Böylesi görülmedi !...

20.05.2016         sermet@canakkaleolay.com

Ülkemizde basın özgürlüğünün ayaklar altında olması gerçeği, bir kadın gazeteciye yapmış olduğu haber nedeniyle 1 yıl 8 ay hapis cezası ile birlikte ‘annelikten men’ cezasının verilmesi gelinen noktanın son derece vahim olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum aynı zamanda ülkemizdeki kadın sorununun da ne denli önemli olduğunu göstermektedir. Hadi hapis cezasını anladık, çünkü bugün ülkemiz; hapisteki gazeteciler liginde dünya ikinciliğine sahip… Şimdi ise, bir kadının ‘annelikten men’ edilmesiyle tarifi imkânsız bir statü kazanmış oldu.

 Bu olay göstermektedir ki; bu ülkede kadın olmak ilave baskı sömürü şiddete maruz kalmak demektir.

Hapis yetmedi, bir de ‘annelikten men’ cezası ile ikinci bir cezalandırma.

İki gün önce Ece Ayhan Kültür Evi’nde Gazeteci Ragıp Duran’ın eski ve yeni medya konulu sunumu vardı.

Ragıp Duran eski ve yeni medya konusunda son derece doyurucu bir bilgilendirme yaptı.

Bu olaydan sonra, keşke kendisine ‘yeni medya düzeninde baskılar’ konusunda bir soru sorsaydım diye düşündüm.

Baksanıza artık hapis cezası ile bile yetinmeyen bir sistem yaratıldı.

Yeni medya düzeninde, herhalde kadın olmanın getirmiş olduğu ilave baskılarında hakkı verilecek.

Değil mi ki bu ülkede TBMM’de, aile bütünlüğünü olumsuz etkileyen unsurlar ile boşanma olaylarının araştırılması ve aile kurumunun güçlendirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi için kurulan araştırma komisyonu raporuyla;

çocukların kendisini istismar eden / tecavüz edenle evlendirilmesi,

çocuk evliliklerinin  teşvik edilmesi, şiddete uğrayan kadınların, boşanmak isteyen kadınların uzlaştırılması, şiddete karşı istenecek koruma kararları için kadınların delil veya belge sunmasının zorunlu olması, kadınların korunmaları için verilecek tedbir sürelerinin kuşa çevrilmesi, aile danışmanlığına din adamları ve Ensar Vakfı gibi dernek ve vakıfların  el atması, kadınlar aile içinde yaşadıkları sorunları “kader” diye görsünler diye bu aile danışmanlıklarının “ikna odalarına” dönüştürülmesi, boşanmak isteyen erkeklerin eşlerine karşı her türlü yükümlülükleri ortadan kaldırılması, kadınların nafaka hakkının kısıtlanması, eşin ölümünde, kadının miras hakkında kısıtlamalar yapılması,  aileye yönelik psikolojik rehberlik ve danışmanlık hizmetinin esasının “dini değerler” olması gibi öneriler  yer alıyorsa   bu ülkede kadının artık adı bile kalmamış demektir.

Hal böyle olunca, kadın gazeteciye verilen ‘annelikten men’ cezası şimdi daha iyi anlaşılmaktadır.

Tüm bu saldıranlara karşı suskun kalmak; AKP’nin ülkeyi götürmek istediği siyasal İslam temelli laikliğin yok edildiği tekçi, baskıcı, hukukun, adaletin, insan halklarının ayaklar altına alındığı karanlıklara teslim olmak demektir.

Siyasal sistem; muhalif olan her türlü girişime karşı onları bastırmak, tepkilerini yok etmek, sindirmek adına; terörle mücadele bahanesiyle vatan millet sakarya edebiyatına sarılarak varlığını sürdürmek istemektedir.

Bu sistemin temsilcileri de kendilerini güvenceye almak için tek adam diktatörlüğünü tesis ederek; istediğini istediği gibi yapmanın zemini yaratmak istemektedir.

CHP’nin 19 Mayıs Ankara Anıtkabir yürüyüşünün yasaklanması bunun içindir.

Ancak CHP bu yasağı tanımamış ve tüm baskılara rağmen bu yasağı boşa çıkarak önemli bir mesaj vermiştir.

Gençliğin geleceksizleştirildiği, gerici eğitim sistemi altında bilimsel kriterler bir kenara bırakılarak dinci ve kinci bir gençlik yaratıp, mevcut sömürü düzene bağlı hale getirilmeye çalışıldığı, bu yolda haklarına sahip çıkan demokrasi özgürlük barış isteyen gençlerin sokak ortalarında öldürüldüğü günümüzde 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik Bayramı yeni anlamları içermektedir.

Erdal Eren, Ethem Sarısülük, Medeni Yıldırım, Abdullah Cömert, Mehmet Ayvalıtaş, Ali İsmail Korkmaz, Berkin Elvan nezdinde katledilen tüm devrimci ve ilerici gençleri anmak günümüz 19 Mayısları açısından yeni bir değerdir.

Gençlik; demokrasi, özgürlük mücadelesinin en dinamik unsuru olarak 19 Mayıs’ta Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde başlayan bağımsızlık mücadelesinin en sadık takipçisidir

Bunun için gençlik, siyasal erkin korkulu rüyası olmuştur.

Korkunun ecele faydası yoktur, gençlik gelecektir.

Gelecek; demokrasi, barış, eşitlik, adalet, özgürlüklerle örülecektir.  


1121

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun