Can Dündar

08.12.2015         gemici@yandex.com

Can Dündar’ın yazısından sonra, Faşizm zindanları kutsarken yazı yazmak istemedim. Ama herkesin Can Dündar’ın yazısını okumasını isterim…

 Güzdüz

Değerli Yalnızlık

Sabah 08.00...

Hücremin gri hoparlörü her sabahki buyurgan sesiyle haykırıyor:

“Tutuklu ve hükümlülerin dikkatine... Sabah sayımı yapılacaktır, sayım düzeni alınız.”

Bu, Silivri’nin geleneksel kalk borusu...

Az sonra bir infaz koruma mangası gelip kaçıp kaçmadığımı kontrol ediyor. Gayet kibarlar... Avluya açılan kapıyı açıp “Allah kurtarsın” diyerek gidiyorlar.

Şimdi oda büyüklüğündeki havalandırmada, 9 adıma 5 adımlık gökyüzünün altında volta atabilirsin.

Tabii yine tek başına...

Yıllar önce “Yalnızlığa Alışmalı” diye bir yazı yazmıştım. Ondan beridir alıştırdım kendimi, yalnızlığı severim. Ama buradaki, tecrit; hem de ağır bir tecrit...

24 saat hücremizde tek başımızayız.

Erdem, hemen yanımdaki hücrede yatıyor. Kapısı kol mesafesinde.. Ama görüşmemiz yasak. Tecrit o kadar sıkı ki avukat görüşüne giderken bile, karşılaşmayalım diye önce birimizi içeri alıp sonra diğerimizi götürüyorlar.

Dar koridora açılan demir kapının üstünde cep telefonu büyüklüğünde bir gözetleme deliği var. Ayak parmaklarının üzerinde yükselip birkaç saniye el sallamak mümkün oluyor ancak...

Gardiyanlarımız ve avukatlarımız dışında kimseyi görmememiz isteniyor anlaşılan. Peşinen cezalandırma...

Okuduğum tutsak hatıralarını geçiriyorum aklımdan: Hiçbirinde böyle ağır bir tecritten bahsedildiğini hatırlamıyorum.

Belki Guantanamo’da vardır.

Vakit bol ya; falımı okudum sabah:

“Sosyal ortamlara gireceksiniz” diyor. “Değişik organizasyonlar devrede” olacakmış. “Farklı arkadaş grupları hayata bakış açımı genişletecek”miş.

Bunu okurken demir kapının göğüs hizasındaki bölmesi açılıyor. Sevimli bir görevli “ekmek” diye sesleniyor. Bir ekmek geçecek büyüklükteki bölmeye eğilerek giriyorum “sosyal ortamlara”...

Hayata bambaşka bir açıdan bakıyorum.

15 yıl önce F-Tipi cezaevleri inşa edilirken ölüm orucuna yatan devrimci tutsakları anımsıyorum. Bir grup aydınla birlikte Bayrampaşa’ya arabuluculuğa gitmiştik. Son nefesini vermeye hazırlananları yaşamaya ikna etme derdindeydik. Kalabalık koğuşlarda kalıyorlardı. Devlet onları 1-3 kişilik hücrelerde tutmak istiyordu. Direniyorlardı. “Tecrit, yaşarken ölmektir” diyorlardı.

O direniş, katliamla bastırıldı. Ve tecrit zindanları açıldı.

İnsana dokunmanın, toprağa basmanın, yorgana sarılmanın yasak olduğu tutsakların çıplak pencerelerden sürekli gözetim altında tutulduğu bu toplama kampının beton duvarlarında o direnişin sloganı kazılı adeta:

“Tecrit ölümdür!”

Fakat neyse ki üç kadim dost refakat ediyor bana yalnızlığımda:

Tanışma sırasıyla, kalem, kitap ve televizyon...

Yazıyor, okuyor, izliyorsun.

Sabah gazeteler geliyor; dost kalemlerin satırları su serpiyor yüzüne, yüreğine...

Ekranda, sevdiklerin seni savunuyor; coşuyor, avunuyorsun.

Yürekli milletvekilleri, cesur avukatlar gelip koluna giriyor. Diriliyorsun.

Dışarıda umut nöbetinde yoldaşların var;

Sıcaklıkları vuruyor zindana, ısınıyorsun.

Kapalı görüş günü eşin, oğlun, kalın camın ardından gururlu gözlerle bakıyor, umudun dilinde konuşuyor; tuzla buz oluyor cam, hasretin hararetinden; canlanıyorsun.

Ve ekmeğin geldiği bölme yeniden açıldığında “Can Dündar”... Mektubun var” müjdesini işitiyorsun.

Yok, telefon faturası filan değil... Mektupsuz geçmiş yılların acısını çıkarırcasına, onlarca mektup yığılıyor odaya... Onlarca sarıyor, kucaklıyor, öpüyor seni...

Her gelen dost, yazılan her satır, her konuşan dil, aynı sırrı fısıldıyor:

“Yalnız değilsin.”

Soğuk tecrit, sevginin harında eriyor.

“İşte” diyorsun; “İşte.. Asıl bu, değerli yalnızlık...”

Can Dündar

-geMici-

gemici@yandex.com

BATI-feneri ÇAKMAYA DEVAM EDİYOR…


772

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI

Tarih yerine AVM
18.01.2017    2524
Çanakkale’de su kesintisi
19.01.2017    1252
Kaza mı, kasıt mı?
23.01.2017    904