Bir açıklaması olması gerekir…

12.12.2016         tkoc@comu.edu.tr

Bu kadar çirkinliğin bir dönemde birikmesinin açıklaması olması gerekir.

 

 

Sonuçları ortaya koyarak sorunlardan bahsetmek yetmiyor. Çözüm üretmek zorundayız. Bu bakış açısı ile konuyu ele aldığımızda öncelikle bu sonucun ortaya çıkma nedenini bütün ayrıntıları ile açıklamamız gerekmektedir. Öncelikle altını çizmek gerekir ki herhangi bir olayı anlamak için tek bir nedene bağlı olarak açıklanamayacağını da kabul etmek gerekir. Bununla birlikte bu yazıda ülkemizin ve dünyanın yaşadığı insanlık dışı durumun nedenlerinden birisini açıklamaya çalışacağım.

 

Konu arasına özel açıklama ekleme ihtiyacı hissettim. Çünkü yazıyı yazmamın bu aşamasında İstanbul’da gerçekleşen terör saldırısı ve devamında 29 ölüm ve çok sayıda yaralı haberini aldım. Bu konuyu şimdilik iki cümle ile özetlemek istiyorum: Terör kümden ve ne gerekçe ile gelirse gelsin yanlıştır/çirkindir/insanlık dışıdır. “Herhangi bir olay olduğunda kimin yaptırdığını anlamak için kimin işine yaradığına bakın” diyor Mahir Kaynak.

 

Peter İlkesi…

Ben bu yazımda Peter ilkesinden bahsetmek istiyorum. Bir dostumdan öğrendim ve bana göre tam da günümüzü ifade ediyor.

Öncelikle tanımına bakalım:

Peter İlkesi, bir hiyerarşi içerisindeki her çalışanın yetersizlik gösterdiği noktaya kadar terfi etme, atanma eğiliminde olduğunu iddia eden ilke. Dr. Laurence J. Peter ve Raymond Hull tarafından 1968 basımı Peter İlkesi (The Peter Principle) adlı kitapta toplanmış mizahi incelemenin ana konusudur. İlke, hiyerarşiye dayalı bir organizasyonda kişilerin yeterli oldukları sürece daha yüksek bir pozisyona terfileri nedeniyle, eninde sonunda artık yeterli olmadıkları seviyeye (yetersizlik seviyesi) geleceklerini öngörmektedir. Kişiler ulaştıkları bu son noktada kalacak, artık yetersiz oldukları için daha yüksek pozisyonları elde edemeyeceklerdir. Bu önermenin doğal sonucu olarak; zamanla, bir organizasyondaki her pozisyon o pozisyona ait görevleri yerine getirebilecek yeterlilikte olmayan çalışanlarca doldurulacaktır ve görev henüz yetersiz olduğu pozisyona yükselmemiş olanlar tarafından yerine getirilecektir. (tr.wikipedia.org/wiki/Peter_İlkesi).

 

Bu ilkeden benim anladığım kadarı ile herkes iş yaparken beceremeyeceği işi yapmaya kadar yükselir ondan sonra yükselemez ve o işi berbat eder.

İlk bakışta tam da ülkemizdeki durumu açıklayan bir ilke diye düşündüm ama sonra bu ilkenin de bizim ülkemizdeki durumu açıklama bakımından yetersiz olduğunu düşünmeye başladım.

Öncelikle ilkenin önermesinde “herkes yetenekleri ile yükselir” kabulü var. Bizim ülkemizde iş yerinizde ve hatta hayatta yükselmede o işi yapma kon usundaki yetileriniz değil kişiliksizliğiniz, yalakalığınız ve yandaşlığınız belirleyici olmaktadır.

Diğer bir yanlış önerme ise kişinin beceremeyeceği makama/işe yükselmesi sonrası artık yükselemeyeceği önermesidir. Bu düşünce de Türkiye’de geçerli değildir. Çünkü hak edilmeden elde edilen makamlar sonrasında hak etmediğini almanın yüzsüzlüğünü bir yaşam şekli haline getirenler hep daha daha yüksek makamları istiyorlar ve bunun karşılığında da verdikleri ödün büyüse de yükseliyorlar.

Bu ülkenin üçüncü eksikliği herhangi bir makama iş yapmak için gelindiği düşüncesidir. Türkiye’de makamlar hiç çalışmadan ama çok çalarak bulunulacak konum olarak algılanmaktadır/yaşanmaktadır.

Bu özetlediğim durumu her makam sahibinin bulunduğu makamı ve altındaki makamları pisletmesi şeklinde tanımlanan durum ortaya çıkıyor. Bu şekilde bir yönetim anlayışı sonucunda kelimenin tam anlamı ile ortalığı b  k götürüyor.

Konu burada bitiyor mu dostlar?

Hayır bitmiyor.

Ülkemizde işi daha da çirkinleştirmek için elimizden geleni yapıyoruz.

Hak etmeden yükselmelere tepki göstererek engellemek için mücadele etmek yerine halk olarak bütün bu çirkinlikleri meşrulaştırmak için binlerce bahane üretebiliyoruz. İşin kötüsü bu bahaneler inanç ve/veya etnik aidiyet gibi kavramlar dahi olabiliyor.

Neden yapıyoruz bunu?

Çünkü ufak çıkarlar elde etmekle kendimizi kurtarabileceğimizi sanıyoruz. Oysa gerçekte hem kendimizin hem de çocuklarımızın yaşamı ve bundan hareketle insanlığın yaşamı çirkinleşiyor.

Örnek mi istersiniz?

“Çanakkale geçilmez” naraları atıyoruz ama ülkenin her fabrikası, limanı, tersanesi, madeni, …, …, çok uluslu şirketlere satılmış durumda. Ne Çanakkale’nin geçilmesi! Ülke tamamen çok uluslu şirketlerin malı olmuş durumda.

Ha olay burada bitiyor mu?

Bitmiyor.

Bu gerçekleri gören ve itiraz eden güzel insanlar çıkıyor. Bu güzel insanların mücadelesine saygı duyulması gerekirken ilk akla gelen şey bu güzel insanları vatan haini ilan etmek oluyor.

Örnek mi istersiniz?

Nazım Hikmet:

VATAN HAİNİ 
"Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ. 
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet. 
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ." 
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla, 
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson`un 
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali 
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira. 
"Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet 
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt 
           hainiyim, ben vatan hainiyim. 
Vatan çiftliklerinizse, 
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan, 
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan, 
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın, 
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan, 
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın, 
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa, 
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan, 
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa, 
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan, 
                            ben vatan hainiyim. 
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla : 
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ. 

Selam olsun insan olma ve insanca yaşama mücadelesi verenlere…

 

 


492

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun