Ağlamak İsyan etmek Üretmek...

22.07.2019         tkoc@comu.edu.tr

Merhaba dostlar. Yine size geldim, daha doğrusu kaçtım. Ne zaman hüzün, sevgi, isyan, dert gibi insanca duyğular birikse kaçış/paylaşma/arayış kanallarımdan birisi de sizler ile gazete yazıları aracılığı ile sohbet etmek. Sizlerin de yazılarımdan iyi bildiğiniz gibi konuşmayı seviyorum ve hatta daha fazla konuşma ihtiyacımız olduğunu sık sık yazıyorum.

Paylaşacak/dertleşilecek şeyler çok birikti.
Diğer taraftan sizler ile paylaşmayı da özlemişim.
Sizinle en son olarak 19 Mayıs nedeniyle yazdığım “Devrimin gereği” başlıklı yazıda sohbet etmişim.
Ondan sonra ne oldu da koşarak size geldim?
Kalp ameliyatı olmam gerektiğini öğrendim.
Önemli bir sağlık sorunu ile uğraşan kardeşim Cengiz Akbulak tekrar hastahaneye yatmak zorunda kaldı.
İstanbul yerel seçimlerinde demokrasi kazandı.
Çanakkale’nin içme suyu kaynağı olan Atikhisar baraj havzasında akıl, mantık, bilim, kamu çıkarı gibi kavramların hiç biri ile açıklanamayacak bir şekilde altın madenciliğine izin verildi. Oysa bu konunun gerçek yüzü ile ilgili pek çok araştırmamızda Biğa Yarımadası ve Atikhisar Barajı havzasında altın madenciliğinin tam bir felaket olacağını kanıtları ile açıkladık.
Türkiye’de son yerel seçimler ülkenin demokrasisi için umut oldu. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu ile birlikte atmaya çalışıtığı aydınlşık umudu demokrasi tohumlarının toplumda kök saldığının kanıtları son yerel seçimlerde görüldü.
Sevgili kardeşim Cengiz Akbulak’ın tedavisi devam etti.
Ankaraya giderek kalp ameliyatı oldum. Hızla sağlığıma kavuşuyorum.
Türkiye’de demokrasi arayışları, yeni anayasa yazılması ihtiyacı vurgulanmaya başlandı. Türkiye’nin mahalleden başlayarak demokrasiyi konuşarak anayasayı tartışması benim için umut oldu. Türkiye için hep umutlu oldum. Hele ülkede 12 Eylülün daha sonraki gelişmeler ile daha da demokrasi dışı hale getirilen anayasasının tartışmaya açılmasının önemli olduğunu düşünüyorum.
Atikhiar Barajı havzasında yapılan ağaç katliamı ve ona hazırlanan hukuki kılıf akıl ve mantık dışılığı ile beni çok üzdü.
Halkın her bir yandan ve hiç bir farklılığı ötekileştirmeden Çanakkale ve çevresinden akın akın gelerek doğayı katleden altın madencileğine karşı Çanakkale İskele Meydanını doldurması demokrasi adına tekrar umutlanmama neden oldu.
Cengiz Akbulak kardeşimin aramızdan ayrılarak sonsuzluğa yürümesi ağlamama neden oldu. Böylesi bir kayıp sonrasında ağlamak çok basit bir tepki olarak kalıyor ama bazen elimizden birşey gelmiyor. Bir taraftan da yaşamını bu kadar güzelleştiren, insanlaştıran bir insan olmak büyük onur. Ama çok ama çok erken bir ölüm...
İşte bu nedenlerle sevgili dostlar:
Cengiz Akbulak kardeşime ağlıyorum.
Cengiz Akbulak kardeşimi tanış ve onun arkadaşı olmuş olmanın onurunu yaşıyorum.
Cengiz Akbulak kardeşimin çalıştığı konulardan birisi de “YOKSULLUK” idi. Sevgili kardeşimin bilimsel üretme konusundaki kararlılığını devam ettirme sorumluluğunu hissediyorum.
Atikhisar Barajı havzasında gerçekleşen binlerce ağaç aktlimanı örneginde olduğu gibi ülkemde yaşanan akıl ve mantık dışı uyğulamalara kızıyorum.
Atihisar Barajı havzasında, İstanbulda, Türkiye’de doğaya ve demokrasiye sahip çıkma çabasında olan güzel insanların varlığını gözlemledikçe umutlanıyorum.
Sağlığım yerine geldikçe mutlu oluyorum.
...
İşte sevgili dostlar yazının başlığında olduğu gibi karışık duyğular içindeyim.
Hani derler ya acılar paylaşıldıkça hafifler ve mutluluklar paylaşıldıkça azalı diye. İşte bu nedenle bütün bunları yazdım.
Bu konuları bundan sonraki yazılarımla tek tek ve ayrıntılı ele alacağım. Örnegin çok önemsediğim yeni bir anayasanın halk arasıda tartışılarak oluşmasını çok önemsiyorum. Çünkü başka türlü yapıldığında halk hazırlanan anayasaya sahip çıkmıyor.
İşte bu ve benzeri pek çok konu...
İşte bu nedenle yazının başlığı ağlamak, isyan etmek ve üretmek oldu.
Sevgilerimle.

1465

Yazarın daha önceki yazıları

Yazarın Arşivine ulaşmak için tıklayınız.
© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER