Darbe tiyatrosu…

18.07.2016         tkoc@comu.edu.tr

Merhaba dostlar. Dilerim iyisinizdir. Öncelikle geçmiş olsun. Gerçekten geçti mi yoksa daha çirkinleşti mi?

             Eğitim Sen olarak Temmuzun 12’sinde Aydın, 13’ünde İzmir, 14’ünde Bursa ile Eskişehir ve son olarak da 15’inde Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde örgütlü emek mücadelemizi bastırmak için uygulanan baskı, sürgün ve cezalara karşı yürüyüş ve basın açıklamaları gerçekleştirdik.

            Bizler emek mücadelesinden doğru sorunlarımızı dile getirdik ve demokratik yolları kullandık mutlaka sesimizi duyurabiliriz derken:

            PERDE:

            AKP yapımı Darbe Tiyatrosu sahneye konuldu.

            Ankara’da demokraside emek mücadelesi veriyoruz mutlaka karşılığını alırız diye beklerken tiyatro jet uçağı ve bomba sesleri ile başladı.

            Eminim dikkat etmişsinizdir. Büyük patron ABD bir süre beklemede kaldı. Hatırlarsınız 12 Eylül’de darbenin ABD başkanına “Bizim çocuklar başardı.” diye haber verildiğini öğrenmiştik. Benim öngörüme göre şimdi ise Türkiye’de yaşanan Darbe Tiyatrosu; “Bizim çocuklar ustalaşmış” diye haber verilmiştir.

            Bilirsiniz herhangi bir konuyu ele alırken öncelikle tanımını yapmayı severim:

Darbe: a. 1. Vuruş, çarpış. 2. Bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükûmeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi. 3. mec. Birini kötü duruma düşüren, sarsan olay (www.tdk.gov.tr).

            Öncelikle ifade edeyim ki darbe veya şiddet kimden hangi yol ile gelirse gelsin karşıyım.

            Türkiye’de yaşayınca darbeler konusunda hayli tecrübemiz oluştu. 1970 darbesini hayal meyal hatırlıyorum, 1980 darbesini yaşadım ve şimdi de 2016 Darbe Tiyatrosunu izliyorum.

            Bu kadar mı?

            Elbette hayır:

            Öncesini hatırlamasanız bile 1980 sonrasında % 10 barajı ile yapılan her seçim.

            “Yetmez ama evetçilerin” desteği ile yargıya yapılan ve yargının şimdi paralel denen ama o zaman Hoca Efendi denene devredilmesi.

            Bir zamanlar Hoca Efendi denilen ile yaşanan egemenlik mücadelesi ile konunun PARALEL hale gelmesi.

            8 Haziran 2015 sonrasında kurdurulmayan hükümet.

            8 Haziran 2015 sonrasında en kaba şekli ile Cizre ve 10 Ekim Ankara ile hatırlatacağım katliamlar.

            1 Kasım 2015 seçimlerinde kan ile hazırlanan seçim atmosferi.

            Cumhurbaşkanı başta olmak üzere AKP’li yetkililerin Anayasa, yasalar ve diğer yetkililerin Anayasa başta olmak üzere devletin şeklini uygulamadıklarını ve yerine şimdilik Başkanlık dedikleri, aslında PADİŞAHLIK olarak düşündükleri, sistemi uyguladıklarını ifade etmeleri. Bu fiili duruma uygun yasaların hazırlanmasını meclise dayattıkları (12 Eylül ve bütün darbeler de böyle yapmıştı).

            1 Kasım seçimlerinde (%10 barajı ile) seçilmiş (!) başbakanın ve hükümetin, tanımlanmış böyle bir yetkisi olmadığı halde, cumhurbaşkanı tarafından istifaya zorlanması.

            …

            …

            Sizi sıkmayacağımı bilsem sayacak o kadar örnek var ki.

            Ama bütün bunlara rağmen BAŞKANLIK karşısında mırın kırın ediyor işi zorlaştırıyorlardı. Hatta halk bile bu konuda istekli değildi.

            Bütün bunlara ek olarak ses kayıtlarında olduğu gibi; “Yollarım Suriye’ye 3-5 kişi attırırım Türkiye’ye 3-5 roket sonra savaşı çıkarırız” projesini de uygulayamamıştı. Ama bu tiyatro oyununu beğenmişti. Bu nedenle bu tiyatroyu yazan kişinin oyun yazarlığından ayrılması istenmedi. Ondan istenen daha nitelikli/amaca hizmet eden (!) bir oyun yazması idi.

            Ve sahne:

            İnsanların gün içinde en aktif olduğu 21.30 saatleri (askeriyede bir onbaşı bile darbenin ne zaman yapılması gerektiğini bilir).

            Seyirciler hazır.

            Sokağa çıkarılan birkaç tank ile nereye ve neden gittiğini bilmeyen asker.

            Onların istedikleri yere birkaç saatte gitmesi sırasında haberi olmayan (!) trafik ve/veya güvenlik birimleri.

            Üç beş uçak ve nedense başbakanlık yerine TBMM yi bombalama.

            …

Daha pek çok örnek…

Tamam, bu bir darbe ama kimin yaptı belli mi?

Senaryoda söylendiği gibi PARALEL yapmış olsa bile “Ne istediniz de vermedik” diyenler asıl darbeyi yapan olmuyor mu?

Sorular…

 

Beklenen ne?

Mazlumu oynamak…

Darbeyi yapanın, kafa kesenin, tecavüzcünün, …, …, mazlum olması.

Temizlik tamam.

Oh şimdi gelelim demokrasi oyununa.

Gelsin; Başkanlık ve İŞİD’in yerli uygulamaları.

Görün siz o zaman DİKTATÖRLÜĞÜ, şey affedersiniz demokrasiyi.

Hukuk mu dediniz. İşte o zaman hukuktan hukuk beğen. Roma hukuku olacak değil ya nur topu gibi Şeriat hukuku dururken.

Ne demek kuvvetler ayrılığı?

Karizma bu gün “Van minute” der yarın özür diler ve her şeyi çözer.

Oyun bu…

 

Bu oyunu bozacağız.

“Ne şeriat ne darbe, yaşasın tam bağımsız Türkiye” diyerek bozmak için çalışmanın zamanıdır.

 


1769

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI

Tarih yerine AVM
18.01.2017    2524
Çanakkale’de su kesintisi
19.01.2017    1252
Kaza mı, kasıt mı?
23.01.2017    905