Biliyoruz…

08.08.2016         tkoc@comu.edu.tr



 Merhaba dostlar.

            Dilerim iyisinizdir.

            Bu girişten sonra, bile isteye yaptığımız fakat sonradan arkasında duramadığımız bir davranış nedeniyle, “Kandırıldık” “Helallik istiyoruz” gibi açıklama gelmeyeceğini çok iyi bilirsiniz.

            Bizler ne yaptığımızı ve ne ile karşılaşacağımızı biliyoruz. Çünkü sorgulayıcı akıl ve bilimin yol göstericiliğine emek vererek yaşamımızı kurduk. Biz bu aşamada ancak şunu diyebiliriz:

            Söylediğimiz her şey doğru çıktı.

            Ne aldattık ne aldatıldık.

            Yaptığımız her şeyi bile isteye yaptık.

            Söylediklerimize dikkat edilmese de genelde haklı çıktık.

            Haklı çıkmamız yetti mi?

            Yetmedi.

            Ama biz yine de doğruları belirleme ve söyleme çabası içinde olduk. Bu nedenle de genellikle haklı çıktık.

            Haklı olduğumuz halde neden insanları inandıramadık/inandıramıyoruz?

            Keşke bu sorunun tek bir yanıtı olsa idi ama öyle değil.

            Bu sorunun yanıtı nedir?

            Yalan söylememek, kolaycı önerilerde bulunmamak/bulunamamak, çıkar önermemek ve aksine riskler önermek, köşe dönülememesi, emek verilmesi gerekliliği, inanç ve milliyet kavramlarının kullanılmaması, dedikodu edilmemesi ve pek çok şey…

 

            Türkiye’nin şu anda yaşadığı çıkmazı da önceden görerek söylemiştik.

            Ne zaman mı?

            Yalnızca ilk akla gelenleri sayarsak:

            2010 Anayasa değişikliğinde HAYIR dediğimizde.

            YÖK’ün kaldırılmasının gerektiğini söylediğimizde.

            2010 yılında ve pek çok kez sınav soruları çalınıyor diye eylem yaptığımızda.

            Eğitimin 4+4+4’ün eğitimde uygulanmaya kalkılmasında bunun eğitimi çökerteceğini ifade ettiğimizde.

            Dindar ve kindar nesil yetiştirilmek istendiğinde bunun insan haklarına aykırı olduğunu söylediğimizde.

            Eğitim ve bilim kurumlarına cami yapılmasının yanlış olduğunu söylediğimizde.

            Zorunlu din dersinin insan haklarına aykırı olduğunu ifade ettiğimizde. Bu konuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması gerektiğini söylediğimizde.

            LAİKLİK ilkesinin bir ülkeyi bir arada tutan en temel değer olduğunu ifade ettiğimizde.

            Sorgulayıcı akıl ve bilim ile gidilmeyen yolun sonu karanlıktır dediğimizde.

            Bütün topluma/emekçilere ve özellikle eğitim ile bilim çalışanlarına istisnasız her devlet yetkilisinin hakaret ettiğinde isyanımız ve itirazlarımızla.

            Hukukun keyfi uygulamalarında “Hukuk bir gün size de lazım olur” dediğimizde.

            …

            …

            … Bu örnekleri istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz.

 

            Şimdi de bütün baskı ve tehditlere rağmen doğruları söylemeye devam ediyoruz. Çünkü bu bizim ekmeğini yediğimiz halkımıza namus borcumuz.

            Diyoruz ki:

            Bizi kirli hesaplaşmanıza kurban edemezsiniz.

            Bizi kirli hesaplaşmanızda malzeme olarak kullanamazsınız.

            Bizler “İki ucu ..k’lu değnekten” bir tarafı seçmek zorunda değiliz.

            Türkiye’de demokrasi ancak bütün herkesin, tek meşru zemin olan Türkiye Büyük Millet Meclisine barajsız katılımı ve her konunun herkesin önünde tartışıldığı ortamda gerçekleşebilir.

            Demokrasi ancak demokratik yöntemler ile gerçekleştirilebilir. Diktayı demokrasi diye yutturamazsınız.

            Halk başına çoban değil amasız fakatsız demokrasi istiyor.

            LAİKLİK bu ülkenin ve bütün insanlığın bir arada yaşamının ön koşuludur.

            Demokrasiyi yok edenleri demokrasi kahramanı olarak yutturamazsınız.

            Emek ve demokrasi mücadelesinin ön saflarında emek veren Eğitim ve bilim çalışanlarını aranızda hesaplaşmada karışıklığa getiremezsiniz.

            Toplumu ötekileştirmek ve yaşanan gelişmelerin iç savaş hazırlığı olma olasılığı yüksek. Bu halkı kendi iktidar hesaplarınız için birbirine kırdıramazsınız.

            …

            …

            … Daha neler…

            Bize kızdığınızı biliyoruz.

            Eğer yanlış düşünüyorsak görüş ve kanıtlarınızla bizi çürütürseniz “Özür dilemeye” hazırız.

            Bunula birlikte haklı olduğumuzu biliyorsunuz.

            Gelin bu ülkede ve bu dünyada emperyalizmin uşağı olmadan insanca yaşayalım.

            Biliyoruz ki bu yazı birilerini rahatsız edecek ama doğruları söylemek zorundayız.


748

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun