Demokrasi

14.06.2015         tsavas@comu.edu.tr



Dün hocalarla küçük bir sohbette demokrasiyi bir türlü içselleştiremediğimiz konusu gündeme geldi. 100 yılı geçkin bir süredir deniyoruz, dendi, iyiye de gitmiyor, bilakis kötüleşiyor sanki, idi varılan sonuç. Sohbette neden sonuç ilişkisi de doğru kuruldu; demokrasi için bireylerin demokrat olmaları gerekiyor. Yalnız sonunda ifade edilenleri tam anlayamadım. Yanlış da yorumlamış olabilirim ama benim sohbetten yaptığım çıkarım şöyle; eğer memlekette demokrasi yoksa sen de demokrat olmayacaksın ve sistem nasıl işliyorsa öyle davranacaksın. Bu durumun tam bir kısır döngü barındırdığı ortada; ben diyeceğim ki, oğlum memlekette demokrasi mi var ki demokratik davranacağım, ben demokratik olmadıkça da memlekete demokrasi gelmeyecek. Tabi bana kalsa hemen tersini söyleyeceğim de ama yalnızca benimle olmuyor. Ama demokrasinin benimle başladığının farkındayım.
Şimdi herkesin ağzına sakız olmuş durumda bir demokrasi var. Ama herkes demokrasiyi kendisi için istiyor, kendisi demokrat olmayacak ama ona demokratça davranılacak. Yok öyle 3 kuruşa 5 köfte…
Demokrasi erdemdir. Dolayısıyla her şeye rağmen ben demokratça davranmaya devam edeceğim. Hata yapar da demokrasi dışına çıkarsam da utanacağım, her zaman olduğu gibi.
Bu durum için objektif olabilme becerisi gerekiyor. Bunun için hep kendine doğru yontmaman gerekiyor. Bunun için özeleştiri gerekiyor. Hataların nedeniyle birileri zarar görürse, sana kimse bir şey söylemeden ve bir şey yapmadan geceleri uyuyamaman gerekiyor.
Aslında insanlığın kültürel birikimi sonucu yücelttiğimiz tüm ortak değerlerimizin bir sonucudur demokrasi. Dürüst olmak, adaletli olmak, olaylara nesnel bakabilmek, amasız eleştiri ve özeleştiri yapabilmek, insana insan olduğu için yaklaşabilmek…
Ortalığı yanar dönerlerin sardığı, her bir tarafı oynayanların yönetici olduğu bir medyumda demokrasi de olmaz demokrasinin vazgeçilmez kurumları da…
Bizim gibi, yani toplumun büyük bir kesiminin demokrasiden nasibini almadığı ülkelerde iyi yönetici gerçekten bir lütuftur. Bizim gibi ülkelerde kurumların kurtuluşu demokrat yöneticilerle mümkündür. Hele ki kendi kendini yönetme iddiasında olması gereken üniversitelerde bu şu günler için daha da önemlidir. Zira Üniversiteler toplumun lokomotifidirler, olmalıdırlar.
Demokrasi ancak demokrat yöneticilerin demokratların önünü açması ile gelişebilir.
Liyakat, kardeşim liyakat…
Gel gör ki liyakatı bizim yöneticiler biraz yanlış anlıyorlar. Yalayabilme liyakati olarak…
Şöyle bir çevrenize bakın be kardeşim, bugüne değin işini doğru, düzgün yapmamış birileri kurumu nasıl doğruya yönlendirir?
Yalnızca kendini düşünen yöneticilerin olduğu kurumların kaçınılmaz sonu batmaktır. Birçoğu batmış durumda… Varmış gibi yapılıyor yalnızca; işlevsizler, üretmiyorlar…
Bir şey demeyeceğim de kardeşim…
…batarsak hep birlikte batacağız.

650

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun