Devrimin gereği..

26.05.2019         tkoc@comu.edu.tr

Merhaba insanlık

      

            Bu gün Türkiye halkının insanlık tarihinin önemli bir adımını, topraklarında onurla sömürülmeden, yaşama adımının yani 19 Mayıs 1919 Kurtuluş savaşının başlangıcının 100. yılı.

            Hem Türkiye’nin hem de insanlığın insan olma adımlarının en önemlilerinden birisi kutlu olsun. Anadolu’nun emperyalizme karşı insanlık onurunun ancak akıl, bilim, emek, mücadele ve devrim ile gerçekleşebileceği hatırlattığı mücadelenin başlanğıcıdır.

            “Devrim kesintisiz devam ettikçe devrimdir” genelde kabul gören bir yaklaşımdır. 19 Mayıs 1919 ile başlayan Kurtuluş Savaşı Devrimi Sanayi Devrimi, Amarikan Devrimi, Fansız Devrimi, 1830 Devrimi ve 1848 Devrimi olarak sıralayabildiğimiz devrimlerrinin son adımlarından biridir.

            Bu gün elbette büyük bir coşku ile kutladığım ve önemini anlamaya anlatmaya çalıştığım bir gün. Bu günü pek çok kişinin kutladığını göreceksiniz. Bunların bir kısmı gerçekten hissederek gönülden bir kısmı bu kavramı kullanmak için veya farklı yaklaşımlar ile ama hepsi en vatanseverin kendisi olduğunu iddia ederek kutlayacak. Bu konuya girmeye de gerek yok. Bununla birlikte okumakta olduğunuz yazıda farklı bir bakış açısı getirilmeye çalışılacaktır.

            Öncelikle devrim nedir?

            Devrim: a. 1. Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik. 2. İhtilal: Fransız devrimi. 3. esk. İnkılap.

Devrim: 1. Yerleşik toplumsal düzeni değiştirme ve yeniden biçimlendirme; yavaş bir gelişme olan evrime karşıt olarak, toplumsal yaşayışta ve siyasal durumda birdenbire gerçekleştirilen, köklü ve temelli bir değişme. 2. Dünya görüşünde, felsefede, bilimde, sanatta vb. birdenbire olan değişmeler, eskimiş olanı kaldırıp yerine yepyenisini koyma. (Ör. Felsefede, Kant usu eleştirmesiyle düşüncede devrim yaptığını, Nietzsche de değerler alanında (ahlakta) devrim yaptığını öne sürer.). www.tdk.gov.tr

            Şunu baştan belirtmek gerekir ki emperyalizm yani sömürenler bilgi ve bilimsel yöntemi çok iyi kullanırlar. Gelişmelerden hareketle devamlı yöntem değiştirirler ama sömürmekten asla vazgeçmezler.

            Bu şekilde davranıyorlar diye kızmak sömürüyü engeller ve devrimi kalıcılaştırır mı?

            Hayır...

            Aklımda deli sorular:

            Üretiyor muyuz?

            Özgürlükleri genişletiyor muyuz?

            Farklılıklara sayğılı mıyız?

            Bilimsel bilgi ve yöntem için emek veriyor muyuz?

            Tarlaları ekiyor muyuz?

            Hayvan yetiştiriciliğinde dünyadaki yerimiz ne?

            Bütün ülke fabrikaları, limanları, köprüleri, silah fabrikaları, çiftlikleri, ..., ..., satılırken ses çıkarıyor muyuz?

            Hukuk kurallarını herkese eşit uyğuluyor muyuz?

            Görev verirken hak edene mi torpili olana mı veriyoruz?

            Yalan söylüyor muyuz?

            Ormanların talan edilmesini önleyebiliryor muyuz?

            İçme suyumuzun zehirlenmesine ses çıkarıyor muyuz?

            Haksızlıklar nerede ve kime karşı yaşanırsa yaşansızn ses çıkarıyor muyuz?

            ...

            ...

            ...

            Hiç Düşündük mu Mustafa Kemal Atatük de bu sorulara bizim gibi yanıt verse idi kutlanacak bir 100. yıl olurmuydu?

            Bundan sonra ne yaparsanız yapın. Törenlerde çektirdiğiniz fotoğrafları paylaşın beğenin.

            Sahi şu anda Çanakkale’de yıkımı tamamlanmakta olan öğrenci yurtlarının yeri ne olacak?

            Onların yerine tekrar beton surlar mı yapacaksınız?

            Yapın yapın Çanakkale gibi bir deniz kentine yakışır!!!

            Bir taratan 19 Mayıs 1919’un 100. Yılını kutlarken bu devrime sahip çıkacak özgürlükçü düşüncelerin denizden gelmesinden mi korkuyorsunuz?

            Kmayın Neden Çanakkale’de halk ile denizin ilişkisi yalnızca kıyıda birkaç adım yürümekle sınırlı?

            Neden Çanakkale kıyılarında mis gibi deniz kokusu yerine ayrışma kaynaklı çürümenin kokusu var?

            Emperyalizmin bu kez köprü yaparak Çanakkale Boğazını geçmekte olduğunun ve bu gerçekleştiğinde Çanakkale’nin yaşanılmaz olacağının farkında değil miyiz?

 


741

Yazarın daha önceki yazıları

Yazarın Arşivine ulaşmak için tıklayınız.
© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER