EJDERİ BIRAK MENEMENE VE TURŞUYA BAK!

17.09.2018         iensar_68@mynet.com

Memleketin içinde bulunduğu ahval ve şerait konusunda tartışmalar muhtelif, rivayetler muhtelif

  Kapıya dayanmış, hatta içeri girmiş bulunan ekonomik kriz mi daha can alıcı, yoksa ekonomik krizi yönetememe krizi mi?! Ama bunlar önemli değil. Hatta genel olarak dış politikanın, özel olarak Suriye politikasın hüsranla nihayetlenmiş olması, çökmüş olması da mühim değil… Geçtiğimiz günlerde yapılan Tahran Zirvesi’nde de  “Dağın fare doğurmasının” da kıymeti harbiyesi nedir ki? 

İşsizlik, geçim sıkıntısı, asgari ücretin erimesi, okul masrafları falan filan… Bunları geçiniz efendiler geçiniz! Varlık fonunun saraya bağlanması, merkez bankasının “çok bağımsız” bir şekilde, Cumhuriyet tarihinin bir seferde en büyük faiz artışını yapmış olması da teferruat bile değil. Derler ki saraya yeni bir uçak alınmış… Yedi odalı falan… Gerçekse “itibardandır” beyler “itibardan”!.. Hatta “nazik bir operasyonla” Yusuf’un Lazkiye’den, Türkiye’ye getirilip itiraflarda bulunması bile fazla kayda değer değil… Hani biz bu Yusuf’u mahkeme tutanaklarından ve “milli ilişkilerinden” bilmemiş olsak o ünlü “Şahmeran masalının Yusuf’u” diye ders kitaplarına koyabilirdik. Ha ders kitapları demişken, bizim “solcu liboşların” yeni Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’tan kerametler beklemesini ve hatta onun bağımsız bir eğitim politikasını; laik, demokratik, bilimsel eğitim politikasının gerçekleştirebileceği masallarını sayıklayanlarını bile elimizin tersiyle itebiliriz, itebilirdik ve hatta itmeliyiz.
Hatta önümüzdeki yerel seçimler bile sandığımız kadar önemli değil.  “Döviz öyle olmuş, böyle olmuş” bunları kafaya takmayalım, bunlar teferruat işler. Haksızlık yapmayalım, “İşçiler de elini taşın altına koymalıdır” diyen burjuvazinin, işçi sınıfı içerisindeki “Truva atı” rolünü üstlenmiş, işçi konfederasyonu Genel Başkanının gafletini ve hıyanetini unutmayarak ; “be birader, işçi sınıfı değil elini, bütün gövdesini, bütün emeğini, bütün varlığını, bütün yaşamını krizlerden, baskıdan, sömürüden ve zulümden zaten hiçbir zaman kurtaramamış olduğunu da söylemeden geçelim”. Şimdi ben memleketin en önemli iki sorununu sizlerle paylaşmak istiyorum; bunca koparılan kıyamet ve gürültü patırtı sırasında güme gitmemesi gereken iki önemli ve en büyük sorun. Menemen ve turşu sorunu! Evet, evet yukarıya sıraladığımız sorunların hiç mi hiç önemi yok. Asıl sorun menemen ve turşu sorunudur bugün…
Kıymetli ve değerli büyük gurme ve hatta bir börülcenin denizden ne kadar uzak bir bölgede yetiştiğini bir görüşte anlayan, kıymetli şahsiyet, Vedat Milör, önemli bir halk oylaması yaptı; Menemen soğanlı mı, soğansız mı olmalı? Biz halk oylamalarına alışkın, demokratik ve milli değerlerine bağlı bir toplum olduğumuz için ve dahi halk oylamalarını hilesiz hurdasız yapma konusunda dünya lideri olduğumuz için, Vedat beyin izlediği yolu takdirle karşılamalıyız. Tabi demokratik bir toplumda canı isteyen soğanlı yer, istemeyen sade… Elbette domates ve yumurtanın ve hatta soğanlı sevenler için her gün değişen fiyatlar tercihleri zorlayabilir ama asıl sorun bu değil, asıl sorun bu tartışmayı fırsat bilen bir takım “dış güçler” sarımsak fikrini ortaya attılar; sarımsaklı menemen! “Yahu” siz Çin sarımsağının lobiciliğini mi yapıyorsunuz? Şimdi bir de “faiz lobisinin” yanı sıra sarımsak lobisiyle de mi milleti uğraştıracaksınız. Bizim önerimiz sarımsaklı menemen diyenlere karşı tedbirli ve uyanık olunması gereğidir. Bunların arkasında dış güçler olabilir, bir çapanoğlu çıkabilir. Burada Vedat beyin bir gurme olarak menemen oylamasına “mal bulmuş Mağribî gibi” sarılan yandaş ve yanaşma medyanı rolünü de tarihe bir not olarak düşmekte yarar var.
Gelelim turşu meselesine. Efendim turşu sirkeli mi olmalı limonlu mu? Evet, bu sorunda önemli bir sorundur. Özellikle salatalık turşusu konusunda çok hassas ve dikkatli davranılmalıdır, sirkeli de yapsanız limonlu da yapsanız kamuoyu araştırmalarını dikkate almalısınız, bu bir. İkincisi bu turşunun adında bir sorun var adını koymalıyız. Salatalık turşusu mu diyeceğiz, hıyar turşusu mu? Hangisi? Siz salatalık turşusu niyetine yaptınız turşuyu, ama onların içinden birisi ya bir “hıyarlık” yaparsa? Maksat ortalığı karıştırmak değil mi? İster limonlu yap ister sirkeli. O, hıyarlık yapmayı kafaya koymuş ya bir kere turşuyu bulandırmayı kafaya koymuş ya, yani velhasılı hıyarlık yapmaya niyetlenmiş ya sen nasıl yaparsan yap, işi karıştırabilir. 
Bugün biz oturup milletçe, memleketçe, üniversitelerde, kapalı salonlarda menemen ve turşu sorununu çözmediğimiz sürece, bu iki “milli ve yerli” elemanlardan oluşan güzide değerlerimiz konusunda ortak bir fikre ulaşmadığımız sürece, paydaşlıklarımızı çoğaltmadığımız sürece, konu “dış güçlerin”, “sarımsak lobisinin” ve “hıyarlığa niyetli salatalık simsarlarının” oyunlarını bozmadığımız sürece bir adım ileri gidemeyiz. Asıl sorun, asıl kavranacak halka, asıl tutulacak ip işte bu iki güzide konudur, menemen ve turşu konusu! 
Yok ekonomik krizmiş, yok dövizmiş, kurmuş, pahalılıkmış, işsizlikmiş, geçiniz bunları. Evvel Allah, bunların üstesinden geliriz, yeter ki dış güçlerin oyununa gelmeyelim, milli ve yerli duruşumuzu bozmayalım!..

515

Yazarın daha önceki yazıları

Yazarın Arşivine ulaşmak için tıklayınız.
© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI

UNUTMAYACAĞIZ
11.10.2018    734