Bahar geldi yaz da gelecek

08.04.2019         tkoc@comu.edu.tr

Bu başlığı 2015 13 Nisanındaki yazımda kullanmışım. Tekrar yazmaya karar verdiğimde bilgisayarda dosyayı açtığımda denk geldi ve yine kullanmak istedim. Yine bir Nisan ve yine sizinle sohbet ediyorum.

             

Tekrar Merhaba.

            Daha önce 2011 ile 2018 yılları arasında ufak aksamalar dışında her hafta yazmıştım. Sonra bir soluklanmak istedim.

Neden soluklanmak istedim?

Çünkü hem yorulmuştum hem de yazdıklarımın bir ile yarayıp yaramadığı konusunda kaygılarım vardı. Bu nedenle en son yazımda da şimdi konuşma zamanı diye bir başlık atmıştım. Çünkü yazı yazınca tek taraflı düşünce açıklama oluyor ve değerlendirmeleri alamıyorsun. Oysa konuşma/sohbet sırasında karşılıklı bilgilenme ve/veya beslenme gerçekleşiyor. Bu nedenle yazı yazmaktan yorulmuştum. Çünkü yazdıklarım konusunda değerlendirmeleri alamıyorum.

Fakat yeniden yazmaya karar verdim.

Çünkü çok istememe rağmen istediğim konuşma ortamlarını henüz oluşturamadım. Bu nedenle yazdıklarıma tepkileri öğrenemesem de kendi kendine konuşma şeklinde kalma riski yüksek olsa da hiç konuşmamaktan iyidir diyerek, yazmaya kara verdim.

            Çünkü;

            Yaklaşık 15 milyar yaşındaki evrende bulunan, yaklaşık 4.5 milyar yaşındaki dünyada, yaklaşık 4 milyar yıllık canlılığın içinde, yaklaşık 2.5 milyon yıllık insanın yerleşik hayata geçtiği yaklaşık 10 bin yıllık tarihinde tarım, yazı, kentleşme ve en sonunda günümüzü birinci planda ilgilendiren SANAYİLEŞME süreci sonucunda insanlık Nasrettin Hocanın demesi misali “Bindiğin dalı kesiyorsun” noktasına geldi.

            Eeee!!!

            Bu noktaya sorgulayıcı aklın ve bilimin ürettiği bilgilerden hareketle bir yaşam kurmamasında geldi.

            Sanayi devrimi ile kendi kol ve/veya kas gücü yerine enerji kaynaklarını kullanarak o zamana kadar hayal edemeyeceği bir gücü kullanır oldu.

            İşte insanlık bunun sarhoşluğu içinde geliştirdiği “Kapitalizm” yaşam tarzı ile daha da azgınlaştı.

            İnsanlık tarihinde hep olduğu gibi insanlığın/kapitalizmin sorunların sorunlarından bahsedenler deli, vatan haini, insanlık düşmanı, gelişmeyi isteyen, terörist, …, …, artık o ülkede ve o zaman ne geçerli ise o şekilde suçlandılar.

            Fakaaat artık sorunlar inkar edilemez noktaya gelmeye başlamıştı.

Gittikçe artan çevre sorunları ve buna bağlı olarak kaynakların tükenmesi -insanların yaşam şartlarının ortadan kalkması ve bu gelişmelerin sorgulanması bir süreçtir. Bu sorgulama ilk resmi sonuçlarını 1972 “Stockholm” bildirgesi ile vermiştir (Emrealp 2005). Bu kapsamda 1972 ve sonrasında Birleşmiş Milletler (BM) tarafından düzenlenen, bütün dünyayı etkileyen, etkinliklerden başlıcaları;

1972 Stockholm Konferansı,

1976 yılında Kanada’nın Vancouver kentinde yapılan BM Habitat (I) Konferansı,

1983 yılında BM Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonunun oluşturulması,

1987 yılında “Ortak Geleceğimiz”/“Brundtland Raporu” hazırlanması,

1992 “Yeryüzü/Rio Zirvesi” BM arayışlarının ilk kısmıdır.

1992 Rio de Janeiro “Yeryüzü Zirvesi”ni izleyen yıllarda, aralarında

1993 Viyana Dünya İnsan Hakları Konferansı,

1994 Kahire Nüfus ve Kalkınma Konferansı,

1995 Kopenhag Sosyal Kalkınma Konferansı,

1995 Pekin Dördüncü Dünya Kadın Konferansı,

1996 İstanbul Habitat II “Kent Zirvesi”,

2000 New York Liderler Zirvesi ve son olarak

2002 Johannesburg “Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi”ne

uzanan Birleşmiş Milletler zirveleri, Gündem 21’in açtığı yolda “küresel ortaklık” ilkesinin tüm dünyada kabul görmesini sağlamış ve “iyi yönetişim” ilkelerinin uluslararası dayanaklarını oluşturmuştur. Bu süreçte şekillenen “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri” güncel durumda insanlığın asıl gündemini vurgulamaktadır.

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, 2012 yılında Rio de Janeiro’da toplanan Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı’nda doğmuştur. Amaç, dünyamızın karşı karşıya olduğu acil çevresel, siyasi ve ekonomik sorunları ele alan evrensel hedefler kümesi oluşturmaktır.

            Nedir bu küresel hedefler?

1. Yoksulluğa son, 2. Açlığa son, 3. Sağlıklı bireyler, 4. Nitelikli eğitim, 5. Toplumsal cinsiyet eşitliği, 6. Temiz su ve sıhhi koşullar, 7. Erişilebilir ve temiz enerji, 8. İnsana yakışır iş ve ekonomik büyüme, 9. Sanayi, yenilikçilik ve altyapı, 10. Eşitsizliklerin azaltılması, 11. Sürdürülebilir şehir ve yaşam alanları, 12. Sorumlu tüketim ve üretim, 13. İklim eylemi, 14. Sudaki yaşam, 15. Karasal yaşam, 16. Barış, adalet ve güçlü kurumlar, 17. Hedefler için ortaklıklar.

            Bak yine konuşmayı/yazmayı özlemişim.

            Sözü/yazıyı fazla uzatmadan söylemek yerinde olur: Bilimsel gerçeklerden ve yukarıdaki ilkelerden hareketle özellikle ÇANAKKALE’den başlayarak sorunlar, yanlış uygulamalar ve çözüm önerilerinden bahsedeceğim.

            Bu günlük bu kadar yeter.

            Devamı diğer yazıya…

 


584

Yazarın daha önceki yazıları

Yazarın Arşivine ulaşmak için tıklayınız.
© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER