Bu şekilde olmaz...

22.06.2020         tkoc@comu.edu.tr

Merhaba arkadaşlar. Dilerim iyisinizdir. Ben nasılım?

 

 

İyiyim. Daha doğrusu sağlık yönünden iyiyim. Ama insanlığın ve onun evi olan dünyanın karşı karşıya olduğu sorunlara bir de salgın eklendi. Ne olduğunu tam bilmiyoruz.

Mektup gibi oldu sanırım. Uzun zamandır yazamıyorum. Sizler ile sohbet etmeyi özlemişim. Ama en çok yazışma değil de karşılıklı konuşmayı özledim.

Neyse…

Ne “Bu şekilde olmaz…”

Çanakkale yerelinde Prof. Dr. Cumhur ASLAN’ın sosyal medyadaki bildirimi sonrasında yaşanan sağlıksız bir açıklamalar süreci beni rahatsız etti.

            Türkiye daha önce 1915’te Çanakkale’de kararını tam bağımsızlık ve anti emperyalizm doğrultusunda vermişti.

            Daha sonra verdiği kurtuluş savaşı sonrasında “Sorgulayıcı akıl ve bilimin yol göstericiliğini” esas alan bir felsefe ile yola çıktığını ifade etti. Bu nedenle cumhuriyetin ilk yapılarından ve üniversite kurumlarından biri olan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi binasının alnında “Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir Fendir”

            Bilimsel düşünce tarzı soru sorma, sorgulama, eleştiri, öz eleştiri ve tartışma üzerine oturur.

            Bilimde sorgulamanın sınırı yoktur fakat burada yöntemin önemi ortaya çıkar. Temel ilke şudur; Soru sorarken ve/veya eleştirirken iddia olur fakat hakaret olmaz. Eleştirilen konu ifade edilir. Neden eleştirildiği açıklanır. Eğer bir iddia ve/veya suçlama var ise kanıtları ile ama hakaret etmeden ifade edilir.

            Bir de özellikle ifade etmek isterim her konu herkesle her ortamda tartışılmaz. Hele bir de bir kurumun üyesi iseniz konuları öncelikli olarak o kurumun ilgili toplantılarında tartışmak önceliklidir.

Özellikle altını çizmek gerekir ki hangi ortamda olursa olsun tartışırken hakaret ve aşağılama dili kullanılmamalı/kullanılamaz. Görüş bildirdiğim bu süreçte kullanılan ifadelerin hukuki olarak suç sayılabilecek sınırları çoktan aştığı görüşündeyim.

Böylesi süreçler kişileri elbette yaralar ama daha çok kurumu yaralar. Kurumu savunduğu ve hatta daha iyi olmasını istediğini iddia eden kişilerin bunu yapma hakkı yoktur.

Türkiye’de güncel durumda sorgulama, akıl, bilim, hukuk, ahlak, nezaket, estetik ve bunun gibi kavramlar değersizleştirilerek ötekileştirme, hakaret, kavga kültürü yerleştirilmeye çalışılıyor. Düşüncesini düzgün ifade edemeyen ya da düşüncesini kanıtlayamayan kişi veya kurumlar hakarete yönelir. Kavga kültürü yaşanan süreçten dünya, insanlık, Türkiye ve kurumlar kazançlı çıkmaz.

Dikkat edilirse insanlık tarihinde ve Türkiye Cumhuriyeti’nde bir düşünceyi doğru ortamlarda yapıcı ifade tarzı ile ifade edenler geç de olsa kazanmıştır. Hele üzerine konuştuğumuz kurumun tarihi incelendiğinde sınırsız ama uygun bir ifade tarzı ile eleştiri hep olmuştur ve olmalıdır da.

Bütün bu nedenle canımı çok sıkan, anlamsız ve niteliksiz olduğunu düşündüğüm tartışma ortamında bulunan arkadaşlara bir çağrım var.

Eğer gerçekten amaç haklar, özgürlükler ve adaletin egemen olduğu insanca yaşanabilir bir Türkiye’yi birlikte kurmak ise tartışmaları; olması gereken yerde ve karşımızdakine saygıyı ifade edecek şekilde yapalım.

Bu nedenle üzerine düşünce ifade ettiğim konuda ilgili arkadaşların yüz yüze görüşerek bu konuyu çözmelerini öneriyorum.

 


20686

Yazarın daha önceki yazıları

Yazarın Arşivine ulaşmak için tıklayınız.
© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI

"Veremeyecek hesabım yok"
30.11.2020    3167
Korona her yerde
28.11.2020    2117
Kayıp hayvanları drone buldu
25.11.2020    1121