Bilim ile kavga

27.02.2017         tkoc@comu.edu.tr

Bilim nedir ve neden bu kadar korkuyoruz? Bana göre ülkemiz bilimden ve özellikle soru sorulmasından korkuluyor.

 Öncelikle şunun altını çizmek gerekiyor; Bildiğim kadarı ile uygarlık tarihi boyunca eğitime, bilime ve özgür düşünceye öncelik veren toplumlar ileri gitmiştir. Bana göre konu bu kadar net. Dikkat ederseniz eğitim, bilim ve özgür düşünce kavramlarını özellikle birlikte ifade etmek zorunda kaldım. Çünkü bu kavramlar ayrı düşünülemez. Ama önce bilim kavramını netleştirmek gerekiyor. Bazı kavramlarda olduğu gibi bilim kavramını da çok iyi bilmiyoruz.

 

Bilim: Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi (www.tdk.gov.tr).

 

Bakın burada “gerçeklik” ve “bilgi” kavramları da işin içine girdi.

Nedir bu kavramlar?

Gerçeklik; Doğada olan, doğaya uygun olandır.

Bilgi kavramı ise çok karıştırılan ama basit bir kavramdır.

Bilgi; herhangi bir nesne ile ilgili olarak gözlene, ölçülen veya başka bir yöntemle belirlenen özelliktir. Konuyu örneklemek gerekirse “85 cm yükseklikte” dediğimizde bu bir ölçüm sonucu veridir. Devamında ise “85 cm yükseklikte masa” dediğimizde bilgidir.

Konuyu uzattım değil mi?

Özetle bilim; doğa ile ilgili kontrol edilebilir ve güvenilir bilgi üretir.

Bu kadar net ve basit.

Sanırım sorun da burada. Konu açık seçik ve basit olunca, devamında da herkesin anlayabileceği ve kontrol edebileceği halde açık paylaşılınca çıkarları bozuluyor.

Şimdi şu soru akla gelebilir: Neden çıkarları bozulsun ki?

Sömürenler (emeği, kadını, doğayı, çocuğu, düşünceyi, dini, milliyeti ve başka); emek vermeden, risk almadan, zaman ayırmadan, paylaşmadan bütün kaynakları ve değerleri kontrol etmek ve sömürmek ister.

İşte bu nedenle her bilginin açık, paylaşılır ve sorgulanır olmasından rahatsız olurlar. Çünkü o zaman herkes soru sorar, düşünce üretir, paylaşır, …, …, yani özgür olur.

İşte o zaman onlara yani kandan beslenen sömürücülere ihtiyaç kalmaz.

O zaman kimse onların peşinden; lider, önder, ulu kişi, şeyh, şıh ve bunlar gibi anlamsız unvanlar vererek koşmaz ve onlar da kimseyi sömüremezler.

Yazdıkça öğrenmek dedikleri bu olsa gerek.

Bu yazıya; Türkiye bilim ile yani bilimi üreten bilim insanları ile neden kavga ediyor? sorusunun yanıtını aramak için başlamıştım.

Neden bu soruyu sorma ve yanıtını arama ihtiyacı hissettim?

Ülkemizde zaten düşünce ifade özgürlüğü çok sorunlu idi ama özellikle 15 Temmuz 2016 sonrasında daha yoğun bir şekilde öğretmenler ve bilim insanları hedef alınıyor.

Nedir öğretmen ve bilim insanlarını suçu?

İleri sürülen bir suç var mı?

Yargının belirlediği suç var mı?

Bütün bu soruların yanıtı HAYIR…

Ne yapıyor öğretmenler ve bilim insanları?

Düşünme, sorgulama, üretme ve paylaşmayı yaşıyor ve öğretiyorlar.

İşte o zaman kandan beslenenlerin işi bozuluyor.

Soruyor çocuklar:

Ülkemde yabancı askerlerin ne işi var?

Ülkemin sağlık, eğitim ve bilime ayrılması gereken kaynakları ne oluyor?

Babam neden işsiz?

İnsanlar neden birbirini öldürüyor?

Ama onlar soru değil sürü isterler.

Neymiş efendim; şunu söylemiş, buraya bakmış, oraya imza atmış.

Elbette yapacak.

Düşünce özgürlüğü olamadan eğitim ve bilim olmaz.

Aslına bakarsanız insan da olamaz.

Neymiş efendim; devleti eleştirmiş.

Elbette eleştirecek.

Doğruyu söylüyorsa devlet görevlisi olarak hatanı düzeltirsin, yanlış söylüyorsa o zaman şiddete teşvik etmediği sürece karışmazsın, karışamazsın, karışmamalısın. Düşünceler eğitim ve bilim ortamında zaten kıyasıya eleştirilmektedir. Yanlış olanlar doğal süreçte ayıklanır.

Neymiş efendim; farklı düşünüyormuş.

Elbette farklı düşünecek. Farklı düşünmeyince eğitimci ve bilim insanı olunamaz ki. Aslında insan olunamaz.

Buna ek olarak sanat ve bilim insanları farklı düşünmezlerse sanatçı ve bilim insanı olamazlar.

Ama emredileni yapan sanatçı (!) ve bilim insanları (!) var.

Ne işe yarıyorlar?

 

Bak işte en başta gündeme getirdiğim “Bir ülke kendi aklı ile neden kavga eder?” sorusunun yanıtı kendiliğinden çıktı.

Bir ülke kendi aklı olan sanat ve bilim insanlarını tehlike olarak görür ve onları katlederse APTALLAŞIR.

Aptallaşmış ülke ve bireyler hem içten hem de dıştan sömürülürler.

Bunu istiyor muyuz?

HAYIR…

 

 


478

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER