Doğada Geçen Filmler

29.03.2015         ercan@manyapi.com



İnsanın doğa ile olan mücadelesini konu alan birçok film çekildi. Bazıları bize müthiş dağ görseli sunarken doğanın inasana nasıl acı verebilecegini de anlamamıza yardımcı oldular. Doğada kuralları onun koyduğunu, yapılan en küçük bir hatanın nelerle sonuçlanacağını bu filmleri izlerken daha iyi anlayacaksınız. Her ne kadar gerçek hayattaki dağcılıkla ve doğal yaşam ile birebir örtüşmeyen bir çok  filmde ciddi abartıların ve tipik Hollywood atraksiyonlarının bulunduğunu söylemek çok yanlış olmaz.  Her şeye rağmen doğanın haşmetini beyaz ile uçurumların birleşen güzelliğini ve insanın yaşadığı trajedileri çok iyi anlatan bu filmleri izlemenizi öneririm.
Yaşamak için- Alive (1993)
Uruguay ragbi takımının gerçekten yaşadığı bir olaydan yola çıkan film takım uçağının Ant Dağlarına çarptıktan sonra yaşanan hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Takımın her bir üyesi hayatta kalma iç güdüsüyle dağlardan kurtulmak için elinden geleni yapar. Aralarından bazıları çetin hava ve coğrafi koşullara ayak uyduramasa da kalanlar Tanrıya olan inançlarını kaybetmemeye ve ailelerine dönmeye çalışırlar. Hikaye zamanında manşetlere, kazazedelerin hayatta kalabilmek için birbirlerini yemeleriyle geçmişti.
Yeni Hayat - Cast Away (2000)
Ömrü boyunca modern kent çevresinde yaşamış; 747’lerle dünyayı dolaşmış ve sürekli bilgisayar ortamında çalışarak yaşamını sürdürmüş. Hırslı kişiliği yüzünden her şeyini kariyerine adamış olan Noland günlerini, maksimum kontrol sayesinde maksimum başarıyı getirecek şekilde önceden planlayarak yaşamaktadır. İşinde her şeyi halledebilen Chuck özel hayatında aynı derecede başarılı değildir çünkü işiyle ilgili sorumlulukları, uzun zamandır birlikte olduğu sevgilisi Kelly`ye çok az zaman ayırmasına neden olmaktadır.  Ve bir gün bindiği uçak denize düşünce Fiji’de ıssız bir adada tek başına yaşam mücadelesine başlar.
Uzun uğraşlar sonunda adadan kurtulmayı başarır. Ancak aradan dört yıl geçmiştir. Hayatının dönüm noktası olan bu olay yaşanmadan evvel sadece işine gömülü bir hayat sürdüren, kız arkadaşı dahil çevresinde sevdiği herkesi ihmal eden bu adam için eski hayatını sürdürmek mümkün olacak mıdır?

 

Dikey Limit-Vertical Limit (2000)

Peter ve Annie dağcılık konusunda uzman iki kardeştir.Babalarını bir kaza sonucu kaybetmelerinden sonra Annie babasına daha yakın olacağını düşündüğü için dağcılığa devam edeken,Peter fotoğrafcılığa başlamıştır.Yıllar sonra iki kardeş K2 dağının ana kampında karşılaşırlar.Annie dağa tırmanmak isteyen ünlü zenginlerden John Vaughn`un ekibindedir.Ekip tırmanışa geçtikten kısa bir süre sonra hava bozmaya başlar.Fakat vaugh geri dönme çağrılarına uymaz ve teklif ettiği para ile dağcıları ikna eder.Ancak beklenen olur ve dağcılar dağda mahsur kalır uzun süredir tırmanış yapmayan Peter ekibini toplar ve başta kardeşi olmak üzere herkesi kurtarmak zorunda kalır. Ama bu kolay bir iş olmayacaktır
 
Boşluğa Dokunmak-Touching The Void (2003)
1985 yılında ingiliz dağcı iki gencin daha önce hiç kimsenin tırmanmayı başaramadığı Peru`daki Siula Grande zirvesine tırmanmaya çalışırken başlarına gelen akıl almaz kazanın gerçek hikayesini anlatıyor.İyi başlayan tırmanış gitgide bir kabusa dönüşüyor. Günler süren macera sonrası zirveye ulaşmayı da başarırılar. Fakat Joe dönüşe geçtiklerinde düşerek bacağını kırar. Simon dostunu yarı yolda bırakmadan onu 300metrelik bir ipe bağlayarak dönüş yoluna beraber devam eder. Fakat Joe bir noktada öyle bir düşer ve takılır ki Simon’ın ipi kesmekten başka çaresi yoktur. Simon arkadaşının ölümünü kabullenerek dönüşe devam eder fakat Joe bir yarıya düşerek hayatta kalmayı başarır ve tek başına dağdan inmeyi başarır.
Özgürlük Yolu-Into the Wild (2007)
Okulunun gözde öğrencisi Christopher McCandless, 1990 yılında mezun olduktan sonra biriktirdiği 24.000 doları bir vakfa bağışlar ve hayatının seyahatine çıkmaya hazırlanır. Orta gelirli bir ailenin oğlu olan Christopher`ın en büyük amacı Alaska`ya giderek oradaki vahşi doğayla iç içe yaşayabilmektir. Christopher çıktığı yolda hayatını değiştirecek birbirinden ilginç karakterle karşılaşacaktır.
Kuzey Yamacı-Nordwand (2008)
1936 yılının Nazi Almanyası döneminin arka planda olduğu, “zirveye ulaşma”nın en büyük ihtiras olduğu olaylar zinciri aktarılıyor. Birkaç dağ sevdalısı, Avrupa’nın en yüksek dağlarından birini keşfetmek için, farklılıklarını bir tarafa koyarak işe koyulurlar. Dünyanın en meşhur kuzey yüzüne sahip İsviçre’nin Eiger Dağı, kuzey duvarının ortalama 70 derecelik eğimiyle dünyanın en tutkulu dağcılarının hep gözdesi olmuştur. Bu dağa tırmanırken hayatını kaybeden birkaç Alman dağcıdan sonra başarılı olacak başka bir ekip aranmaktadır. Tony Kurz ve Andi Hinterstoisser o sıralar faşist Alman ordusunda görev yapmaktadırlar. Berlin’in en büyük gazetelerinden birinin editöryel sekreteri konuyu bilmekte ve Kurz’u tanımaktadır. Kurz ve Hinterstoisser’i dağa tırmanmak için ikna etmeye çalışır. Hinterstoisser bu işe olumlu bakarken Kurz Nazi Almanyası hakkında şüpheler içindedir. Sonunda kabul eder ama bu riski Alman liderleri mutlu etmek için değil, kendisi için yaptığının altını çizer. Kurz ve Hinterstoisser sonunda yaz ortası gibi tırmanmaya başlarlar ve bir grup Avusturyalı ile bir yarış içine girerler.
127 Saat-127 Hours (2010)
Yaşanmış gerçek iç burkan bir olaya dayanan 127 Saat, Oscarlı yönetmen Danny Boyle`un `Slumdog Millionaire`den sonraki çalışması. Genç dağcı Aron Ralston, kimseye haber vermeden çıktığı yolculuğunda Utah yakınlarında Moab bölgesinde büyük bir kaya parçasının arasına sıkışır. 5 gün boyunca hayatta kalmak için elinden geleni yapan Aron`ı oradan kurtaracak kimse yoktur. Tek çaresi yine kendisidir...
5 gün boyunca kolu kayaya sıkılmış bir şekilde aç ve suzu kalan Aaron, başta sevgilisi olmak üzere, ailesi ve yolda karşılaştığı iki dağcı kızdan yardım bekler önce. Fakat zaman geçtikçe kimsenin ondan haberi olmadığını anlar... 5 gün boyunca yaralı halde sıkışıp kaldığı kayada içsel sorunlarıyla başbaşa kalan Aaron aynı zamanda cesareti ve kendisini metrelerce derinlikteki bu beladan kurtarmaya yarayacak tüm yönleriyle de yüzleşir.
Dinamizmini ve heyecanını hiç kaybetmeyen film, seyirciye daha önce hiç yaşamadıkları ve belkide karşılaşamayacakları bir yolculuğa çıkartırken, hayattaki seçimlerle ilgili sıra dışı bir hikâye sunuyor.
Özgürlük Yolu-The Way Back (2010)
Filmin geçtiği dönemde Sovyet Rusya`da bulunan Polonyalı Sławomir Rawicz`in `The Long Walk` isimli kitabından uyarlanan Özgürlük Yolu`nun hikayesi oldukça ilginç. Kitabın 1956`da yayınlanmasından ve 500.000 satıp 25 dile çevrilmesinden sonra pek çok kişi bu olayın ve hala hayattalarsa yaşayan tanıklarının izini sürmüş, hatta İngiliz BBC kanalı da bu efsaneyi belgeselleştirmiş. Böylesine yüklü bir bilinmezlik zincirine bağlı olan bu filmi yapma fikri de, işte bu BBC belgeselini seyrettikten sonra düşmüş yönetmen Weir`ın aklına. 

"1940 yılında Sovyet Rusya’ya bağlı Sibirya çalışma kampından özgürlükleri için kaçtıktan sonra 6000 km yürüyerek Gobi Çölü`nü aşıp Hindistan’a ulaşan bir grup esirin yaşadıkları macerayı ve dramı ustalıkla anlatan gerçek olaylara dayanan bir yol öyküsü... " olarak özetleyebileceğimiz filmin hikayesi, geniş kadrosuyla daha da ilgi çekici bir hale bürünüyor.

Pi’nin Yaşamı-Life Of Pi (2012)
İzleyiciye çok farklı bir deneyim yaratacak olan LIFE OF PI, bizleri genç bir çocuğun inanılmaz macerasına sürüklüyor – heyecan verici, spiritüel, keyifli, tüyler ürpertici, espirili ve aynı zamanda trajik bir hikaye. Pi Patel’in Hindistan’daki egzotik bir hayvanat bahçesinden Pasifik’e uzanan yolculuğunda yaşadığı gemi kazası sonucu bir sandalda bir sırtlan, kırık bacaklı bir zebra, bir orangutan ve üç yüz kiloluk bir Bengal kaplanı ile hayatta kalan tek insan olarak yaşadığı akıl almaz hikayesini sunuyor. Pi, uçsuz bucaksız okyanusta bir sandalda başbaşa kalan bu enteresan dörtlünün arasında hayatta kalma savaşı verirken, zekası sonucu besin zincirine kurban gitmemeyi başarır ve sonunda Kaplan Richar Parker ile başbaşa kalır. Pi hayatta kalmak için bu devasa kaplana büyük bir anlayışla yanaşmak zorundadır ve inanılmaz masalları böylece devam eder. 

Sona Doğru-All Is Lost (2013)

Hint Okyanusu`nda tek başına gezinti yapan bir adam, yatının bir gemi konteynırına çarpması üzerine bilincini kaybeder. Uyandığında bilinci yerinde değildir ve kazayı yavaş yavaş hatırlamaya başlar. Telsiz, radyo ve navigasyon ekipmanını kaybetmiştir ve vahşi bir fırtınanın tam ortasında kalmıştır. Teknik donanımları olmadan bir hiç olan adam direnişi ve tecrübeli denizcilik geçmişi sayesinde hayatta kalacağına inanmaktadır. Okyanusun ve dalgalarının sesine kulak verir ve planlarını bu dalgalara göre yaparak yakınlarından bir geminin geçmesini dilemeye başlar. Ancak bu direniş hali zannettiği kadar kolay olmayacaktır. Zira okyanus son derece tehlikeli köpekbalıklarıyla doluyken doğal kaynakları da tükenmek üzeredir.
 
Kaynaklar: Sinemalar, BeyazPerde, Wikipedia
 

1574

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun