EĞİTİMİN DEMİRBAŞ SORUNLARI

11.04.2017         

Değişen dünya, sosyal ve ekonomik yaşam bireylerin yaşamlarını da değiştirmektedir. Değişime ayak uydurmak, hızı yakalamak toplumsal gelişim ve değişimle mümkün olabilmektedir. Gelişmiş ülkelerin gelişim dönemleri incelendiğinde öncelik hep eğitimin niteliğinin ve verimliliğinin arttırılması için atılımlar yaptıkları görülür. İnsan kaynağının eğitilmediği bir ekonomik yapıda ne kadar teknolojik gelişim olsa da o teknolojiye ayak uyduracak yetişmiş insan gücü olmadığı için teknolojik gelişimin anlamı kalmaz.

 Türk Eğitim Sistemi’ ne bu konuda kuşbakışı da olsa bakacak olursak, daha gelişim sürecinde çözülemeyen sorunların yerinde durduğunu görebiliriz.

Eğitimin demirbaş sorunları dediğimiz sorunların en başında ve bana göre en önemlisi “Fırsat eşitsizliği” gelmektedir. Bu konuda çok detaya girmeden kırsaldaki okulların donanım ve kadro imkanlarıyla senelik eğitim öğretim ücreti 30 -40 bin TL olan özel okulların imkanlarının karşılaştırılması sanırım yeterli olacaktır.

Çocukların okul öncesi gelişimine katkısına kimsenin itiraz edemeyeceği okul öncesinde, okullaşma yaşı ve okullaşma oranları kentlerle kırsal kesim arasında hala bir uçurum gibi. Düne kadar her köyde bulunan ilköğretim okulları ve bu okullar bünyesindeki anaokullarının kapatılması ile ne amaçlanmış olabilir? Köyde yaşayan okul öncesi yaş gurubundaki çocukların eğitim alma hakkı yok mudur?

Mesleki teknik ortaöğretimin halini görmek için mezunların yükseköğrenime geçişte ve yaşadıkları istihdam sorunlarını incelemek yeter. Özellikle teknik eleman sıkıntısı yaşadığını ifade eden üreticinin sesini duymak çok mu zor. Adı teknik lise ya da meslek yüksekokulu olan eğitim kurumlarında çocuklarımızın sadece teorik bilgilerle mezun edilmesi, staj yaptıkları kurum ya da firmalarda bilgilerine artı değer katacaklarına, ayak işleri yaptırıldıklarını bilmeyen var mı?

Yükseköğrenimin nitelik ve verimliğini düşündüğümüzde ise sorunlar üzerine kitaplar yazılır. Açılan yüksek öğrenim kurumlarının öğretim kadrosu ve donanımı tamamlanmadan hizmete girmesi eğitimin işlevselliğine en baştan vurulan darbe olmaktadır. Ekonomik gelişim planlarıyla eşgüdümsüz ve sadece siyasi amaçla açılan bu kurumlar şu an diplomalı işsiz yetiştirmektedir.

Ya yükseköğrenime geçiş sistemine ne demeli? İlköğretim ve ortaöğretimde kendi ilgi ve yeteneklerinin farkına varacağı kalitede bir öğrenim göremeyen çocuklarımız, sudan çıkmış balık gibi lise son sınıfta zorla yaşamlarının bundan sonraki kısmını şekillendirecek bir sınava sokulmaktadırlar. Peki yüksek öğrenime geçişteki fırsat eşitsizliği? Belki de en nitelikli eğitimi hakeden binlerce evladımız maddi olanaksızlıklar yüzünden sistemin girdabında kaybolmaktadır.

Eğitim sisteminin en önemli unsuru olan öğretmenlerin yetiştirilmesine baktığımızda ise çok basit bir mantıkla şunu düşünüyorum; “Biz sizi eğitim fakültesinden mezun ettik ama aldığınız diplomaya güvenmediğimiz için bir sınava daha sokacağız” KPSS’ nin anlamını yanlış mı tanımladım? Çok yazık. Öğretmenlik çok özel bir meslek. 4 yıl heyecanla öğrenim gören bir gencin eğitim ordusuna katılma hayallerini yıllarca ötelemek o heyecanın yok olmasına neden olmaz mı?    

Eğitimin sistemsel ve işlevsel verimliğinin arttırılması mümkün müdür? Elbette mümkündür. Öncelikle eğitim sisteminin çağdaşlığının anayasal temellere dayandırılarak her siyasi iktidar döneminde siyasi amaçlarla değil de bilimselliğe katkıda bulunacak değişikliklere izin verilecek ilkelere oturtulması gerekmektedir. Eğitim, siyasi iktidarın istediği gibi değiştirebileceği bir yasal zeminde olmamalıdır.

Okulun sadece tabeladan ibaret olmadığı, gerçek anlamda bilgi ve beceri kazandıran bir eğitimin kurumunun olduğu bir sistem için eğitim bilimcilerin oluşturduğu bir üst kurulun kurulması  çok mu zordur?

Resmi kurumların hepsinde bulunan demirbaş kayıtları gibi eğitimin demirbaş sorunlarını yazmakla bitiremeyeceğiz sanırım.

Çağdaş, bilimsel, laik ve eşitliğe dayanan bir eğitim sistemi görebilme ümidiyle…..

 


580

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun