Ah Adanalı Ah!

21.03.2021         mail@canakkaleolay.com

Bu yazımda, Galatasaray'ın İstanbul'da Çaykur Rizespor'dan 4 gol yiyerek, mağlup olmasının üzerinde durmak istemiyorum.

 

Top yuvarlak, futbol oyunu üç ihtimalli. Eğer, aynı kategori ligde iseniz her takım, her sahada,  her rakibini mağlup edebiliyor. Zaten, futbol bu nedenle çok seviliyor. Çünkü, yok birbirinden farkları ‘Bunların tümü Süper Lig takımları’.  Şimdi gelelim sadede !. 1965 yılının ortalarında Eskişehir’den İzmir Gaziemir’e atandım. Asli görevimin yanı sıra aralıksız 12 yıl emektar Alsancak Stadı, benim ikinci adresim oldu. Bu zaman diliminde, başta Avrupa maçları olmak üzere öyle müsabakalar izledim ki, anlatılmaz. Üst düzey karşılaşmaların yanında Turgay Şerenli, Metin Oktaylı, Talat Özkarslılı, Ayhan Elmastaşoğlulu, B.Mehmetli, Doğanlı, Müfitli, Uğur Kökenli, Yılmaz Gökdelli, Ergün Acunerli, Bahrili, Candemirli, Saimli ve şu anda ismini sayamadığım pek çok Galatasaray’lı yıldızı çıplak gözle seyretme olanağı buldum. Hem de art arda oynanan maçları cumartesi – pazar günleri çıplak gözle izleyerek. Alsancak Stadı’nın kapalı tribününden, bazen Sarı-Kırmızılı parçalı formaya, arada bir de kalın çubuklu Sarı-Kırmızılı formaya gıpta ile baktım, seyrettim, keyif aldım.Türkiye’de Galatasaray gerçeğini benimseyerek, özümsedim. Gel zaman – git zaman Adana’dan ‘Fatih Terim’ diye bir futbolcu Galatasaray’a geldi. 14 yıl Cim-Bom-Bom’un formasını taşıdı. Ancak, takdir-i ilahi ona hiçbir Şampiyonluk armağanı vermedi. Boynu bükük kaldı, olmadı. Ali Sami Yen Stadı’nda yenilgi ile sona eren bir maçta, benim de meslektaşım olan Üst Klasman Hakemi (Merhum) Hamza Alan’ın yüzüne tükürerek, balgam attı. İnanılır gibi değildi. Herkes tarafından nefretle karşılandı. Futbolda terörizmin ilk tohumları atılıyordu sanki. Tarih tarihi kovaladı. Göztepe ve Ankaragücü kulüplerinde yaptığı başarısız hocalık deneyimlerinin ardından Galatasaray’ın Teknik Direktörlüğüne getirildi. Hepimiz sevindik. Acaba, ‘Türk futbolu yeni jenerasyondan bir başarılı çalıştırıcı ile tanışacak mı’ diye. Tarih su gibi akıp, gidiyordu. Fatih Terim, saha içini çok iyi kullandığı gibi, o dönemlerdeki ülke gerçekleri ile doğru orantılı olarak saha dışını da (siyasi otorite) kendisine göre, olumlu şekilde dizayn etti. Çünkü, o tarihlerde Devlet’in üst düzey erkanı fanatik seviyesinde Galatasaraylı idi.  Sarı-Kırmızılı takımın o yıllardaki elit kadrosunu tekelcilik yapıp, kendi lehine kanalize etti. Sayısız başarılara da imza attı. Zannedildi ki, tılsım bu zat-ı muhteremdeydi. Oysa ki, kadroda Hagi, Tafferel, Popescu, Jardel gibi Dünya yıldızları, Emre-Suat-Okan gibi arı mayalar vardı. Bu süreç, aralıklı da olsa bugünlere kadar, hep böyle devam etti. Milli Takımda olduğu gibi, Galatasaray’da da sürekli davranış bozuklukları sergiledi. Fanatik sevenlerinin kat be kat üstünde kendisine nefret duyguları benimseyen milyonlarca insanı göz ardı etti. Kişilerin yükselme sürecinde daha alçak gönüllü ve tevazuu sahibi olması gerektiğini unuttu. Ya da mizacı gereği zaten kendisi buydu. İnanın, bu satırları üzülerek yazıyorum. Ben, şahsen Turgay Şerenli ve Metin Oktaylı Galatasaray’ın sadece başarısını değil, ülke futbolundaki saygınlığını da arıyorum, istiyorum. Türk futbolunda bugün oluşan kaos ortamında Fatih Terim’in çok, ama çok büyük suçu var. Gerçek şu ki, bu duruma ‘Dur’ demeyen TFF yetkilileri de en az ‘Hazret’ kadar hatalı. Fatih Terim, bir gün bunu anlar mı ?, bilinmez ama, bilinen bir gerçek var ki, yıllardan buyana Türk futbolunda kin ve nefreti körükleyen, söylemleri ile haksız rekabet ortamı oluşturan, kazanmak için her yolu meşru kabul eden, milyonların sevgilisi Galatasaray’ı sevimleştiren bu Adanalı, Türk Futbolu’nun köküne dinamit koydu.  


1709

Yazarın daha önceki yazıları

Yazarın Arşivine ulaşmak için tıklayınız.
© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER