Bahar Geldi..

26.04.2015         ercan@manyapi.com



Hemen her an dünyanın kötüye gittiğine dair o kadar çok şey okuyup seyrediyoruz ki karamsarlığa kapılmamak elde değil. Üstelik olan biten onca şeyde bizim kabahatimiz yokmuş gibi anlatılıyor. Maşallah sorunlarımızın tamamının kaynağı hep “ötekiler”. Toplumsal meseleler de kişisel meselelerde sanki sorun bizde değil başkalarında.
Uzun zamandır görüşmediğim bir arkadaşım uğradı iki gün önce. Eşinin anlayışsızlığından, çocuklarının ergenlik sorunlarından, ülkenin gidişatından bahsetti uzun uzun, dinledim. Bir anlık sessizliğinden yararlanıp;
—Bahar geldi farkında mısın? diye sordum.
—İnsanda kafa kaldıracak hal mi bırakıyorlar? diye karşılık verince,
Sürekli başkalarını eleştiriyorsun, affına sığınarak birkaç soru sormak istiyorum deyince sor der gibi baktı ben de sordum,
—Kaç zamandır spor yapmıyorsun?
—Kaç zamandır kitap okumuyorsun?
—Kaç zamandır yaşlı birinin elini öpmedin?
—Kaç zamandır bir sokak hayvanını beslemedin?
—Kaç zamandır bir çiçek sulamadın?
—Kaç zamandır dua etmedin?
—Kaç zamandır kendinle yalnız kalmadın?
—Kaç zamandır bisiklete binmiyorsun?
—Kaç zamandır bir derneğe, kulübe ya da partiye gitmiyorsun?
—Kaç zamandır bir protesto eylemine katılmadın?
—En son ne zaman oy kullandın?
—En son ne zaman sofradan bilinçli olarak aç kalktın?
—En son ne zaman tarihi bir yeri ziyaret ettin?
—En son ne zaman sınırlarını zorladın?
—En son ne zaman güneşin doğuşunu seyrettin?
 
         Gözlerinden yeter dediğini anladığımda soru sormayı bırakıp yıllar önce başımdan geçen bir olayı anlattım.
 
Hani hayatımıza nerede ve nasıl girdiğini tam bilmediğimiz bazı kişiler girer çıkar, Hakan abi işte öyle biriydi. Bir gün beni Kilitbahir Köyüne rakı içmeye götürdü. Üç katlı eski bir evin alt katına salaş bir meyhaneye girdiğimizde ortalıkta kimsecikler yoktu. “Sen dur ben danaya haber verip geleyim” dediğinde hiçbir şey anlamadım. On dakika demeden “evde de yoklar neyse” deyip kilitsiz meyhaneye girdik. Peynir, zeytin ve rakı ne bulduysak alıp başladık içmeye. Üçüncü kadeh falandı (bu arada hava çoktan kararmıştı) bir adam ile bir kadıngirdi içeri, kavga ediyorlardı.Altmışına merdiven dayamış uzun kirli sakalı bir pehlivana benzeyen adam davudi sesi ile anlamadığım bir dilde şarkılar söylüyor, yarısı kadar genç yaşlarda ki kadın duymuyordu bile. Hakan abi ile kucaklaştılar ardından da “siz devam edin” deyip kayboldu. On beş dakika geçmemişti ki Dana Osman elinde rakı kadehi ile gelip oturdu. Ardında da eşi geldi.
—Çocuklar bu adam beni öldürecek, sorumsuzun teki sabah haber vermeden kayboldu bu saate kadar O’nu arıyoruz o kadar merak ettim ki? yeter artık diye söylenmeye devam ediyordu.
 
Dana Osman sabah evden cep kanyağını alıp çıkmış, Dur Yolcu yazısı var ya onun altında bir dere yatağında böğürtlenin içine girmiş bakmış ki karatavuklar aldırış etmiyor güneş batana kadar öylece onları seyretmiş. Olayı anlatıp bana döndü; “Bak evlat bahar gelince ya (eşine dönüp) öyle olmadık şeylerle kavga edersin yada karatavukların serenadını dinlersin, seçim senin!
 
 
 

944

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun