Çanakkale’yi anlamak…

27.03.2017         tkoc@comu.edu.tr

Düşünüyorum ama işin içinden çıkamıyorum. Neden? Neden Çanakkale’den rahatsız olunuyor? 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferleri’nin 102. Yıl kutlanması ve sonrası yaşananlar sonrasında bu soru veya benzeri soruları sorma ihtiyacı hissettim.

 

 

Bu yazıyı da bir süre düşünerek yazma ihtiyacı hissettim.

Çünkü ülkemizde gerçek ile senaryolar çoğu zaman karıştırılıyor.

 

Neler yaşandı?

Yaklaşık bir hafta önceden gözaltılar başladı.

Keyfi gözaltılar etkinlikler sona erene kadar devam etti.

Kent merkezi Çanakkale’de yaşayanlar için uzaklaşılması gereken bir yer haline getirildi.

Yüzlerce otobüs ile belirli siyasi görüşte insanlar Çanakkale’ye getirildi.

Törenlerin yapıldığı stadyuma Çanakkale halkı alınmadı.

Tabipler odası başkanı kadın arkadaşımız polisin keyfi uygulamaları ile taciz edildi.

Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan Cumhuriyet meydanındaki çelenk koyma törenlerine katılırken polis tarafından üstü arandı.

Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferleri’nin 102. Yıl kutlanması törenlerinde konuşurken stada bulunan otobüslerle taşınmış kişiler tarafından hakarete uğradı.

Her yıl Çanakkale Belediyesi tarafından Çanakkale Deniz Zaferleri’nin kutlandığı gün olan 18 Mart akşamı yapılan Fener Alayı’nın gerçekleştirilmesine 19 Mart tarihinde izin verildi.

            Neden ama neden?

            Bunlar neden yaşanıyor?

Bu soruya yanıt arıyorum.

Bu soruyu yanıtlayabilmek için, kendimce, Çanakkale’nin neyi temsil ettiğini düşünme ihtiyacı hissettim.

Bana göre Çanakkale:

Sömürüye karşı ve emperyalizmin engellenmesi için birleşmiş bir halktır.

Antiemperyalist mücadelede bu coğrafyada yaşayan her inanç, etnik kimlik ve kültürel farklılıktan halkın yaşam alanlarına sahip çıkmasıdır.

Yaşam ortamına ötekileştirici bakılmadığı için Truva, Assos, Bozcaada, Gökçeada başta olmak üzere bütün değerlere sahip çıkılmasıdır.

Kaz Dağındaki ağacın, Midillideki kayacın değerini bilmektir.

Kaz Dağının üstünü altından değerli saymaktır.

Savaştan barış çıkarmaktır.

Karamenderes akarsuyunu Truva ile birlikte düşünmektir.

Gelibolu Yarımadasında yaşanan savaşlarda ölen askerler için “Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlâtlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlâtlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlâtlarımız olmuşlardır” Mustafa Kemal Atatürk, 1934 demektir.

Savaşlardan ders alıp BARIŞ’ın kenti olmaktır.

Gelibolu’dan başlayan antiemperyalist mücadeleden kurtuluş savaşı çıkarmaktır.

Farklılıklara saygı göstermektir.

Haklar ve özgürlükleri genişletmek için mücadele etmektir.

Hangi kentli ve hangi düşünceden olursa olsun Çanakkale’de yaşadıktan sonra herkesin Çanakkale’de yaşamaya devam etmek istemesidir.

Kanı körüklemek değil yaşama sahip çıkmaktır.

Yağmayı, talanı değil doğayı ve üretimi savunmaktır.

Çeşitliliğe saygı göstermektir.

Farklının varlık hakkını kendi varlık hakkının bir parçası olarak görmektir.

Halkın kendi kentinin yönetimine katılmasının kanallarını oluşturmak için “Kent Konseyi” kurmaktır.

Bu da yetmiyormuş gibi “Mahalle Meclisleri” kurmaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin etkisizleştirildiği ve daha da etkisizleştirilmek istendiği şartlarda bile demokrasiye sahip çıkmaktır.

Belediye başkanına ve bundan hareketle aslında Çanakkale’de yaşayanlara yapılan saygısızlığa fener alayına 20 000 den fazla kişi katılarak yanıt vermektir.

Huzur’dur.

Elbette eksik bıraktıklarım var. Elbette Çanakkale bundan daha fazlasıdır.

Çanakkale, bu sıralananları tam olarak gerçekleştiremediğini bilmek ve daha iyisi için mücadele etmektir.

Eee, o zaman neden bu güzelliklerden rahatsız oluyorlar?

Sanırım en büyük korkuları ülkeyi insanca yaşanabilir bir yer haline getirecek bu değerlerin Kurtuluş Savaşında olduğu gibi bütün Türkiye’ye yayılmasından korkuyorlar.

Çanakkale halkı kendi iradesine, değerlerine, kentine bundan hareketle belediye başkanına sahip çıkar.

Devamında, doğal olarak, Türkiye halkı da kendi iradesine sahip çıkar.

Çanakkale kentinde insanların insanca yaşayabildiği bir ortamın varlığı despotik yönetim heveslilerini rahatsız ediyor.

Oysa Çanakkale’yi anlasalar kendilerinin de insan olma ve insanca yaşama şansları artacak.

Çanakkale’ye bu kadar saldıranlar; Bir deneyin. Çanakkale’yi anlamaya çalışın. Emin olun ki hem siz hem de ülke daha huzurlu olacak.

Haydi, bir deneyim.

Sizin için zor olacak.

Ama bir deneyin.

 

 


616

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun