Cumhuriyet suçu işliyoruz..

30.10.2017         tkoc@comu.edu.tr

Dostlar Cumhuriyet Bayramımızı kutlarım. Karar verme ve yönetme erkinin bireyden alınıp millete ve onun temsilcilerine verilmiş olması durumudur.

 

 
Bu temel bilgiyi elbette biliyoruz ama güncel yaşanan gerçeklerden hareketle sanırım tekrar öğreniyoruz. Şu bir gerçek ki Türkiye Cumhuriyetini, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları halk ile birlikte gerçekleştirdikleri Kurtuluş Savaşı sonrasında kurabilmişlerdir. Bu çok yerinde ve gerekli devrimi yaşatamadık.
Evet yaşatamadık.
Gözlemleyebildiğim kadarı hâkimiyetin kayıtsız şartsız milletin olması ve milletin de seçtiği Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) aracılığı ile bu iradeyi kullanması fiilen sonlandırılmıştır. Güncel durumda TBMM tamamen etkisizleştirilmiş durumdadır. Türkiye olağanüstü hal kararnameleri ile yönetilmektedir.
Sonuç; Cumhuriyeti yaşatamadık.
Bir anlamda kurtuluş savaşı öncesi yönetim koşullarına dönülmüştür.
Öncelikle “Cumhuriyet” kavramının nasıl bir ortamda şekillendiğini hatırlamak gerekir. Cumhuriyet Fransız Devrimi sürecinin ürünüdür. Fransız devriminde cumhuriyet kavramı egemenliğin kiliseden ve/veya kraldan alınıp halka verilmesi çabasıdır. Bir anlamda insanın insan olma çabasıdır. Bu süreç laiklik ve sorgulayıcı aklın yol gösterici olarak belirlenmesi sonucu gerçekleşmiştir.
"Aydınlanma üç temel üzerine yükselir: Özerklik (özgürleşme) isteği, evrensellik, edimlerimizin (eylemlerimizin) insani erekliliği. İnsanın özerkleşmesi araştırma, eleştirme, kuşkulanma ve sorgulama (?) özgürlüğüyle sağlanacaktır. Bu noktadan sonra hiç bir doğma ve kurum kutsal ve dokunulmaz olarak kalamayacaktır. Özerklik isteği dinsel ve cismani erkin ayrılması düşüncesine yol açarak siyasi yapıda köktenci dönüşümlere neden olur" (Stephane Hessel, Öfkelenin. Cumhuriyet Kitapları 2011; sayfa 10).
Aydınlanma sürecinin Atatürk`te düşünsel boyutta somutlaşmasını, aynı özün ifade edildiği, iki örnek ile açıklamak istiyorum. Birincisi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi binasının alnında yazılı olan "Hayatta en hakiki (doğru) mürşit (yol gösterici) ilimdir (bilimdir)" ifadesidir. İkincisi ise "Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir doğma, hiçbir kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır... Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, bilimin gelişimini inkar etmek olur..." ifadeleridir.
Bana göre Cumhuriyet’in temellerini oluşturan ve yukarıdaki iki paragrafta özetlenen düşünceyi anlayarak yaşam geçirebildik mi?
Bana göre HAYIR…
Doğmalarımız yok mu?
Dokunulmazlıkları aşıp her şeyi sorgulayabildik mi?
Hangi sorunumuzu açık açık oturup konuştuk?
Hangi sorunumuza bilimsel bilgiden hareketle çözüm ürettik?
Örneğin tarım arazilerinin yanlış kullanılarak betonlaşmasına mı?
Sorgulayıcı aklı ve bilimin gelişimini inkar etmedik mi?
Şimdi;
Ama…
Ama…
Diye pek çok gerekçe sıraladığınızı düşünüyorum.
Aynı zamanda hoca sen de çok sivrisin bu halka bu fazla diye de düşünebilirsiniz.
Bu işim aması olmaz.
Bundan sonra aynı hatayı yapmamak için öncelikle yaptığımız hatayı kabul etmek gerekir.
Aramızdaki ayak oyunları ile uğraşırken halk bunu görmüyor mu?
Açık ve net olmak gerekir.
İşte o zaman halk güvenir ve en az bizim kadar ve hatta bizden fazla yapılacak işe omuz verir.
İşte bu nedenle “Cumhuriyet suçu işliyoruz” diyorum.
Gelin hep birlikte aydınlanmanın ve cumhuriyetin değerlerine sahi çıkalım. Bunun içinde kafamızdakini gönlümüzdekini ortaya koyup gönül ve güç birliği oluşturmanın koşullarını hazırlayalım.
Eğer biz bunu başarabilirsek işte o zaman seyreyle Cumhuriyet Bayramını.
Bu çok kolay olacak çünkü cumhuriyet düşmanlarının bütün çirkinlikleri ortaya çıkmış ve hatta paylaşım savaşlarına başlamış durumdalar.
Haydi dostlar…

452

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI

Bu nasıl Müdür?
17.11.2017    9204
O Müdüre suç duyurusu!
19.11.2017    2413
Dev ihale nefes kesti!
16.11.2017    2174
Yılın nikahı
20.11.2017    1927