Durun ama!!!

29.06.2015         tkoc@comu.edu.tr

Hani derler ya “Beni bir sen anladın. Sende ters anladın.” işte tam da bu durumu yaşıyorum. 7 Haziran seçimleri sonrasında bütün ülke bütün kurumları ile durdu. Bu süreçte Türkiye’nin durmayan tek kurumu kin, nefret, kan, gözyaşı üreterek “Diktatörlerin” yolunu açmaya çalışan karanlık güçleri. Ama ben bunu demek istememiştim. Durun derken durup düşünmekten bahsetmiştim.

Tamam tamam ben söylediğim için durmadı ülkenin işine geldiğinde çok iyi işleyen/işletilen çarkları. Benim bir yazımın bu kadar etkisinin olması söz konusu değil.

Ne oldu o zaman?

Ülke durdu yeni kurulacak hükümeti bekliyor.

Bütün kurum ve kuruluşlar normal işlerini yapmak için bile yeni hükümeti bekliyor.

Ha unutmadan söyleyeyim eski yönetimin egemenlerinin yerel temsilcileri bu fırsattan yararlanarak kötülüklerini yapmaya devam ediyorlar.

Nasıl bir mantık bu anlayabilmiş değilim.

Bir ülkede işler hukuk, yasalar, haklar, özgürlükler bir tarafa bırakıldı da olay “At sahibine göre kişner” mantığından/mantıksızlığından hareketle mi işliyor?

Evet, evet anlaşıldığı kadarı ile durum ve sorun bu. Bu mantıksızlıktan hareketle hiç bir resmi görevi olmayan “oğul” ülkenin değişik yerlerindeki milli eğitim müdürlerini toplayarak emirlerini sıralıyor. Bu “oğul”un vakfı ülkenin her yerindeki kaynaklara el koyuyor.

İşte tam da bu noktada, ülkenin kuruluş felsefesi olan, “Hayatta en doğru yol gösterici ,bilimdir” temel yaklaşımının önemini bir kez daha hatırlamak yerinde olur. Ama bu yaklaşımın/felsefenin güncel durumda uygulanmadığı ortada. Bununla birlikte 7 Haziran seçimleri diktatörlük hevesine bir ders verdi. Bu arada Haziran ayının bu ülkeye iyi geldiğini hatırlamak gerekiyor.

O halde şimdi ne olmalı?

Şimdi;

İnsan hakları,

evrensel hukuk,

sorgulayıcı akıl,

eşitlik,

yasaların herkese aynı uygulanması gerekliliği,

özgürlükler,

milliyet, inanç gibi kavramların siyasete alet edilmemesi gerekliliği,

yöneticilerin görevinin halka hakaret etmek, hükmetmek, saygısızlık etmek değil hizmet etmek olduğu,

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri dahil bütün kamu görevlilerinin maaşını emekçinin alın terinden aldığı gerçeği,

Halka hizmet etmeyen görevlilerinin varlık gerekçesinin ortadan kalktığı,

Yasaları tanımayan kamu görevlilerinin kendi varlık/görev gereklerinin de ortadan kalktığı,

Bu ülke insanının “koyun” olmadığı ve “çobana” ihtiyaç olmadığı,

Kendisini “çoban” olarak görenlerin tarihin kirli sayfalarına defnedildiği,

...

...

...

Gerçeklerinin hatırlanmasına ihtiyaç var.

 

            İşin özeti dostlar durmak ancak düşünmek ve dinlenmek için olabilir. Yeni bir çoban/sahip/binici/diktatör için durup bekleyen toplumun demokrat olduğu ve bundan hareketle demokrasiyi yaşadığı söylenemez.

            Şimdi “Bu daha başlangıç. Mücadeleye devam” demenin zamanı. Çünkü mücadeleyi bırakırsak bu hevesler yeniden güçlenir.

 


1238

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun