Belirsizlik ve gereğini yapmak!

06.09.2016         sermet@canakkaleolay.com

AKP Grup Başkan Vekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan Çanakkale’nin daha fazla termik santral kaldırmayacağını söyledi. Ancak bu sözün belirsizlikten kurtarılması gerekiyor ki anlam kazansın; yaratılmak istenen algınında gerçek karşılığını böylece görmüş oluruz. Bülent Turan, Çanakkale daha fazla termik santral kaldırmaz sözünü ederken “Termik santralleri için yasal izinlerini alan var mı? Var. Açılış yapan var mı? Var. Bunlar hepsi baş tacı” sözleriyle neyi kast etmektedir. Satır arasındaki bu sözlerin ne anlama geldiği, açıklığa kavuşturulmalıdır.

 Yasal izin alan termik santraller hangileridir?

 Açılış yapanlar kimlerdir?

Faaliyete geçmiş olanlar dışında ÇED süreci devam edenler yada Karabiga’da  olduğu gibi hukuku arkadan dolanarak üretime geçmemiş ancak yapım aşamasını tamamlamış yada hukuk süreci devam etmesine rağmen göstermelik inşaat faaliyetlerine başlamış yatırımlar Bülent Turan’ın satır arasına sıkıştırdığı “baş tacı” kategorisinde midir?

Bunun anlamı şudur; şu an Çanakkale`de çalışmakta olan ve inşa hâlindeki kurulu güç 3.845 megavattır, ön lisans almış kömür termik santralleri 3.325 megavattır, ön lisans başvuru aşamasındaki kömür termik santralleri 4.392 megavattır, ÇED süreci devam eden kömür santralleri 4.720 megavattır. Çanakkale tek başına 16.282 megavatlık termik santral kurulu gücüne ulaşacaktır.

Bülent Turan’ın Çanakkale daha fazla termik santral kaldırmaz derken satır arasında “baş tacı” yaptıklarıyla zaten Çanakkale bir kömür cehennemine çevrilmiş demektir.

Çünkü bu sözlerinin karşılığı olan 16282 mega vatlık kapasite Türkiye`nin şu anki kurulu kömür termik santralinin 15.087 megavat olan gücünü bile geçmektedir.

Yani Bülent Turan  aslında maske ile dolaşacağımız günlerin müjdesini vermiştir.

“Çanakkale daha fazla termik santral kaldırmaz” sözü kulaklara hoş gelse de, satır arasına sıkıştırdıklarıyla Çanakkale’nin bir termik cehennemine dönüştürülmesi Bülent Turan tarafından teyit edilmiştir.

“Termik santralleri için yasal izinlerini alan var mı? Var. Açılış yapan var mı? Var. Bunlar hepsi baş tacı” sözlerinin karşılığı budur.

Yok değil ise Bülent Turan şimdi kamuoyuna açıklamalıdır; isim isim bölge bölge hangi santraller devreye girecektir.

Faaliyete geçmemiş, ÇED süreci devam eden yatırımlara “Çanakkale daha fazla termik santral kaldırmaz” bağlamında nasıl engel olunacaktır bunun için hangi önlemler alınmıştır?

Ancak bu söz tamamıyla siyaseten halkın kandırılması temelinde söylenmiş bir cümledir.

Çanakkale halkı bunu böyle bilmelidir,çünkü AKP politikaları çevresel  değerlerimizin sermaye adına yok edilmesine dönük politikalardan ibarettir.

Bülent Turan’ın bu politikalar dışında bir şey söyleme şansı yoktur.

Bakın Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki santral yapımlarının önünü açmak için sermayeye vereceği desteği nasıl dile getiriyor; “Bazen de enerji santrali, kömürden nükleer santral deniz kenarına muhtaç. İstediğiniz kadar kızın ama elektrik üretmek zorundasınız. Bin 300 mw santral projeleri var, köylü teyzeleri dizip bağırttırıyorlar. O teyzeler masum ama arkasında başka planlar var. Kömür santrallerinin önü açılmalı, ÇED’de sıkıntıları giderip rahatlatmak lazım. İş adamları ön çok ÇED sürecinin uzunluğundan şikayetçi. Önlem alıyoruz.15 gün içinde yanıt gelmez ise “olumlu” sayılacak. Bunun için yönetmelik ve tüzük değişikliği yeterli. Kapıda süründürmeyeceğiz yatırımcıyı”.

Zaten bu sözlerin gereği OHAL arkasına sığınılarak kanun hükmündeki kararname kapsamında  madde 75 olarak bilinen bir torba yasa ile  hemen yerine getirili verdi.

Yatırımı kolaylaştırmak adı altında şunlara hükmedilmektedir;

49 yıllığına kamu arazilerini bedelsiz kiralama

Yasa’da belirlenen koşullar üzerinden, kamu mallarının ve arazilerinin bedelsiz devri

%50 indirimli elektrik

Nitelikli çalışanın her biri için aylık asgari ücretin 20 katına kadar ücret desteği (Nitelikli çalışanın kim olduğuna dair bir tanım yok.)

10 yıl boyunca kredi faizlerinin devlet tarafından karşılama imtiyazları verilebilecek.

Keza yasa kapsamında, diğer tüm kanunlarda belirlenen ve projelerin uygunluğunu, ekonomiye ve istihdama katkısının kamu tarafından denetlenmesini sağlayan tüm denetim mekanizmaları ortadan kalkıyor. Bakanlar Kurulu tüm bu süreçlere istisna verebiliyor.

ÇED Raporları, Santral Lisans Değerlendirmeleri, Yasalara uygunluk değerlendirmeleri vs. vs. hepsi es geçilebiliyor.

Böylesi bir yaklaşım altında Bülent Turan’ın sözlerinin hiçbir anlamı olmadığını akıllardan çıkarmayalım.

Gereğini yapmak; geleceğimize suyumuza havamıza, toprağımıza sahip çıkmak bizlere düşmektedir.

Gerisi lafı güzaftır


1614

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun