Belediye ve Üniversite

03.12.2014         tsavas@comu.edu.tr



Bazılarımız bu iki kurumun işlevlerini bilmiyor. Gerçi sokakta rastgele çevirseniz birilerini ve sorsanız belediye ne iş yapar diye çoğunlukla doğru şeyler söylerler. Belki bir kısım eksik kalan ve sayılmayan “görevler” olabilir. Ama yolları asfaltlamak, kaldırım yapmak ya da tamir etmenin belediyenin görevleri arasında olduğunu herkes size söyleyebilir.
Üniversiteyi herkes bilemeyebilir. Genellikle “okul” yönü öne çıkar halk arasında, hatta akademisyenler arasında da okul yönünü öne çıkaranlar vardır. Ama üniversite öncelikle bilim ile anılmalıdır. Örneğin bunlardan birisi öğretim üyesi başına yayın sayısıdır. Diğer birisi, bilimsel üretimin kalitesini gösteren atıf sayısıdır. Elbette ki ondan sonra da okuldur üniversite. Bakın üniversite sıralamalarına, kaliteli bilimsel üretim yapan üniversiteler en üst sıralardadır ve bu üniversiteler aynı zamanda “okul” olarak da kalitelidirler.
Ha şimdi bilim öyle aceleye gelmez. Bilim sansasyonel de değildir. Yani bilimle pek reklam yapamazsınız. Bilimsel üretimi her gün görünür kılamazsınız. Gerçek bilim insanlarının buna ihtiyacı da yoktur. Gerçek bilim insanları yalnızca kendi bilim alanları, meslekleri dâhilinde görünür olmak isterler. Zira yeni çalışmalar, ortak çalışmalar bu görünürlükten beslenir.
Belediye’nin işi bu anlamda biraz daha kolaydır. Seçimlere yaklaşırken yolları yaparsınız, park ve bahçeleri güzelleştirirsiniz, yol ışıklandırmalarını yanardönerli falan yaparsınız, alırsınız oyları. Yani belediye yaptığı işi daha kolay görünür kılabilir.
Ama kardeşim yollar, binalar, ışıklandırmalar ile akademisyenleri etkilemek mümkün olmaz!
Olmaz, değil mi?
Telatlılar, Erdinçliler, Türkerliler…
Size Fikret Dikmen’in “Pirimiz bizim” şiirinden bir dörtlük…
 
Birlik dolusundan içer kanarız
Cehaleti bilgi ile yeneriz
Saf olur semaha, Hakka döneriz
Bin softaya bedel birimiz bizim.
 
Yalandan kim ölmüş…
Bir yandan hermafrodit aracılığıyla korku salmak, diğer yandan sevgiye dair büyülü sözcükler… Yani kim hangisine nasıl inanır bilmiyorum ama pek sağlıklı değil.
Sizce de öyle değil mi?
Yani hala bu sözlere inanan var mı? İnananın olmadığına eminim neredeyse, mantık bunu söylüyor. Finolara bakmayın siz, sahip çıkacaklardır. Hatta dört bir koldan onlar da yalanlara, kandırmacalara başvuracaklardır. Yapıyorlar da…
Biz de seni seviyoruz!
 
Benim rektör adayım
Herkese eşit mesafede, kimseyle bir sorunu olmayan  (birilerinin onunla sorunu var mı bilmem), kimsenin bugüne kadar “bana ırk, dil, din, siyasi görüş vb. nedeniyle farklı davrandı” diyemediği, kimseyi “kötülük yapar” diye kandıramayacağınız, en az 10-15 yıldır üniversitede olan, herkesin iyi tanıdığı, herkesin saygı duyduğu, doğru bildiğini her ortamda dillendirebilen, bilimin ne olduğunu bilen, akademinin ne olduğunu bilen, akademisyen saygınlığının ne demek olduğunu bilen, unvanların ne anlama geldiğini bilen…
Hala anlamadınız mı?

1539

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun