır birlikte örgütlenen,Tahşiyeci `lerle Gülen hareketi, ne oldu da birbirlerini
El Kaideci, diğeri onu Siyoniz`nin ajanı olarak suçlamaya başladı.
Mahsum diye komploya uğradı diye yere göğe sığdırılmayan Tahşiye`ciler de.
Fetullah’cılar gibi Nur Cemaatinin bir kolu.
İnsanın aklına şu geliyor, bu Fetullah’çılar sadece Tahşiye`cilere mi komplo kurdular?
Yaptıkları bakan çocuklarının yolsuzlukları ile mi sınırlı?
Sungurlar. Şefkat tepe, tek Türkiye dizilerinin Kürtleri yıllarca canavar gibi göstermeleri
sizin çok mu hoşunuza gidiyordu? Bundan bahseden yok.
Bu cemaatlerde yetişmiş ve devletin kilit makamlarındaki polis şefleri ve savcılar hakimler yerlerinde durdukça, hangi adalete güveneceğiz.
İktidar ve muhalefet demeden komplo, kumpas kurabilen bir güç sıradan bir dini örgüt işi değil.
İşadamı,gazeteci bakan başbakan cumhurbaşkanı dinleyebiliyorsa,
Türkiye`nin boyutlarını aşan bir güç demektir.
Cumhurbaşkanı herkesin tarafını belirlemesini istiyor.
Bu devasa medya ve ekonomik güce sahip, kamuoyu desteği olan çevrelerin yarattığı bilgi kirliliği ortamında kimin eli kimin cebinde nerden bilebiliriz.
Türkiye `de birçok iktidar esrarengiz şekilde kurulmuş ve bu yöntemle dağılmıştır.
Peki !
Başbakan`ın,Cumhurbaşkan’ın itiraflarına bakarsak, Mit ve tüm istihbarat örgütleri, adalet kurumlarına sızılmışsa, (Operasyonları iki gün evvelden kamuoyuna duyurabildiklerine göre.....) Yarım asırdır bu ülkede yaşananların hesabı nasıl ve kime sorulacak.
Sıkı yönetimler, olağanüstü haller, devlet güvenlik mahkemeleri, son olarak da,
özel yetkili mahkemelerin önüne atılan mağdurlar ne olacak.
Kimse bu hastalığın başlangıcını bize 17 Aralık olarak anlatmasın.
Bu komploların. Tuzakların tarihini çok derinlerde aramak gerekir.
Konuşulanlara bakılırsa maşallah herkes kendisini, sütten çıkmış ak kaşık sanıyor.
Bunların hesabını bu kirli işleri birlikte yapanlar soramaz
Günün birinde Anadolu halkı sorar diye ümidimi korumak istiyorum..
 
.
 
 
 
 
 
 

1142

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI

Tarih yerine AVM
18.01.2017    2524
Çanakkale’de su kesintisi
19.01.2017    1250
Kaza mı, kasıt mı?
23.01.2017    891