Araç Mesajdır

21.09.2014         ercan@manyapi.com



Doğa Can Yaman sıkıcı okul günlerinin birinde mahallede bulduğu bisiklete bindiğinde aradığı şeyin ne olduğuna karar vermiş. Ben neden Hindistan’a bisiklet ile gitmeyeyim ki diyerek düşmüş yollara. www.aracmesajdir.org sitesinde gezdiği yerlere dair iznelimlerini paylaşıyor. Pakistan sokaklarına dair yazdıkları doğu insanına duyduğum merakımı biraz olsun azalttı diyebilirim.
Lahor’da iki gündür sabahtan akşama kadar sokaklarda yürüyoruz. İnsanların yaşayış ve düşünme biçimleri, problem yaratma ve çözme becerileri. Bunca fakirliğin arasında sokaktaki herkesin boğazına kadar mutlu olması. Birbirlerine duydukları sonsuz güven, hiç kimsenin özel hayatının olmaması, sadece daha öncekilerden gördüklerini aynen tekrar ederek duygusal açıdan çok güçlü bir izlenim vermeleri, bizler gibi soyut düşünme becerileri pek gelişmemiş olduğundan -ki bu bir kayıp değil- ne yapıyorlarsa ona odaklanmaları falan bana ilginç gelen şeyler.
Sokakta hiç eğitim gerektirmeyen onlarca iş olanağı mevcut. Malzeme az olduğundan yaratıcı olmak zorundasınız. Tabi buna biz yaratıcılık diyoruz onlara göre elindekiyle yetinmek ya da bir zorunluluk. Bütün bu çeşitliliğe rağmen aralarında hiçbir sınır yok herkes herkesin yaptığı her şeyi nasıl yaptığını biliyor. Neredeyse hiç kimse bir diğerinin bilmediğini biliyor değil. Mesela herkes şalvar giyiyor ve tek seçeneğiniz rengini değiştirmek. Bizim bildiğimiz anlamda bir kişilik anlayışları yok. Herkes tek bir ve kutsanan karakteri temsil ediyor. Dinlediğiniz müzik, okuduğunuz kitaplar, giydikleriniz, yiyip içtikleriniz, yaşadığınız yer hiçbir şey ifade etmiyor. Aslında pek de seçeneğiniz yok. Sabah uyandığınız andan itibaren tekrar uyuyana kadar neredeyse bütün davranışlarınız geleneklere göre belirleniyor. Tam bir adanmışlık hissi ve bir ritim var sokakta. Ya da tamamen kafayı kırmış adamlar. Ha bu arada kadın pek yok evet. Ayrıca kimsenin kimsenin arkasından iş çevirmediğine de eminim. Asıl ilgimi çeken ise bütün bu insanların nasıl bu kadar gelenek manyağı oldukları. Her şey çeşitli olduğu kadar aynı, eğlenceli olduğu kadar da sıkıcı. Zamanlarının çoğunu dini zırzavatlara ya da ertesi gün üzerine bir şey ekleyemecekleri anlık meşguliyetlere ayırıyorlar. Bizim bildiğimiz anlamda düşünmeye ayrılan hiçbir zaman yok. Ya da ilerlemeli bir icraata girişme ihtimaliniz de yok. Geleneklerde yer alan birçok seçenekten birini seçip gerekli malzemeleri temin etmeniz yeterli. Aidiyet duygunuz da çok güçlü olacak.
Biriktirme alışkanlığı da hiç yok. Bir şeyin koleksiyonunu yapmıyordur eminim kimse. Bilgi koleksiyonu da yok. Düşünme işi yapma işinden hiçbir zaman ayrı değil, bu yüzden bizim yaptığımız birçok aktivite bu insanlara anlamsız geliyor. Mesela açıp bir kitap okuduğumda sınava mı hazırlandığım soruluyor. Hayır dediğimde neden özellikle o kitabı okuduğum çok merak ediliyor. Kesinlikle bir sebebi olmalı. Ya da bu insanlara bisikletle seyahat eden bir insanın durumunu açıklayabilmeniz imkânsız. Oysa onlar da bisikletle seyahat ediyorlar ama karınlarını doyurmak için iş amaçlı kullanıyorlar. Soyut düşünmedikleri için aslında bilinçdışında etkileri olan birçok şeyin farkında değiller ve hayatlarını neredeyse semboller yönlendiriyor denebilir. Mesela dün buradaki arkadaşlarla yemek yerken elimi gazeteye sileyim dedim. Arkadaş hemen kaptı elimden gazeteyi ve hızla okumaya başladı. Sordum sayfada kutsal bir isim yazıp yazmadığını kontrol ettiğini söyledi. Bu tip işlerde genellikle İngilizce gazeteleri kullanıyorlarmış çünkü onlarda Allah yerine God yazıyor. Saygı duydukları birçok gelenek aslında irdelemedikleri teknik meselelerden ibaret. Bana göre hepsi çok komik. Bu gibi sembollerden çok kolay etkilenebildikleri için bu kadar güçlü ve homojen bir topluluk izlenimi veriyorlar bana. Hiç değiştirmekten yana değiller. Her şeyi olduğu gibi tutmak için olağanüstü bir çaba harcanıyor. Sürekli kendini tekrar eden bir güne daha aynı motivasyonla uyanmak için sürekli ve sürekli dua edilip aileyle bolca vakit geçiriliyor. Aileden ayrı olmak düşünülemez. Geçen gün solak olduğum için sol elimle yemek yerken aksakallı amcanın biri gelip ekmeği elimden aldı ve sağ elime koydu yahu. Burada kafalar kırık. Bu anlattığım durum kargo kültü olarak biliniyor ve bu toplumda had safhada. Bütün bu sembollerin sarhoşluğuyla hayat geçiyor. Bana göre çok komik bir insanlık hali. Ha geçen gün sokakta yatarken uyarıldım. Ayaklarımı kabeye doğru uzatmışım.

1593

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun