CHP'lilere Zor Soru

26.10.2020         

Çanakkale İl Genel Meclis Başkanı Sadık Göğüsgeren, CHP İl Disiplin Kurulu tarafından verilen 'kınama' cezası konusunda itiraz ettiğini ifade ederek, 2 Kasım tarihinde Yüksek Disiplin Kurulu'nda sözlü savunma yapacağını söyledi. Kınama cezasıyla ilgili "Haksızlığa uğradım" diyen Göğüsgeren, RES'ler konusunda "O dönem, sanki parti içi siyasi bir silah olarak kullanıldı. Boylam Enerji konusundaki hassasiyetin, Sone Enerji konusunda oluşmamasının nedenlerini kamuoyunun takdirine bırakıyorum" ifadelerine yer verdi. Mart ayında yapılacak Meclis Başkanlığı seçimi ile ilgili olarak ise; "Adayım" dedi

Çanakkale İl Genel Meclis Başkanı Sadık Göğüsgeren, Gazetemiz Çanakkale OLAY`ı ziyaret etti. Gazetemiz Sahibi Mehmet Özkurnaz ile Çanakkale siyasetine, tarıma ve kent ekonomisine ilişkin sohbet eden Göğüsgeren, güncel ve hem parti içinde hem de kent kamuoyunda tartışma yaratan konulara da cevaplar verdi. CHP İl Disiplin Kurulu tarafından verilen `kınama` cezası ile ilgili olarak Göğüsgeren, "Bu meseleleri, `aile içi` olarak değerlendiriyor ve sürecin en başından bu yana açıklama yapmama kararımın arkasında duruyorum. Tabi, benim de duygularım var, ben de insanım. Bu konuda haksızlığa uğradığımı düşünüyorum" dedi. 

 
"Boylam`a gösterilen hassasiyet Sone`ye neden gösterilmedi?"
Bir süre gündem olan ve hem parti içinde hem de kent kamuoyunda eleştirilen Göğüsgeren, Rüzgar Enerji Santralleri ile ilgili olarak, "Aynı şartlarda başvuru olduğunda yine aynı ilkeler çerçevesinde cesaretle kararlar alabiliriz. Bizler, tehditlerle, siyasi baskılarla kararlar alacaksak, her şeyden önce bizi seçen, bize oy vermiş insanlara saygısızlık yapmış oluruz. O dönem, sanki parti içi siyasi bir silah olarak kullanıldı. İşte bugün, Sone Enerji`nin işgal ettiği alanla ilgili, o dönem ses çıkaranların seslerini duymuyoruz. Burada bir çelişki yok mu? O dönem çevre konusunda bizi eleştiren arkadaşları bu konuda da hassasiyete davet ediyorum. Boylam Enerji konusundaki hassasiyetin, Sone Enerji konusunda oluşmamasının nedenlerini kamuoyunun takdirine bırakıyorum" dedi. 
 
İşte İl Genel Meclis Başkanı Sadık Göğüsgeren`in Gazetemiz Çanakkale OLAY`a ilişkin görüş ve düşünceleri... 

OLAY: Öncelikle son dönemde parti gündeminde olan bir konu var size verilen disiplin cezası! Bu konuda düşünceleriniz nelerdir? 
Sadık Göğüsgeren: İl Disiplin Kurulumuzun kararı ile bir kınama cezası aldım. Kapalı whatsapp grubumuzda yaptığım, biraz da `üslupsuz` diyebileceğim, ama amacının arkasında durduğum söylemlerden dolayı kınama cezası aldım. Konuyla ilgili olarak Yüksek Disiplin Kuruluna itiraz ettim. Yüksek Disiplin Kurulu da 2 Kasım itibariyle sözlü savunmaya davet etti. Fakat ben, Cumhuriyet Halk Partisi`ndeki konuların, kamuoyu önünde tartışılmasını doğru bulmuyorum, bu durumun `iktidar yürüyüşümüze` zarar vereceğini, kentimizin ve ülkemizin sorunlarının çözümüne katkı sunmayacağını düşünüyorum. Bu meseleleri, `aile içi` olarak değerlendiriyor ve sürecin en başından bu yana açıklama yapmama kararımın arkasında duruyorum. Tabi, benim de duygularım var, ben de insanım. Bu konuda haksızlığa uğradığımı düşünüyorum. Süreç sona erdikten sonra, özellikle Danışma Kurullarında bunu madde madde ayrıntılı olarak açıklayacağım...
 
OLAY: RES`ler konusunda çok eleştirildiniz, hatta para alındığı iddiaları da gündeme geldi. Boylam`ın ardından Sone Enerji de tartışma yarattı. Ancak, Sone konusu, Boylam kadar gündem olmadı. O dönem size yönelik eleştirilerin, parti içi çekişmelerin aracı olarak kullanıldığını düşünüyor musunuz? 
Sadık Göğüsgeren: RES`ler konusunda çelişkili bir durum var. Boylam Enerji ile Sone Enerji`nin durumları farklı. Ama hala belirli gruplar, iki meseleyi birbirine kasıtlı olarak karıştırmaya çalışıyorlar. Boylam Enerji, bizim meclis dönemimizde ve meclis başkanlığımız sırasında, 8 ay boyunca gündemde kaldı, defalarca tartışıldı. Sonuçta, söz konusu şirket, ilgili rüzgar güllerinin yapılması için ruhsat almak için Özel İdare`mize başvurmuş, İl Genel Meclisimizin her iki komisyonu da ayrı ayrı çalışmış ve biz de olumlu oy verdik. Sone Enerji ise ne Çevre ve Şehircilik Bakanlığı`na, ne Özel İdare`ye, ne de İl Genel Meclisi`ne, ne Orman İşletmesi`ne ve ne de Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü`ne hiçbir şekilde başvurmayarak resmen işgal etmiş durumdadır. Bu iki dosya arasında çok fark var. Boylam Enerji konusunda ben arkadaşlarımıza açıklamada bulundum. Arkadaşlar da bizi dinlemeden, bir sürü iftira atarak karalama kampanyasına başladılar. Hem de kendi dostlarımız, yoldaşlarımız bunu yaptılar. Boylam Enerji konusunda, grubumuzun çoğu siyasi ve çevresel baskılar nedeni ile olumlu oy veremediler. ÇED raporunda sözü edilen 102 kilometrelik yol, 69 tane rüzgar gülü üzerinden açıklanmış bir yoldu. Ama ÇED raporundan sonra proje defalarca refüze edilmiş, pervane sayısı 27`ye düşürülmüş, bundan sonra da mevcut orman yolları üzerinden 22 kilometre... Yani yeni yol yapımı hiç yok burada. Sadece nakliye sırasında, pervanelerin değeceği alanlarda, çukurları doldurma ve virajları genişletme çalışmaları olmuş, sıkıntılı olan alanlarda da pervane başına 4`er buçuk dönüm alan orman işletmesince kesilmiş... O dönem, sanki bir moda oldu. İl Genel Meclisi üyelerine saldırı stratejisinin bir parçası olarak kullanıldı. Tehditler aldık, `para aldınız deriz`, `sizin adınızı çıkarırız` iddialarıyla karşılaştık. Ancak bizim gönlümüz rahat. Aynı şartlarda başvuru olduğunda yine aynı ilkeler çerçevesinde cesaretle kararlar alabiliriz. Bizler, tehditlerle, siyasi baskılarla kararlar alacaksak, her şeyden önce bizi seçen, bize oy vermiş insanlara saygısızlık yapmış oluruz. O dönem, sanki parti içi siyasi bir silah olarak kullanıldı. İşte bugün, Sone Enerji`nin işgal ettiği alanla ilgili, o dönem ses çıkaranların seslerini duymuyoruz. Burada bir çelişki yok mu? O dönem çevre konusunda bizi eleştiren arkadaşları bu konuda da hassasiyete davet ediyorum. Boylam Enerji konusundaki hassasiyetin, Sone Enerji konusunda oluşmamasının nedenlerini kamuoyunun takdirine bırakıyorum. 
 
OLAY: İl Genel Meclisi`nden geçmeseydi, o RES`ler yapılamayacak mıydı?
Sadık Göğüsgeren: Aslında bu konuda kamuoyunu da aydınlatmak lazım. RES`ler konusunda, sadece İl Genel Meclisi onayı gerekmiyor, aynı zamanda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı onayı ile de ruhsat alanlarını açabiliyorlar. Buna örnek, Bayramiç`in Bezirganlar Köyü`ndeki Sanko Enerjidir. Hiç bize sormadan gelip yaptılar, gerekli işlemlerini Ankara`dan tamamladılar. 
 
OLAY: Parti içi tartışmaları bir kenara bırakırsak, özellikle kırsalda, tarım üretiminde su sorunu devam ediyor. Bu konuyla ilgili görüşleriniz nedir?
Sadık Göğüsgeren: Su sorunumuz devam ediyor. Sadece Bayramiç`te değil, Yenice, Ayvacık, Bayramiç havzasında sulama suyu ve içme suyu sıkıntımız sürüyor. Yaklaşık 8 ay boyunca kuraklık dönemi yaşadık ve bu son 14 yılın en kurak dönemi olarak kayıtlara geçti. Devlet Su İşleri`nde idare edememe sorunu görüyorum. Yani alt personele suçu atıp, `siz organize edemediniz` demek yerine, sorunun çözümüne ilişkin girişimler görülemiyor. Bayramiç Barajı`ndaki su sıkıntısı da böyle. Biliyorsunuz kapasitenin üzerinde çeltik dikimi ile başladı su sorunumuz. Yüzde 74 doluluk oranına sahip Bayramiç Barajı`ndan kullanılan su ile geçen yıllara göre iki katı kadar çeltik ekimine izin verildi. İki katı çeltik ekimi, barajın toplam 85 milyon metreküplük su kapasitesinin 9 milyon metreküpüne tekabül ediyor. Yani 9`da 1`i! Zaten bize de yetmeyen su aşağı yukarı bu kadar. Bundan sonraki yıllarda, su doluluk oranlarını Devlet Su İşleri`nin şeffaf bir şekilde açıklaması lazım. Sonra bunun da önlemlerini, yine ilgilileri ile birlikte alması lazım. Önceden de, yeni 14 yıl önce de Bayramiç Barajı`nın doluluk oranının tam olmadığı bir yıl yaşamışız. Fakat o zaman sulama birlikleri vardı. O sulama birlikleri, bana göre gerekçesiz gerekçelerle lağvedildiler. Sulama birlikleri, her köyün birer temsilcisinin de katıldığı oluşumlardı. Bu temsilciler, köylerinin sulama sorunlarını birlikte çözüyorlardı. Su ihtiyaca göre paylaşılıyordu. Ancak şimdi olduğu gibi, Devlet Su İşleri`nden görevlendirilen arkadaşlar, 120 bin dönümlük alanın su ihtiyacını kontrol edemez. Bilgisi olmaz, bilgisi olduğunda geç kalır, sonuçta bir devlet kurumudur, ortak akılla yönetilmediği sürece su sorunu çözülemez. Benim önerim, önümüzdeki yıl Sayın Valimizin de bilgisiyle, Devlet Su İşleri yetkilileri, İl Genel Meclisi üyeleri, muhtarlar ve Ziraat Odaları Başkanlarını kapsayan, resmi olmasa da bir Danışma Kurulları ile herkesin bilgisi alınarak su programlamasının sezon başında yapılması lazım. İçme suyuna gelince; yer altı kaynaklarımız 1-25 metre arasında çekildi. Artık bundan sonra Çanakkale`de ve Türkiye`de, içme suyuna kalıcı çözümler üretmesi gerekiyor. Devlet para harcıyor gölet yapıyor, ama göletin çıkışına bir arıtma sistemi kurarak köylere su vermiyor. Bayramiç Karaköy Göleti`ne bir içme suyu çıkış ilave edilerek, orada 7 köyün içme suyu sorunu çözülebilir. Belki bu durum 200 dönümlük alanın sulanamamasına neden olacaktır ama asıl ihtiyaç olan içme suyu sorunu çözülecektir. Bizim yerel siyasiler olarak müdahil olma, karar alma hakkımız yok, ama görüşlerimizi ve çözüm önerilerimizi dile getirmek görevimiz, bunu uygulayıp uygulamamak ise resmi makamların inisiyatifidir. 
 
OLAY: Büyük oranda, tarımsal üretime dayalı ekonomisiyle Çanakkale, geçen yıl domateste, bu yıl ise kapya biberde tabiri yerinde ise çöküş yaşadı. Bu konuyu hem İl Genel Meclis Başkanı hem de bir üretici olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? 
Sadık Göğüsgeren: Kapya biberin sorunu, üreticiden çıkışının 30-40 kuruş, markette 7 lira olması değildir. Yani kapya biber bir sanayi ürünüdür, ihracatı olan bir üründür, işlendikten sonra da işlenmeden önce de ihracat edilir. Yanlış hatırlamıyorsam, 2014 yılında yapılan bir değişiklikle, kapya biber ihracatında kasa kullanma şartı getirildi. Burada amaç, o zamanlar için iyi niyetliydi. Yerli üretim, yani Türkiye`de işlenip yurtdışına öyle götürülmesini amaçlıyordu. Ama Türkiye`deki yerli üretim yapan firmalar, bu üretimi karşılayabilecek kapasitede değildi ve yeni firmalar da açılmadı. Bu defa ne oldu? Bir tırda, Yunanistan`a gidecek ihracatta, 23-24 tonla gitmesi gereken biber, kasa ambalajıyla gittiği için 12-13 tonda kaldı. Gittiği yerden de kasanın tekrar Türkiye`ye nakledilmesi gerektiğini de koyarsak maliyet katbekat arttı. Bu defa ihracat yapan, kapya biberi işlenmeden bizden alan ülkeler, İtalya, Yunanistan, İspanya ve Belçika gibi ülkeler alım ülkelerini değiştirdi. İran`a, Tunus`a, Mısır`a, Cezayir`e yöneldiler. Bu çözülmesi gereken sorunlardan bir tanesidir. İkinci önemli sorun ise, kapya biber, domates, salça, kurutulmuş domates gibi işletmelerin kurulumunun teşviki çok az. Bir takım TKDK gibi programlarla desteklemeler var ama, sistem oturmadı. Bir vatandaşın 2 milyon liraya kurabileceği bir salça fabrikası, devlet destekleri için istenen belgeler ve gerekli şartların sağlanması ile 4 milyona çıkıyor. Bu defa yatırımcı beklediği desteği göremiyor. Hal böyle olunca tarıma değer katan işletmeler de kurulamıyor. Bunun mutlaka bir devlet politikası olarak yeniden ele alınıp yerli işletmelerin desteklenmesi, ihracat yollarındaki kuralların yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. Çünkü biber ve domates gibi ürünlerin piyasa değerini sanayi işlemleri arttırır. Kapya biberdeki en büyük sorun bu. Gerçekten üreteci çok kötü durumda. Geçen yıl da domateste bir hüsran yaşanmıştı. Bu yıl da kötüydü ama geçen yıl, dökme domates 20 kuruşa kadar düşmüştü. Biz daha sonra öğrendik, Uruguay`dan domates konsantresi ithal edilmiş. Çanakkale gibi tarıma ve hayvancılığa dayalı ekonomilerde, çiftçinin kazanması lazım. Ama ithalat politikalarının bu kadar dengesiz olduğu sürece çiftçinin para kazanma şansı yok. Türkiye`de tarımla ilgilenmek at yarışı oynamak gibi bir şey. Ekimler devam edecektir, ama doğru politikalar olmadığı sürece, çiftçinin kazanç-zarar grafiği, bir sene kazanır iki sene batar, iki sene kazanır üç sene batar şeklinde devam edecektir. 
 
OLAY: Meclis Başkanlık seçimleri ne zaman?
Sadık Göğüsgeren: İl Genel Meclisi Başkanlık seçimleri Mart ayında. 
 
OLAY: Siz yeniden aday olmayı düşünüyor musunuz?
Sadık Göğüsgeren: Adayım...
 
OLAY: Başka adaylar da çıkacak mı, seçimler parti içinde yeni bir ayrışmanın kapısını aralar mı?
Sadık Göğüsgeren: Siyasette 24 saat çok önemlidir. Her şey değişebilir. Başka arkadaşlarımızın da aday olması gayet normaldir. Ama ben şu garantiyi vereyim; CHP Grubumuzda 18 arkadaşımızın 18`i de aday olsa, biz o seçimden tek yumruk çıkacağız. CHP çoğunluğundaki meclis başkanlığı görevi devam edecektir. Bu konuda açık olmak lazım. Arkadaşlarımızla birbirimize karşı bir durumumuz yok, yan yanayız. 18 arkadaşımızın 18`i de aday olsa, yine bir arkadaşımız İl Genel Meclisi Başkanı olacak. `Ben kazanırım` gibi bir iddiam yok, kim kazanırsa onunla birlikte çalışmaya devam ederiz...
(Seçkin Sağlam) 
© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI

"Veremeyecek hesabım yok"
30.11.2020    3306
Korona her yerde
28.11.2020    2244
On Numara - Yusuf Eroğlu
26.11.2020    1027