Demokrasi ile taçlandırılmış Cumhuriyet

31.08.2015         

1 Kasım’ın hemen sonrası mı, bir sonraki seçim mi? Bu sorudan hareketle Türkiye’nin siyasi yapılanması ve yönetim biçiminin ne olması gerektiği konusundaki öngörü; sol-sosyal demokrat bir iktidara ve yönetim biçimine işaret ediyor.

 Savaşı değil barışı topluma sunan bir yönetim anlayışının adresi tek başına

Cumhuriyet Halk Partisi mi olur?

CHP’li, HDP’li ortak bir yönetim anlayışı mı olur?

Bunlar alternatifli öngörüler olmasına rağmen, iki öngörü de geçerlidir.

Çünkü ülkenin ihtiyacı var.

Tersi, sağ ve siyasal İslamcı anlayışın Ortadoğu sevdasının kurbanları olmak demek olacaktır ki, böyle bir geçişin yol ve yönteminin demokrasi olmadığı en net haliyle gözlerimizin önünde. Silahı ve savaşı dayatarak ülke sorunlarına çare bulduğunu söyleyen, bunun doğru bir yöntem olduğunu kabul ettirmeye çalışan biatçı anlayış Ortadoğu anlayışıdır.

Laik yönetim biçimini ters yüz ederek, lidere ve lider sultasına dayalı bir yönetim anlayışının topluma dayatıldığı bir süreçten geçerken, ileride başımıza geleceklerin ne olduğunu şimdiden fark etmiş bulunuyoruz. Bunu fark eden büyük çoğunluğun demokrasi direnişinin yükselmesi için verdiği/vereceği çabanın boyutları her alanda kendini hissettirdiğinde, bize Ortadoğu’nun yönetim biçimlerini dayatanların direnişini mutlaka kıracaktır.

Bu anlamda; Cumhuriyet Halk Partisine ve destekçilerine laik cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak adına büyük sorumluluk düşüyor. Demokrasiyi korumanın bireysel sorumluluğu toplumsal sorumluluğa dönüştüğünde toplumsal barışın önü açılacak, diktatörlük heveslilerinin nefes borusunu tıkayacaktır. Onların siyasal ve ekonomik rantlarının önü kesildikçe demokrasi güçlerinin birlik ve beraberlik bağı daha da güçlenecek, demokrasi ile taçlandırılmış bir Cumhuriyetin temelleri sağlamlaştırılmış olacaktır.

Mezhep ve etnik kimlik üzerinden ayrıştırmalar yaparak kaos ortamı yaratan, bunun üzerinden yönetim anlayışlarını hakim kılarak devamını sağlamak isteyenlerin önündeki büyük bariyerlerin sol-sosyal demokratlar olduğunu hissettirdikçe toplumun güven duygusu artacak, savaş yanlılarının güvenine darbe vurulacaktır.

Cumhuriyet Halk Partisinin; bütün coğrafyanın, Türkiye’nin partisi olduğunu hissettirmesinin, kurucu meclisten kaynaklı birlik ve beraberliğin adresi olduğunu göstermesinin zamanı kendini dayatıyor. Hiçbir ayırım yapmayan, mezhep ve etnik kimlikleri koruyan ve yaşatan bir yönetim anlayışı ve uygulaması savaşa değil Barış’a kapı aralar.

Türkiye halkı da zaten savaş değil, barış istiyor.

O zaman Demokrasiyle taçlandırılmış bir Cumhuriyet.


993

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun