Bir Büyülü Masal Krallığı: Bhutan

09.11.2014         ercan@manyapi.com



www.yolculukterapisi.com sitesinin kurucusu Zeynep Atılgan Boneval Himalayalar`daki Bhutan Krallığını ne güzel anlatmış

 

Rüzgârla uçuşan renk renk dua bayrakları, uzaktan gelen bir trompet sesi, bordo ve portakal renklere bürünmüş Budist rahipler, Himalayalar`ın gün batımına karşı muhteşem manzarası, kesinlikle başka bir zamanda, mistisizm ile yoğrulmuş başka bir diyardayım...
Yıllar önce bir seyahat dergisinde sadece kısıtlı sayıda turistin (o zamanlar senede 1000 turistti) ziyaret edebildiği ve refah seviyesini "Gayri Safi Milli Mutluluk" ile ölçen Bhutan hakkındaki yazıyı okuduğumda içimde bu ülkenin merakı başlamıştı.
 
Himalayalar’ın tepeleri arasında saklı kalmış, huzurlu ve dingin bu ülke, henüz daha uçaktayken pırıl pırıl ve net bir gökyüzü ve aralarında Everest’in de bulunduğu dik ve karlı tepeleri ile bambaşka bir diyara gittiğinizi hissettiriyor. Alçalmaya başladığınızda ancak bir uçağın inebileceği kadar dar ve kısacık vadi ve etrafındaki yemyeşil doğa korku ile karışık bir saygı uyandırıyor. Manzaraya tepeler, aralarından akan dereler ve çamlar hakim. Gökyüzünün neredeyse fosforlu parlak mavisi gözünüzü alıyor. Sanki gerçek değil, bir masal dünyası. Tepelerdeki ahşap evlerin ufak kalelere benzer bembeyaz taş gövdeleri, üzerindeki kırmızı renkte ince ince işlenmiş pencere çerçeveleri ve çatıları şiir gibi.
Duyabildiğiniz sesler eriyen karların beslediği çağlayan sular, ineklerin boynundaki çıngıraklar, manastırların çanları, cırcır böceklerinin fon müziği…
Bhutan’da neredeyse hiç yazılı bir tarih yok, yüzyıllardır nesilden nesile, kulaktan kulağa aktarılarak gelmiş ve bu süreçte iyice efsaneleşmiş romantik ya da insanüstü hikâyeler size anlatılıyor.
Doğanın içinde büyüleyici manzaralar ve rengârenk dua bayrakları ile başlayan görsel şölen, evlerin üzerindeki resimler, semboller, tapınaklardaki heykeller ve insanların kıyafetleri ile devam ediyor. Bir tiyatro oyununun kostümlerini andıran kıyafetler giyiyor Bhutan halkı. Erkekler ``gho`` isimli diz boyundaki elbiselerini bellerinden kuşakla bağlıyorlar. Kadınların ise, kırmızı lacivert yeşil ağırlıklı desenli ``kira`` adlı elbiseler giyiyorlar. Desen ve doku farkları, farklı renklerdeki başörtüleri, geleneksel olarak feodal bir düzenden gelen halkın sosyal statü göstergesi oluyor.
Mesela sarı türbanı sadece kral ve Je Khenpo denilen en üst kademedeki din adamları takabiliyor.
Bhutan’da şahit olduğunuz her an, her yer ve herkes size epik bir yolculuk yaşatıyor.

Gizli kalmış son Budist cenneti

Budizm gerçekten Bhutan yaşamının vazgeçilmez bir parçası: yaşam ile iç içe.
Ülkede Hinduizm ikinci resmi din olsa da, hem tepelerdeki tapınaklarda, hem de halkın yaşantısının içinde semboller, heykeller, resimler, desenler, inanışlar, ritüeller, kararlar, söylemler ve hareketlerde, Budizm baskın olarak kendini hissettiriyor.
Dağların tepelerin içine insanüstü bir şekilde oyulmuş tapınaklara çıktığınızda muhteşem manzaranın büyüsü ile hissettiğiniz göğe yakınlık duygusu; 1-3 saat arası değişen zamanda, dik patikalardan tırmanarak çıkabildiğiniz ve bu manzaraya şahit olabildiğiniz için, duyduğunuz şükran, onur ve özgüven birbirine karışıyor ve de gerçekten spritüel bir deneyim haline dönüşüyor. Bir yandan şaşırtıcı yükseklikte gördüğünüz manzaraya ve doğaya hakim olabilecek kadar büyük, bir yandan da her tarafınızı kaplayan doğa içerisinde küçücük hissediyorsunuz kendinizi.

Büyülü manzaralar, doğa, insanlar ve zamanın durduğu yer

Bhutan’da, dağlar geçit vermediği için çok çok az sayıda yol var. Eskiden elde ettikleri mahsuller karşılığı tuz, sebze, meyve almak için Tibet, Hindistan ya da Nepal sınırına aylarca yürürmüş insanlar. Hala birçok kişi tepelerdeki köylerinden kasabalara gidebilmek için günlerce yürüyor. Hava soğuk ve rüzgârlı, baharlar bile serin, yazın ise Muson zamanı; fırtınalı ve sağanak yağışlı. Yine de gördüğünüz her tepe size her hava koşulunda bambaşka, nefes kesici manzaralar sunuyor. Kulağa bu kadar zorlu gelen yaşam savaşı, yaşayanlara sunduğu ilham verici ve spritüel doğal güzellikler sayesinde, savaş olmaktan çıkıyor ve kabullenici bir kişiliğe dönüşüyor. Budizm’in hala en saf haliyle kalabilmesinin sırrı da sanki bu zorlu koşulların ve muhteşem güzelliğin tezat dengesinde saklı.
 
Kendilerine yeten bir yaşam döngüleri var: hala kendi ürettikleri ile ailelerini doyuran ve ellerindekinin fazlasını, kendi gereksinimleri için değiş tokuş eden küçük köylerinde az sayıda insan ile ilişki içinde olan bir hayat. Günün büyük bölümünü yoğun rutinleri kaplıyor; bizim makinelere delege ettiğimiz her şey, burada büyük bir emek ve çok zaman demek.
Bambaşka bir yaşantı sürmelerine rağmen, bulunduğunuz ortamda başka türlüsünün mümkün olamayacağını hissediyorsunuz ilk günden. Bu sert ve zorlu yaşam koşullarının getirdiği, dayanıklılık ve dirençli olma gerekliliği ile insanlar sert bakışlı, ciddi, mesafeli ve saygılılar. Meraklı meraklı bakıyorlar ama şahsi alanınıza girmiyorlar. Hepsi onurlu ve mağrur. Hiçbir zaman onlar ilk adımı atmıyorlar, ama kendilerine has bir içtenlikleri var. Sizden gelen sıcak sinyaller ile hemen içten bir gülümseme yayılıveriyor yüzlerine. Başlangıçtaki mesafe aşıldığında iletişim çok açık ve içten. Özellikle çocuklar kocaman gözleri ile merakla bakıyorlar size, fotoğraflarını görmek için makinelerin arkasına kafalarını sokuyorlar ve kendilerini görünce hayretle çığlık ve kahkahalara boğuluyorlar.
İnişli çıkışlı tepeleri aşmak zaman alıyor, sabır ve emek gerektiriyor. Bu arada zaman sanki havada asılı kalmış duruyor ve o kadar tek başınalık hissi var ki, gökyüzü ve toprak arasında bir tek siz varmışsınız hissine kapılıyorsunuz. Alıştığımızın çok dışında bir yaşam, çok yavaş bir tempo, çok çok az somut karşılaşma; bol boşluk, hayranlık, duruluk, sadelik ve temizlik hissi…
 
Kendiniz ile aranızda o kadar az seçenek, yapaylık ve engel var ki iç dünyanız ile baş başa kalıyorsunuz, içgüdü ve sezgilerinizi daha çok hissediyorsunuz, görme, duyma, hissetme algılarınız açılıyor. Ve sorguluyorsunuz kendi yaşadığınız hayatı…

Geçmişe yolculuk

Ulaşılmasının zorluğu sayesinde eskiden beri batı dünyasının ve Çinliler ’in istilasından ve sömürüsünden uzak, dolayısıyla el değmemiş kalabilmiş Bhutan. Son 100 yıldır aynı ailenin krallığı ile yönetiliyor. Kendine yeten, dışarıya kapalı bir ülke olmuş uzun süre. Ülkenin doğal ve kültürel mirasının korunması, çevre ve hava kirliliğine yol açabilecek her şeyin engellenmesi, halka ulaşan teknoloji ve ürünlerin sınırlı tutularak, isteklerdeki değişimin minimize edilmesi, krallığın ana politikası. Turizm, ekonomi ve üretim tamamen devlet kontrolü atında. Kontrollü turizmin ülke için en iyi gelir kaynağı olduğu keşfedilerek 1990’larda yabancı yatırımcıya sadece otelcilik sektöründe kısıtlı ve koşullu izinler verilmiş. Yabancılar toprak sahibi ya da hiçbir işletmeye %30 dan fazla ortak olamıyorlar, 20 yıl yaşasa bile Bhutanlı olamıyor. Otel, restoran, yemek, alışveriş… Her şey az, öz ve net.
Bhutan karmaşık duygular yaşatıyor insana. Kendinizi kontrollü bir deneyde gibi hissettiğiniz anlar oluyor. Bu kadar korunaklı ve koşullu ortamın, ne kadar gerçek olduğunu sorguluyorsunuz. Fakat bu mirası başka türlü bugüne bozulmadan getirmenin mümkün olmadığını görüyorsunuz. Bir yandan da Batı düzeninin sunduğu seçeneklerin bir fayda mı, yoksa kalabalık mı olduğunu sorguluyorsunuz. Çünkü Bhutan’da eksiklik hissetmiyorsunuz, aksine hafiflik ile dolup taşıyorsunuz…
 
Ve sonuçta Bhutan yolculuğu, görsel, ruhani, duygusal ve düşünsellik ile dolu bir şölen, bir masal olarak hafızanıza yerleşiyor…

Bhutan hakkında önemli bilgiler

·         Ülkeye sadece Bhutan ulusal havayolu Drukair ile uçabiliyorsunuz. Drukair’in Yeni Delhi, Katmandu, Bangkok, Kalküta’dan haftada birkaç uçuşu mevcut. Uçuş saatleri sürekli değişebiliyor. Bu sebeple aynı gün içinde başka bir ülkeye aktarma yapmamak gerekiyor. Dünyanın en zor iniş ve kalkış pisti olarak anılan Paro’ya sadece 12 Bhutanlı pilot iniş yapabiliyormuş. Özel jetiniz ile inmek isterseniz, Bhutanlı bir pilot sizinle yukarıdaki şehirlerden birisinde buluşuyor ve sizi kendisi indiriyor Paro’ya.
·         Vize, uçak bileti veya otel rezervasyonu için acentanızın Bhutanlı bir acente ile kontağa geçmesi gerekiyor. Tüm yolculuk planınız ve otel rezervasyonlarınız Bhutanlı bir acente tarafından yapılmak zorunda. Yani tek başınıza gitmeniz ve gezmeniz mümkün değil.
·         Ülkede sigara satışı yasak. Turistlerin ancak bulundukları süre içinde tüketebilecekleri kadar sigara getirmesine izin var.
·         Hava her yerde çok değişken sıcaklıkta ve koşullarda, mutlaka yanınızda yağmurluk ve kalın kıyafetler alın ve değişen sıcaklıklar için kat kat giyinin.
·         Bhutan pahalı bir ülke, zaten turizm mottoları, ``az kalabalık, çok değer``. Oteller, turlar, uçaklar dünya ortalamasının üzerinde fiyatta. Ayrıca Bhutan’da bulunduğunuz her gün için 200 Dolar kadar ziyaret bedeli ödemeniz gerekiyor.
·         Cep telefonları hiçbir yerde bağlantı kuramıyor, ancak büyük otellerden uluslararası konuşma yapabiliyorsunuz. Kablosuz bağlantı ise az bulunur bir kavram.
 
·         Bhutan mutfağında çok az çeşit var; kırmızı pilav, patates ve sebze ana yemek çeşitleri. Kırmızı et ve tavuk da var ama daha az tüketiliyor. Yemeklerin hepsi bol miktarda acı biberle pişiyor.
·         Thimpu’da geceleri köpekler sürekli havlıyor ve kavga ediyorlar, yanınıza kulak tıpası almayı unutmayın.
·         Bhutan’ın pulları tam koleksiyonerler için, renk renk, yaratıcı desenler mevcut. Timphu postanesinden, özel bir bölümden alabilirsiniz.
·         Ülkenin sembolü: Ejderha (DRUK). Her yerde ejderha resimleri, işlemeleri ve heykelleri görüyorsunuz. Bhutan bayrağındaki sarı renk Kralı; turuncu, Budizm’i; ortadaki beyaz ejderha, saflığı ve gücü sembolize ediyor.
·         Ayrıca kuş ve diğer el değmemiş doğal yaşamı gözlemlemek için ideal kamp ve trekking turları mevcut. En ünlüsü Jhomohari Trek Rotası.
·         Kasım Bhutan’ın ulusal festivali olan Lhakhang zamanı - Budist rahiplerin tüm sene çalıştıkları ``Ngacham Drum`` dans performansları, gurur ve onur göstergesi. Bu ve diğer festivaller kapsamında olağanüstü kostümler ile sergiledikleri özel dans gösterileri gerçekten izlenmeye değer. 

Rakamlar ile Bhutan

Bhutan 750 bin nüfuslu, İsviçre büyüklüğünde bir ülke. Ancak yolların yetersizliği bütün ülkeyi görmeye olanak tanımıyor. Zaten % 72’si ormanlarla kaplı, vadiler ve tepeler geri kalanını kapsıyor. Gayri safi milli hasıla, milli mutlulukla ölçülüyor: Milli mutluluğun birimleri çevre, sosyal bütünlük ve din. 1960’lara kadar telefon yoktu, 1972’ye kadar yabancı girmesi yasaktı, havaalanı ve otel yoktu, 1992’ye kadar televizyon yoktu, 2005’den sonra internet girdi. Tüm ülkede sadece bir tek trafik lambası var.
 

1209

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun