BDP’den HDP’ye

30.04.2014         hasankucukoba@gmail.com



Pazartesi günü BDP’li milletvekilleri HDP’ye geçtiler.
HDP adına mecliste grup kuracaklar..
Bunun anlamı verdiğimiz mücadele barışa helal olsun demektir.
Kutluyorum, barış büyük fedakârlıklar ister.
Tabi bu konuda farklı düşünenlerde olabilir.
Bir formaliteden ibaret olduğunu söyleyenlerin olduğu gibi,
buda olur mu? bizim ödediğimiz bedeller ne olacak diyenler gibi..
Bu bakış açıları toplumsal yapılarımızda nelerin irdelenmesi gerektiği açısından da önemlidir.
Türk solunun bakış açısına teslim olundu tezini işleyen bazı Kürt grupları, oldukça sert eleştiriler yöneltmekte, hatta davayı sattılar gibi ifadeler kullanmaktadırlar.
Bu görüşe katılan, kendilerini kuzey Kürtleri içinde yegâne aydınlar olarak adlandıran geçmişte BDP çevrelerinden olan insanlarda var.
Bu eksende söylenen yazılan bazı görüşler cılız da olsa utangaç bir üslupla ifade edilmektedir.
Ben bu görüşlerden rahatsız olmak yerine Kürt siyasi hareketinin ulaştığı birikim ve olgunluk,
Ortadoğu’da, uluslararası arenada kazandığı ivme ile ve elde edilen güvenle ikna edici cevaplar verilmelidir diye düşünüyorum.
Bu çevrelerin öne sürdükleri görüşler, günümüz koşullarında pratikte şansı olmayan ve
sürece denk düşmediği gibi,samimiyeti, tutarlılığı da yoktur..
``ilkel Milliyetçi Kürtlerin `` öteden beri öne sürdükleri görüşler siyasi değerlendirme kapsamında ele alınabilir.
Bunlara karşı pratikte doğruluğu kanıtlanmış yeterince görüş mevcuttur.
Mücadele sürecinde bu görüşlere rağmen Kürt halkının tasvibi ve desteği de alınmıştır.
Bu ideolojik tartışmaların devam etmesi çok doğaldır.
Ancak;
Bazı Türk solu görüşlerinin bu birleşmeden rahatsız olmalarını anlamak mümkün değil.
Kürtlerin Özgür ve eşit koşullarda her vatandaş gibi,
temel insani hak ve özgürlüklerden yararlanmak koşulu ile birlikte yaşamaktan niçin rahatsızlar?
Ezilen ulusun solcuları özgür ve gönüllü birleşmeden yana olmalıdır, tezi unutulmamalıdır.
Milliyetçi Kürt bakışa cevaben: Bazı teoriler var diye, toplumlarda yüz yıllardır oluşan farklılaşmaları da göz ardı edemeyiz. İç içe geçmiş toplumlarda asimilasyon gerçekleşmemişse gönüllü birlikteliklerle ileriye dönük yıkımları ve insani kayıpları önleyebiliriz.
Gelinen noktada kazanımlar mevcut ise bu kazanımlar taraflarca kabul ve saygı görüyorsa,
uluslararası kamuoyu bunu onaylıyorsa önemsemek ve korumak gerekir.
Evrensel normlarda kazanım varsa ,kıskançlık tan ziyade sahiplenmek gerekir.
Türk solcuları ``Kürt olunca solcu olunmaz``
Kürtler de ``bizi kabul etmeyen Türk`ten solcu olmaz`` saplantısından vazgeçilmelidir.
Benim de içinde bulunduğum bir süreç yaşanmıştı.
Amaçlanan birliktelik gerçekleşse idi 90lı yılların yıkımı ve binlerce faili meçhuller önlenebilirdi.
Bu projeye Kürt siyasi hareketi 1990 yılında Halkın Emek Partisi (HEP) destek vererek başlatmış olmasına rağmen Türk solu ne yazık ki bu eli geri çevirmişti.
Kaybettiğimiz 20 yılın kıymetini bu yeni hamle ile tekrar anladığımızı umut ediyorum.
Sevindirici olan, o dönemin tarafları ve temsilcilerinden hayatta olanların olması ve bu günde süreci yönetiyor olmalarıdır.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

1370

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun