Çok şey ama hiç bir şey…

13.02.2017         tkoc@comu.edu.tr

Çok şey oluyor ama çok şey… Çok şey oluyor ama hiçbir şey olmuyor…

 

 

PISA araştırması sonuçlarını duydunuz mu?

Önce PISA nedir ona bir bakalım:

2000 yılından itibaren üç yılda bir yapılan PISA araştırması OECD üyesi ülkeler ve diğer katılımcı ülkelerdeki (dünya ekonomisinin yaklaşık olarak %90’ı) zorunlu eğitimi bitiren öğrencilerin modern toplumda yerlerini alabilmeleri için gereken temel bilgi ve becerilere ne ölçüde sahip olduklarını ölçmeyi hedeflemektedir. PISA araştırmasının hedef kitlesi 7. sınıf ve üzeri sınıf düzeylerinde örgün eğitime kayıtlı olan 15 yaş grubu öğrencilerdir.

PISA’da her üç yılda bir matematik, fen ve okuma alanlarından biri ana odak olarak seçiliyor. PISA 2015’te de fen okuryazarlığı ana odak olarak belirlenmiştir.

Aşağıda PISA araştırma sonuçlarını görüyorsunuz:

 

Çizelgeyi özetlersek bu yaş grubunda eğitimin durumu çok ama çok kötü. Bu kötü durumu dert eden ve düzeltmek için yapılan bir çalışma duydunuz mu?

Hayır duyamazsınız.

Bu durumdan sonra ne beklersiniz?

İlk önce bu işi yapan eğitimin emekçisi olan kişilere dönüp sorulması gerekir.

Bu yapıldı mı?

Hayır.

Ama o zaman ne yapıldı?

Öğretmenler sürüldü, açığa alındı, ihraç edildi.

Aşağıda yaşadığı sürgün sonrasında geçirdiği kalp krizi sonrasında yaşamını kaybeden Mustafa Turgut öğretmenin sürgün sonrası kaleme aldığı yazının bir kısmını paylaşıyorum:

" Sürgün oluyorsun, anlatmaya başlıyorsun; bu esnada arkadaşın işten atılıyor, senin sürgününü konuşmak ayıp oluyor; tam bu sırada gazete kapanıyor, memleket meselesi dururken atılanları konuşmak önemsizleşiyor... Herkes bu sıralar kendini cendereye alınmış hissediyor. Biri diğerine tercih edilemeyecek kadar hepsi önemli. Toptancılıktan vazgeçip büyük küçük, önemli önemsiz demeden sorunların etrafında örgütlenmek ve mücadele etmekten başka yolumuz yok. Bir bakmışsın hepsi bir yerde birleşmiş..." (Mustafa Turgut - 1 Kasım 2016)

Daha daha neler oluyor?

Üniversite hocaları meslekten atılıyor.

Aaa Gerçekten mi?

Ne yapmışlar?

Neyle suçlanmışlar ve hangi deliller ile hangi hukuki süreçlerde suçlu bulunmuş ve meslekten atılmışlar?

Hiç…

İnsan inanamıyor değil mi?

Ama gerçekten hiç…

Sunulan bir kanıt, yapılan hiçbir suçlama ve yaşanan hiç bir hukuki süreç yok.

Eee

O zaman nasıl oldu?

Resmi gazetede isimler yayınlandı ve işten atıldılar o kadar…

Herhalde ortaokulların işini bitirdik sıra üniversitelerde denildi.

Bütün bu yapılanlar üniversitede bilimsel üretimin arttırılması için mi yapılan işler?

Mümkün mü bu?

Öncelikle yapılan iş hukuki değil.

İşte püf noktası budur.

Hukuk rafa kaldırıldığında ne olur?

Orman kanunları olur.

Gücü yeten haklı olur.

Parası olan haklı olur.

Kısacası diktatörlük olur ve altta kalanın canı çıksın olur.

Üniversiteler ne olur?

Ne üniversitesi?

Farkında değil miyiz? Evrensel anlamda üniversite olmaya en yakın üniversiteler bu saldırılardan en fazla payını alan kurumlar oluyor.

Şimdi diyeceksiniz ki “Anayasa yapıyoruz, Nisan ayında Evet ya da Hayır diyeceğiz neden farklı konuları gündeme getiriyorsun?” diyeceksiniz.

Anayasa yapıyoruz ve anayasayı ülke daha demokratik bir ülke olsun diye yapıyoruz değil mi?

Anayasa yapılırken ilk iş ulusal ve uluslararası alanda en yetkin anayasa uzmanlarından Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ihraç ediliyor (İşinden atılıyor).

İşte yeni anayasa bu ortamda (düşünce ve ifade özgürlüğü diyecektim ama içim elvermedi) tartışılacak ve oylanacak.

İlginçtir 11 Şubat tarihinde Meral Akşener Çanakkale Kolin Otel’de konuşturulmadı.

Çok şey oluyor ama hiçbir şey olmuyor….


335

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun