B…k tezek gübre …

13.06.2016         tkoc@comu.edu.tr

Uzmanlık alanım olan coğrafya ve fiziki coğrafya çalışmaları, buna ek olarak da yaşadığım ülkeyi anlama çabam gereği Türkiye’yi tanıma ve anlama çabası içindeyim. Bu kapsamda girdiğim derslerde ve konuyla ilgili yaptığım çalışmalar ve yayınlarda Türkiye’yi değişkenlik, çeşitlilik ve zenginlik olarak özetliyorum.

      

            Değişkenlik, çeşitlilik ve zenginlik birlikte gerçekleşebildiğinde bütün özellikleri ile herkesin huzur içinde yaşayabileceği bir ortam oluşturur. Yalnız değişkenlik, çeşitlilik ve zenginlik kendiliğinden bir arada bulunacak veya gerçekleşecek üçlü süreç değildir.

            Değişkenlik ve çeşitlilik doğal ve sosyal potansiyeli ifade eder. Bu birbirine bağlı olarak gerçekleşen potansiyelin zenginlik haline gelmesi kendiliğinden gerçekleşmez. Değişkenlik ve çeşitliliğin zenginlik haline gelmesi için sorgulayıcı akıl, bilim ve sanat ile verilecek EMEK belirleyici etmendir.

            Türkiye için de durum bu şekildedir. Türkiye doğal ve sosyal potansiyeli bakımından değişkenlik ve çeşitliliğin en fazla olduğu ülkedir. Türkiye’nin doğal zenginliği olan değişkenlik ve çeşitliliğin zenginlik haline gelmesi için yukarıda ifade edildiği gibi sorgulayıcı akıl, bilim ve sanat ile verilecek EMEK sürecine ihtiyaç vardır.

            Melidir, malıdır,…, …, sırala dur.

            Bunları herkes biliyor. Senin ülkenin durumundan haberin var mı? Diye sormak hakkınız.

            Evet, haklısınız mutlaka durum belirlemesi yapmak gerekiyor.

Türkiye’nin güncel durumunu ile ilgili bilgilerimi özetlemek gerekirse:

            Tarihinin en borçlu dönemini yaşıyor.

            Bütün komşuları diyecektim ama bu da yetmiyor neredeyse bütün dünya ile kavgalı.

            Üretim gittikçe azalıyor.

            Üreten cezalandırılıyor desek yeridir.

            Tüketim gün geçtikçe daha fazla pompalanıyor.

            Dışa bağımlılık gittikçe artıyor.

            Anayasa askıya alınmış durumda. Anayasayı çiğnemek ve buna rağmen daha iyi anayasa yapacağız demek gelenek haline gelmiş.

            Seçim sonuçlarını beğenmeyenler halkı ölüm ile tehdit ederek yeni seçimde iktidar oluyor. Bu da yetmiyor. Kendi belirlediği hükümete darbe yaparak devirip “düşük profilli” hükümet kurduruluyor.

            Hukuk yok egemenlerin kontrolünde kişiye göre uygulanan yasalar var.

            Hapishaneler dolmuş durumda ve yeni hapishane yapım projeleri büyük gururla açıklanıyor.

            Hapishanelerdeki eğitim seviyesi hızla yükselirken toplumda eğitim seviyesi düşüyor.

            Başbakanın bulunduğu ortamda onunla konuşan kişi ana muhalefet partisi liderini ölümle tehdit edebiliyor.

            Devletin bütün birimlerinde görev almanın tek ölçütü bir siyasi yapı veya kişiye biat etmek oluyor.

            Tek belirleyicinin yaptıkları karşısında yasama (TBMM), yürütme (hükümet) ve yargının kelimenin tam anlamı ile “gıkı çıkmıyor”.

            Üniversiteler mi? Sesini çıkaran az ve onlarda hapse atılıyor.

            Basın mı? Basın da, evrensel değerler için direnen birkaç tanesi dışında, bir tanesine baktığınızda diğerlerine ulaşmanıza gerek kalmıyor.

            En büyük siyaset aracı, ötekileştirmek, nefret suçu işlemek, küfür, hakaret, tehdit ve bunlar gibi.

            Çocuklarımız eğitim kurumlarında güvende değil. Çocuklarımız okullarda iyi eğitim alabilmenin ötesinde cinsel saldırıya uğruyorlar. Bunun karşısında sorumlular “Bir kereden bir şey olmaz” diyor.

            Bu çirkin sürecin sonucu olarak her gün insanlarımız ölüyor. Diğer çirkinliklerimiz yetmemiş gibi bu aşamada da ölülerimizin cinsiyetlerini ve/veya kimliklerini yarıştırıyoruz.

            …….

            …….

            …….

            Daha fazlasını siz biliyorsunuz.

 

            Yani hani bir deyim var ya; “Ortalığı b.k götürüyor”. Tam o durumdayız. Türkiye’nin değişkenlik ve çeşitliliğinden kaynaklanan zenginliğinin üzerindeki b.k örtüsü gittikçe kalınlaşıyor.

            Eee, ne yapalım?

            Yapılacak şey çok basit ama o kadar da zor.

            Öncelikle konuya diyalektik bakalım. Her sorun çözümünü de barındırır.

            Köyde yetişenler bilir. Hayvancılık sırasında çıkan ürünlerden birisi de b.ktur. İlk bakışta b.k bir sorun ve/veya pislik olarak algılanabilir. Oysa doğa da döngü esastır ve potansiyeli değerlendirmediğinizde b.k sorun/pislik olur. Oysa b.k değerlendirme becerinize göre tezek veya biraz daha uğraşırsanız “Çiftlik gübresi” olur.

            İşte tam bu noktadayız.

            Ortaya dökülen bu kadar pisliği sorgulayıcı akıl, bilim ve sanat ile Hak, Özgürlük ve Adalet temelli hale getireceğimiz ülkemizin “Çiftlik gübresi” haline getirmek zorundayız.

            İşte dostlar bu çabanın ürünü olarak Çanakkale Eğitim Sen olarak verdiğimiz çabalara sanatsal etkinlikleri de eklemeye çalışıyoruz. Çanakkale Eğitim Sen olarak, Çanakkale Belediyesi, Homur dergisi ve Pan Kültür merkezinin de desteği ile “Güzel Günler 2” başlığı altında karikatür etkinlikleri düzenledik. Bilindiği gibi 15-16 Haziran 1970 İstanbul işçi eylemleri emek hareketinin büyük direnişlerindendir. Bu konuda daha ayrıntılı bilgiyi web sayfamızdan bulabilirsiniz.

            Dostlar kısacası sanat bizi güçlendirecek diyoruz.

            Biliyoruz kokudan “burnunuzun direği kırılıyor” ama emeğimizle güzel günlerin gübresini üreteceğiz. Bunun emeğini verirken sanat gibi ve özellikle karikatür gibi bir gücümüz var.

            Haydi, gelin inadına ÜRETELİM.

 


744

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun