Bozulsun istiyorum…

22.08.2016         tkoc@comu.edu.tr

Evet, bozulsun istiyorum. Bu ülkenin yani Türkiye’nin ahlakının bozulmasını istiyorum. Tuhaf değil mi? Bana da tuhaf geliyor ama istiyorum. Türkiye’nin ahlakının bozulmasını istiyorum.

 

 

            Bu gün BirGün gazetesinde bir haber okudum; 9 aylık bir bebeğe tecavüz edilmişti. Ne diyeceğimi ne düşüneceğimi şaşırdım ve bu satırları yazıyorum.

            Bu haberi okuduğumda bir öğrencim ile yaşadığım konuşma aklıma geldi:

            Ders sırasında konu Avrupa Birliği (AB) konusuna gelmişti. Arkadaşların AB konusundaki düşüncelerini merak etiğim için;

            Türkiye’nin AB’ye girmesi konusunda ne düşünüyorsunuz arkadaşlar? Diye sordum.

Bir arkadaş, “Girmesin” dediğinde de “Neden?” diye sorma ihtiyacı hissettim.

Türkiye’nin ahlakı bozulur” dedi.

Türkiye’nin ahlakı…?

Bu gün bu ifade üzerinde uzun uzun düşündüm.

Türkiye’nin ahlakı…?

 

Öncelikle ifade edeyim Türkiye’yi ve insanlarını seviyorum. Diğer taraftan bu coğrafi mekânın doğal ve sosyal zenginliklerini bildiğimi sanıyorum. Buna ek olarak yaşanan olumsuzlukların bütün toplumu temsil etmediğini de biliyorum.

Fakat güncel durumu değerlendiriyorum:

Dokuz aylık çocuk tecavüze uğradı…

Yalan söylemek büyük bir başarı…

Herkes birbirinden nefret ediyor…

Herkes birbirini aldatıyor…

Aldananlarda tekrar tekrar aldanıyor…

Para/çıkar için yapılmayan rezillik yok…

Herkes birbirinin kuyusunu kazıyor…

Yalan söylediğini bilse bile çıkarı varsa egemen/güçlü olana herkes inanıyor…

Eskiden “Yetim hakkı” diye bir kavram vardı. Şimdi hak yemek ata sporu haline gelmiş…

“Devletin malı deniz yemeyen domuz” diye bir atasözümüz var…

Güçlünün söylediğini alkışlayanlar iki dakika sonra tam tersini söylediğinde de alkışlıyor…

Herkes çalışmaktan kaçıyor…

Dedikodu yapmak büyük bir beceri gibi sunuluyor…

Yalakalık yapan, adamını bulan, x cemaatine yakın olan yükseliyor…

Toplumda yapılmayan cinsel sapkınlık kalmamış durumda… Buna rağmen toplum eğitimin kalitesini azaltan ve üreme ile ilgili konuları müfredattan çıkaranları destekliyor…

Cinsel eğitim verilmesi düşünülemiyor bile…

Eğitim kurumlarında kadın erkek ayrı sınıfları oluşturulmaya çalışılıyor…

Bütün dünyada örneklerinde görüldüğü gibi kadın ve erkeğin birbirinden uzaklaştırıldığı toplumlarda sapkınlıklar artıyor… Türkiye’deki durum yetmiyormuş gibi bu gibi çabalar ile olay daha vahim hale getirilmeye çalışılıyor…

Kadın ve değişik cinsel tercihtekiler aşağılanıyor, dışlanıyor, toplum dışına itiliyor, şiddet uygulanıyor ve hatta öldürülüyor…

Birisi tarikat olarak çıkıyor bir erkeğe ve bu erkeğin yardımı ile bütün ailesine cinsel tacizde bulunuyor. Bunu inanç kavramından hareketle yapıyor. Yapan yapıyor ve yaptıran da bütün bu yaşadığı sapkınlığı bir “ibadet” yaptığını sanarak yapıyor…

Emekçinin/yoksulun hakkını çalmak ve hatta bütün milletin anasına küfretmek ihale almanın ön koşulu oluyor…

Sokakta yürürken gülerek bakan birisine rastlamak büyük başarı…

Bütün bu sapkınlıkların yapıldığı ortamda, siyasi amaçlı, “Bunu yapana şu yapılsın, bu yapılsın.” nutukları yerine kimsenin bu çirkinlikleri oluşturan nedenleri araştırmaması…

Söylediklerimde pek çok eksik olduğunu biliyorum. Bu ifadelerin toplumun ne kadarını temsil edip etmediğine siz karar verin.

İşin en tuhaf tarafı bu sıraladıklarımı yapanlar en fazla “Ahlakçı” olarak sunanlar ve hatta herkesi kendi ahlak ölçülerine uydurmaya çalışanlar.

            İşte bu nedenlerle Türkiye’nin ahlakının bozulmasını istiyorum.

            Haklısınız tuhaf. İnsan sevdiği ve iyi olması için emek verdiği ülkesinin ahlakının bozulmasını ister mi?

            Elbette istemez.

            Ama eğer verdiğim örnekler Türkiye’nin ahlakını temsil ediyorsa ve bu çirkinlikler daha da artacaksa siz ne düşünürsünüz?

            Ben bu durumda; Türkiye’nin ahlakının bozulmasını istiyorum.

            Yanlış düşündüğüm konularda beni uyarırsanız sevinirim.

 


1335

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun