DİNLEMEYİ BECEREBİLMEK

12.05.2014         



Eskilerin dediği gibi “Bir kulağından girip diğerinden çıkıyor”. Hep yakındığımız durum değil midir? Beni anlamıyor, söylediklerimi dinlemiyor diyerek sitem etmek. İletişim kurarken bizi en çok zorlayan durumlardan biri dinleme becerisini etkin kullanmamaktır. Karşımızdaki insanın anlatmak istedikleri ilgi alanımız dışındaysa, bizim için önemli değilse kulağımız orada ama beynimiz başka bir yerde olabiliyor.
Öğrenim hayatımızda hoşlanmadığımız bir dersi, zorla katıldığımız bir semineri, hep nutuk çektiğini düşündüğümüz bir büyüğümüzü dinlemek ızdırap olur. Bitse de gitsek deriz ama karşımızdakinin dinlenilmediğini anladığında hissetiklerini anlama noktasında hiç empati yapamayız. Bizim için önemli bir durumu karşımızdakine aktarırken önemsenmediğimizi hissetmek kadar rahatsız edici bir durum var mıdır? Özellikle anne babamızın istemediğimiz şeyleri bizimle paylaştıkları anlar dinlemeyi unuttuğumuz, kulaklarımızın algılamadığı hale geldiği zamanlardır. Çocuklarımızın bize aynı şekilde bir tavır sergilemesi bize neler hissettiriyor acaba hiç düşündünüz mü?
Dinleyebiliyor olmak karşıdaki insanı koşulsuz kabul edebiliyor olmakla başlar. Her insanın kendini ifade edebilmesi, derdini anlatabilmesi insani bir değer olduğuna göre etkin dinlemenin birinci kuralı “koşulsuz kabul” olmalıdır. Karşımızdaki insanın anlattıkları her ne kadar ilgimizi çekmese de insanı değerlerini düşünerek uygun geribildirimler vermek koşulsuz kabul için önemlidir.
Dinleyebilme becerisine değer katabilmenin başka bir yolu da edilgen olabilmektir. Anlatılanları sessiz şekilde dinlemek, uygun beden hareketleriyle dinlediğimizi belli etmek, onu gerçekten dinlediğimizi ve anladığımızı hissettirmek pasif dinlemenin gerekliliğidir.
Bazı insanlar dinlenildiğinin cesaretle pekişmesini ister, anlattıklarına destek mesajları almak isterler. Bu noktada kapı aralıyıcı dediğimiz destek geribildirimleri devreye girer. “Anlattıkların ilginç, devam etmek ister misin?” “Bu konuda başka bir şey söylemek ister misin?” gibi cümleler cesaretlendirme için destekleyici olabilir.
Dinleme becerilerinin geliştirilmesine başka bir noktadan bakacak olursak “Etkin dinleme” dediğimiz kavramı da düşünmemiz gerekmektedir. Anlaşıldım duygusunu yaşatabilmek için dinlenilen insanın cümlelerini açarak tekrar etmekten ibaret olan etkin dinleme, yalın ve anlamlı bir iletişimin gelişmesini sağlar. Özellikle anne baba çocuk arasında kurulan iletişimde kullanıldığı zaman verimli olan etkin dinleme yöntemi, çocuğun benlik saygısını arttırmasına fazlasıyla katkısı olacaktır.
Balık baştan kokar mı ? Evet kokabiliyor.. Yurdumuz siyasetçilerinin, halkın oylarıyla ceylan derisi koltuklarda oturarak halkı dinlememesi ya da dinleyememeleri sizi bilmem ama beni çok rahatsız ediyor. Vatandaşın sözünü keserek, tahammülsüz bir şekilde anlatmak istediğini anlatmasına izin vermemek gerektiğinde oyunu da al git demek, dinlemeyi en etkin şekilde yapması gerekenlere yakışıyor mu acaba? Kast örgütündeki klanistler gibi koltuğa oturunca başka bir dil konuşuyor olmak, vatandaş ne söylerse söylesin umurumda olmaz mantığına bürünmek, halka balık beyinli gibi davranmak benim algıma göre çok rahatsız edici bir tutumdur. “Dediğim dedik çaldığım düdük” diyen bir siyasetçiden vatana millete ne hayır gelir acaba diye düşünmüyor değilim.
Herkesin birbirini gözüyle kulağıyla dinleyebilmesi umuduyla sağlıklı günler diliyorum.

1562

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun