Değerli (!) mutsuzluk

03.09.2014         tsavas@comu.edu.tr



Bir kurum bu denli huzursuz edilemez. İnsanlar bu denli birbirine düşürülemez. Çalışma barışı bu denli bozulamaz. İnsanlar birbirine bu denli diş biler duruma getirilemez.
Daha şunun şurasında 3-5 yıl önce ne olursa olsun, hangi değer yargılarına sahip olursa olsun, nasıl düşünürse düşünsün meslektaşlar birbirine sahip çıkarlardı; dahası personel birbirine sahip çıkardı. İnsanları birbirine selam vermez hale getirdiler.
Mutlu musunuz?
Değilsiniz, çünkü o huzursuzluk sizi de sardı. Ayyuka çıkan hukuksuzluklar karşısında ne yapağınızı bilmiyorsunuz. Sahip çıkmak isterdim ama ne yazık ki o eşiği çoktan geçtik…
Eşik neydi?
“Bak, işler sarpa sarıyor, delicesine işler oluyor, olan kuruma oluyor, buna birilerinin dur demesi lazım”, dediğimde, “ben zaten burada durmayacağım, bütün görevlerimi bıraktım, bırakıyorum”, deyip bundan bir süre sonra herifin daha da koltuklara yapışması…
Ne yazık ki herkes birbirine bilenmiş durumda. Eskiler ve yeniler oluştu. Eskilerden bazıları yenileşti. Gammazlamalar başladı, bu solcu, şu bizden, oradaki şunlardan, diye. Yenilerden bekleniyor da, eski yeniler bunu yapınca insan biraz daha fazla üzülüyor, umutsuzluğa düşüyor, insandan umudunu yitiriyor. Bunlar zaten henüz insanlaşamamış Homo sapiens, ne beklenir ki...
 İnsanlar insanlığından edildi. Yarınlarını göremez hale geldiler. Her şey hikâye oldu. Kurumda en önemli üstünlük yalakalık; yalancılık almış başını gidiyor.
Herkes bilir, eskiden insanlar iş yerine gittiğinde keyif alırdı. Sabah 8 akşam 8 çalışan çoktu. Hafta sonları da bir çok insan olurdu iş yerinde. Şimdi ayakları geri geri gidiyor insanların. Çok var böyle hisseden; aidiyet duygusunu yitirdi insanlar.
Halbuki insan olanların tek istedikleri çalışmalarını huzur içerisinde sürdürmek; iş yapmak istiyor insanlar, kimseyle uğraşmadan iş yapmak istiyorlar. Ama kimse onlardan iş falan istemiyor. İş yapan insanlar, sorgulayan, inatla işini doğru yapmak isteyen insanlar bezdirildiler ne yazık ki...
Ortalık toz  duman, kimse önünü göremiyor. Ama buna sebep olanlar da göremiyor; nasıl görsünler ki, mümkün değil, ortalığı toza dumana çevirirseniz siz de toz duman içerisinde kalırsınız.
Üstelik çok düşman edinirsiniz, çok, ama pek çok... Zulmettiğiniz insanların eli armut toplamayacak, keşke intikam duygularıyla hareket etmese hiç kimse, ama işte...
Tabi işlerin hukuk içerisinde sürmesi için elimizden geleni yapacağız. Ama o hukukun da sonuna kadar gideceğiz. Asla vazgeçmeyeceğiz. Biz gerekli yerlerde herkesi hukuk içerisinde davranması için uyardık. Hukuki sorumluluğu olup da hukuksuzluğa neden olanların tamamının peşine düşeceğiz; en zavallı kuklasına, uydusuna dahi. Yok öyle ne yapabilirdim ki, gibi bahaneler. Yok öyle, biz de bir yere kadar söyleyebiliyoruz, açıklamaları...
Kurumu tekrar asli görevine döndürmek, var etmek için elimizden geleni yapacağız.
Yeter ki güneş ortaya çıksın, gölge ortadan kaybolsun...
 

1225

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun