Bahar

09.04.2014         tsavas@comu.edu.tr



Bu yıl kış görmedik desek yeridir. Yıl en az 1 ay erken gibi görünüyor. Pazartesi günü proje nedeniyle köylerde koyun ağıllarını gezerken badem ağaçları dikkatimi çekti. Geçen yıl bu kadar değildi; bu yıl üzerleri çakıldak gibi, bizim buralarının deyimi ile ağaçların üzeri çağla “kakılı”.
“Marjinal” bir yıl yaşıyoruz. Yağışlar nedeniyle biraz sıcaklıklar düşünce bayağı üşüyoruz. Hâlbuki hava sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerinde gidiyor.
Bu yıl mevsim uzun olacak gibi görünüyor. Gönlümüzce bir ilkbahar yaşarız umarım. Günlük rutinimiz zaten stresli, bu nedenle uzunca bir baharı hak ediyoruz.
Bu yıl biraz yağışlarda eksiklik var. Bazı yerlerde otlar kurumaya bile yüz tutmuş. Kışın neredeyse hiç yağmadı ama neyse ki baharda az da olsa yağış aldık. Biraz daha yağarsa ekinler fena olmaz.
Leylekler erken gelmişti bu yıl, daha önce yazmıştım. Kırlangıçlar da öyle, şu günlerde cıvıldaşarak havada akrobasilerini seyredebilirsiniz. Bülbülleri de duyabilirsiniz artık, ama şehirde değil elbette, dere kenarlarında, koruluklarda…
Günlerin uzamasıyla insanın neşesi de artıyor. Her yanımız sorun olmasına karşın hayat devam ediyor; yaşamın güzelliklerini görmek lazım, yaşam güzel, sorunlar geçici, onun için baharı doyasıya yaşamak lazım. Ne demiş şair:
Bu sabah mutluluğa aç pencereni
Bir güzel arın dünkü kederinden
Bahar geldi bahar geldi güneşin doğduğu yerden
Çocuğum uzat ellerini
(Ataol BEHRAMOĞLU)
Bıdık
Bıdık komşumuzun oğlunun köpeği... Normal bir av köpeğinin bacaklarını yarıdan kesin, hah işte alın size Bıdık. Hardal sarısı, erkek…
Kimse sevmiyor Bıdık`ı. Gelen geçen sataşıyor. O da gelen geçene havlıyor, arabaları kovalıyor. Ben de çekiniyorum il zamanlar, tanımıyorum, ne olur ne olmaz. Ama bir taraftan da bir sevimliliği var, kızamıyorum. Bir süre sonra laf atmaya başladım Bıdık’a. Önceleri çok dikkatli, hem o hem ben, yaklaştık birbirimize. Bir gün baktım kene dolu üstü. Hemen evden aldım ilacı, dikkatlice sokuldum ilaçladım. O oldu; dost olduk şimdi. Evcek çok seviyoruz Bıdık’ı.
Yabancılara hala havlıyor; tüm arabalara saldırıyor. Bize havlamıyor. Ama daha da ilginci, Mahallemizin diğer arabalarına havlamaya devam ettiği halde bir tek bizim arabaya havlamıyor.
Bizim de bir köpeğimiz var, Korsan; çok kıskanıyor Bıdık’ı. Bıdık benim yüzüm suyum hürmetine ellemiyor Korsan`ı. Ama Korsan bu; Bıdık bir gün bana “şımarırken” Korsan geldi bunu ısırdı. Bıdık’ın canına tak etti sonunda ve aldı altına Korsan’ı; zor aldım elinden. Bu arada biraz da hırpalamak zorunda kaldım Bıdık’ı.
Bıdık bize küstü; en az bir ay yüz vermedi. Ne kadar çağırsam da gelmedi yanıma. Bizi ya da arabamızı görünce hemen kulübesine kaçıyordu. Adeta “sizi görmek istemiyorum” diyordu bize.
Ailecek çok üzüldük, kızdık Korsan’a…
Ancak bir süre sonra, Bıdık’ın sevebileceği çeşitli “hediyelerle” (!) gönlünü tekrar aldık.
Akşamları eve gittiğimde sokak başında ilk Bıdık karşılıyor bizi. Havlayarak Korsan’a haber veriyor:
“geldiler, geldiler”

1325

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun