DENİZ, YUSUF, HÜSEYİN`İ ANARKEN

11.05.2015         iensar_68@mynet.com



    İdam edilişlerinin 43. yılında; Hüseyin İnan, Yusuf Aslan ve Deniz Gezmiş Türkiye`nin bir çok ilinde olduğu gibi Çanakkale`de de kitlesel ve coşkulu katılımlarla anıldılar. Karşıyaka mezarlığı binlerle ifade edilen bir katılımla bir kez daha coşkuyla inançla sloganlarla karanfillerle görkemli bir anmaya tanıklık etti. Her yıl unutturmak isteyenlere inat her yaştan, her kuşaktan, yaşlısından gencine, kadınından erkeğine ve çocuğuna uzanan bir kitle Denizleri alanlarda mezarları başında anıyor.
     Türkiye halkları; işçiler, emekçiler, gençler her yıl Denizleri biraz daha fazla anlayarak ve daha ileri bir bilinçle ve daha ileri bir noktadan Denizleri anıyor ve onları; bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelelerinin ayrılmaz bir yol arkadaşı olarak yaşatıyorlar. Elbette Deniz`in kişiliğinde halkın bilincine ve vicdanına, yüreğine işleyen 68`in katledilen bütün önderleridir. Deniz derken, Denizler derken aslında o kuşağın bütün devrimcileri anılıyor ve anlatılmak isteniyor.
     Deniz, tarihi kendisine yakıştıran tarihe ve yaşadığı dönemin bütün ilişki ve çelişkilerine öylesine yakışan bir simge, bir sembol oldu ki analar, babalar oğullarına, kızlarına Deniz adını koydular. Umutlarını, geleceklerini bu simgeleştirme üzerinden canlı tutmaya çalıştılar. Hiçbir kişisel çıkar gözetmeden halk için mücadele ettiler. Ve aman dilemeden cellatların boyun eğmeden onların önünde diz çökmeden, ölümü göze aldılar.
      Onlar, 68`i ortaya çıkaran kapitalizme ve emperyalizme karşı; yalnızca Türkiye`nin değil, bütün cografyaların tarihsel birikimini, ihtilalciliğini savunan, o değerlere sahip çıkan devrimcilerdi.
     Faşist Hitler ordularını Berlin`e kovalayan, devrimci, sosyalist bolşevik ordularının ve onlarla aynı safta yer alan diğer halkların, ABD emperyalizmini kovan Vietnamlı yurtseverlerin, siyonizme karşı çarpışan adsız filistinli kahramanların; 15-16 Haziran`ı yaratan Türkiye işçi sınıfının, Ege köylerinden Karadenizli fındık üreticilerine, Çukurovalı pamuk üreticilerinden, Doğu ve Güneydoğunun toprak işgallerini gerçekleştiren üretici köylülere uzanan bütün birikimlerin zulme, baskıya ve sömürüye boyun eğmeyen; emekçilerin yalnızca taleplerini değil aynı zamanda biriktirdikleri tüm isyancı birikimlerini, yarattıkları değerleri savunuyorlardı.
     Onlar, yalnızca Anadolulu değil Vietnamlı, Kübalı, Bolivyalı, Filistinliydiler. Zulüm ve sömürü nerede varsa onların yüreği orada mücadele eden halkların yüreğiyle birlikte çarpıyordu.
     İşte bu nedenlerle, bu değerlere sahip çıktıkları için her yıl biraz daha kitlesel ve coşkuyla anılıyorlar!...
     Yalnızca bu kadar da değil, idam sehpasına çıkarken; yani çelişkilerin en keskin olduğu an, yani tarihe, geleceğe dair en son sözün söyleneceği an, yani onları idam sehpasına gönderen diktatörlükle onun cellatlarıyla hesaplaşılacağı an; tarihe insanlığın geleceğine bırakılacak mirasın, değerlerin gerçekleşeceği an!...
     Karanlıkla aydınlığın hesaplaştığı, düğümün çözüleceği an!...
     İdam sehpası kurulmuştur, faşizmin yargıcı ve cellatları hazırdır. Mağrurdular. 3 devrimciyi sallandıracaklardı. Belki korkacaklarını aman dileyeceklerini umuyorlardı. Deniz yalnızca cellatların değil, bütün diktatörlüğün, bütün alçaklığın aşil topuğunun, en zayıf noktasının, en zayıf halkasının neresi olduğunu o an görmüş olmalı. Ve sonra köhnemiş, çürümüş asalak bir sınıfın ve onların cellatlarının aşil topuğuna en ölümcül darbeyi; karanlıkta akan bir yıldız gibi, geleceği aydınlatan bir ışık gibi idam sehpasına sıçrayarak o gür sesiyle haykırarak, insanlığın altın çağına uzanan o coşkulu ırmağın en ışıltılı damlası olarak, halkların yüreğinde sökülüp atılmayacak bir yere yerleşti. Korkutmak isteyenler mağrur olanlar yenilmişti. Cellatlar, ürkmüş ve irkilmişti. öyle olmalı ki ona idam cezasını veren diktatörlüğün yargıcı, lokması boğazında düğümlenerek öldü!...
     Şimdi, bugün, Türkiyeli emekçiler, gençler, kadınlar, dili ve kimliği için, eşit haklar için mücadele eden Kürt halkı, Denizlerinde idam sehpasında altını çizdiği, faşizme ve emperyalizme karşı bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinde; birleşerek, daha ileri bir noktadan mücadele saflarına katılmalıdır.
     Deniz, Yusuf ve Hüseyin devrimci olarak yaşadılar, boyun eğmediler ve birer devrimci, ihtilalci olarak öldüler. Devrim ve sosyalizm mücadelesinde hep yaşayacaklar ve yaşatılacaklar. 
      

824

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun