Bugün günlerden `Barış...`

01.09.2015         gemici@yandex.com

Barışı nasıl anlıyorsak... Barışın kentinden BARIŞ`a bin selam! Barışı tüketip her şeyi savaşa yüklemiş bir anlayışın doruklarında yaşıyoruz ve yalancıktan da olsa içi boşaltılmış `barışa` methiyeler düzüyoruz...

 Barışın yalnızca bir tek anlamı varken nasıl oluyor da beş harften oluşan bu zavallı kelimeye binlerce anlam yükleyebiliyoruz. Dünyanın neresine giderseniz gidin "Barış" dediğinizde anlaşılan anlam sadece bir tane olurken...

Önünüze çıkan on kişiye barış deyin ve duyacağınız çeşitliliğe siz de şaşırın...

Peace, Paz, Frieden, Page, Bakea, Cbet, Mir, Ukuthula... Hepsi aynı anlama geliyor... Barış? Herkesin barışı kendine... Ya vardır ya da yoktur! Aması falan da yoktur... O, bizim keşfimizdir...

Haber alma hakkı anayasal bir haktır...

"Ortada bir anayasa mı var da anayasal haktan bahsediyorsun" diyebilirsiniz. Ben sadece işin yasal zeminini yazmak istedim. Şöyle de diyebilirim: Haber alma hakkı insani bir haktır... Sadece haber alma hakkı değil, doğru haber alma bir haktır!

Seçime giderken ortada dolaşan bir çok dezenformasyon yapılacak. "Yalan haber" sanki olağan bir şeymiş gibi ortalıkta dolaşacak. Aynı "Kabataş" haberleri gibi... "Camide içki içtiler" gibi... Ve akla hayale gelmemiş binlerce masa başı haber gibi... İnsanların kafaları karışacak... Nasıl ki 7 Haziran seçimlerine giderken haber bombardımanına tutulduysak aynı bombardıman daha da şiddetli şekilde gelecek.

Yetmeyecek...

Sağda solda kalmış bir kaç "muhalif" gazete, televizyon, radyo, internet sitesi de kapatılacak... Bunları yaşayarak göreceğiz... Sonra gazeteciler de ayıklanıp içeriye atılacak. Bir kulp bulup içeri atacaklar ama gazetecilik suçundan değil... Bir kulp nasıl olsa bulunur. Böyle ülkeye böyle kulp deyip unutacağız olanları...

İki ay sonra sandık başına gideceğiz... Tabi iktidar bu hızla erimeye devam ederse siz seçimi bir kaç yıllığına unutun derim... Nasıl olsa geçici bir seçim hükümeti mevcut. Nasıl olsa altı aydır geçici hükümetle bir şekilde yönetiliyoruz... Bir engel var mı?

"Başbakan, muhalefet partilerine çağrı yaptık gelmediler" derken herhalde şaka falan yapıyordu. Öyle bir şaka yaptı ki, partileri bile muhatap almayarak direk kendinin seçtiği milletvekillerine bakanlık teklif etti. Partiler yok saydı. "Çağrı yaptık gelmediler" demek ne demek?

Ben anlamadım... Çizerek tane tane anlatılırsa anlayabilme kapasitem mevcut olduğunu sanıyorum... Pek emin değilim aslında. Ortam, anlaşılması zor... Aynı dili kullanmıyoruz sanki... Aynı "Barış" gibi...

Farklı hayatları ne yazık ki, aynı zamanda ve aynı ülkede yaşıyoruz...

-geMici-

gemici@yandex.com

BATI-feneri ÇAKMAYA DEVAM EDİYOR...


895

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun