Eceabat'ta profesyonel belediyecilik

29.05.2019         

31 Mart seçimlerinde oyların yüzde 40,82'sini alan İyi Parti adayı Saim Zileli, gazetemiz Çanakkale OLAY'a özel açıklamalarda bulundu. Belediyeciliğin, profesyonel yapılması gerektiğini söyleyen Başkan Zileli "Belediyeler, kaynak bulunmayan bir yerde arz ve talebe dikkat etmesi gerekiyor. Belediyeler de aslında bir nevi ticari kuruluşlardır. Sosyal belediyecilik yapabilmem için ticaretimizin çok güçlü olması gerekiyor. Elden alıp, diğer ele verme şekli çok sağlıklı olmaz, bunun daha profesyonel olması gerekiyor" dedi.

 İyi Parti’nin Eceabat Belediye Başkanı adayı Saim Zileli, 31 Mart yerel seçimlerinde aldığı yüzde 40,82 oy ile ittifaksız girilen ve kazanan İyi Partili tek Belediye Başkanı oldu. Zileli, oyların bin 618’sini aldı. İyi Parti adayı Saim Zilelinin yanı sıra CHP Eceabat Belediye Başkanı adayı Metin Övün, yüzde 37,61 oran ile oyların bin 491’ini aldı. AKP Eceabat Belediye Başkan adayı Adem Ejder ise oyların yüzde 20,16’sını alarak Eceabat’ta üçüncü parti konumuna geriledi. Oyların çoğunluğunu alarak Belediye Başkanı olan Zileli, gazetemiz Çanakkale OLAY’a özel açıklamalarda bulundu. Yapılabilecek en iyi belediyeciliği, vatandaşın mutlu yaşayabilmesi için yapılması gerekenleri ve Eceabat’ın daha yaşanabilir bir yer olabilmesi için yapılacak çalışmalardan bahseden Başkan Zileli, belediyeciliğin profesyonel bir şekilde yapılması gerektiğini ifade etti. Zileli; “Belediyeler, kaynak bulunmayan bir yerde arz ve talebe dikkat etmesi gerekiyor. Belediyeler de aslında bir nevi ticari kuruluşlardır. Sosyal belediyecilik yapabilmem için ticaretimizin çok güçlü olması gerekiyor. Elden alıp, diğer ele verme şekli çok sağlıklı olmaz, bunun daha profesyonel olması gerekiyor. Belediye sosyal hizmet yapmak istiyorsa, ilk önce kaynak bulması gerekiyor. Tarihsel konjonktür açısından turizmden para kazanmamız gerekiyor. Turizmden para kazanmamız için de turizmi belirli bir noktaya indirdiğimiz zaman, kültür turizmi, tarih turizmi dediğimiz zaman bir ayağı eksik kalır. Çünkü bunun doğa turizmi de, gezi turizmi de var” ifadelerini kullandı. 

 
“Ben, halktan yardım istedim”
Eceabat Belediye Başkanı Saim Zileli; “Ben, Cumhuriyet Halk Partisi kökenliyim, sosyal demokrat kişilikte bir insanım. Tüm partiler birisiyle ittifak yaptı ama ben halkla ittifak yaptım. Cumhuriyet Halk Partisi, Çanakkale İl teşkilatı, İzmir Roman Federasyonu, Milletvekilleri, burada çok iyi çalıştı. Herkes, herkesten yardım istedi ama bir tek halktan yardım istemedi. Diğerleri birilerinden yardım isterken ben, halktan yardım istedim. Halk da bana yeterli desteği verdi. Ben, yüzde 42 oy aldım. CHP de yüzde 35-36 oy aldı. Ayrıca ittifaksız Türkiye’de kazanan tek İyi Parti adayı benim. Çok iyi bir tabloyla karşılaşmadık. Belediyeyi belli bir borçla aldık ve bu borcun yüzde 35-40 civarı kısa vade, geri kalanı orta ve uzun vadeli. İller Bankası nüfusa ve personel sayısına göre ödenek veriyor. Bu ödenek, bizim çalışan personelimizin sadece dörtte birini karşılıyor. Belediyemizin geliri yok diyemeyiz, kira gelirimiz var. Fakat asıl sorun, organize eksikliği. Belediyelerin para kazanmasından daha çok para tutmasında eksiklikler var. Biz, ilk etapta kaynak oluşturamasak da tasarrufa gidip, masraflarımızı yüzde 30 kısarak açığımızı kapatacağız” dedi. 

“Teşhisi doğru koyamazsanız, yanlış tanıdan dolayı şehri öldürebilirsiniz”
Eceabat Belediye Başkanı Zileli; “Belediyeler, kaynak bulunmayan bir yerde arz ve talebe dikkat etmesi gerekiyor. Belediyeler de aslında bir nevi ticari kuruluşlardır. Sosyal belediyecilik yapabilmem için ticaretimizin çok güçlü olması gerekiyor. Elden alıp, diğer ele verme şekli çok sağlıklı olmaz, bunun daha profesyonel olması gerekiyor. Belediye sosyal hizmet yapmak istiyorsa, ilk önce kaynak bulması gerekiyor. Tarihsel konjonktür açısından turizmden para kazanmamız gerekiyor. Turizmden para kazanmamız için de turizmi belirli bir noktaya indirdiğimiz zaman, kültür turizmi, tarih turizmi dediğimiz zaman bir ayağı eksik kalır. Çünkü bunun doğa turizmi de, gezi turizmi de var. Yani turizmi, sosyal etkinlikleri çoğaltmak açısından desteklemek çok önemlidir. Desteklerken, sosyalleşerek, turiste tarihsel sürecin yanında, burada yaşayan bir halkın olduğunu anlatmak gerekir. Buradaki insanların da sorun ve istekleri olduğunu belirtmek gerekir. Tabi bundan önce belediyelerin tüccar zihniyeti ile düşünebilmesi gerekiyor. Eğer projenin sosyal içeriği oluyorsa kar-zarar hesabı olmaz. Belediyeler, ticaret yapıyorsa, halkına da kendisine de faydalı olması gerekiyor. Bizim de bununla ilgili sosyal konut projemiz var, 500 dar gelirli aileyi ev sahibi yapmak istiyoruz.  Tabi burada teşhisi iyi koymamız gerekiyor. Şehirle ilgili bir tedavi süreci oluştururken, teşhisi doğru koyamazsanız, yanlış tanıdan dolayı hastayı öldürebilirsiniz. Bizler burada yaşayanlar olarak, ‘Neden burada para harcamıyoruz’u düşünmemiz gerekiyor. Dolayısıyla buraya gelen insanların da aynı düşüncelerini görüp, ona göre hizmet sunmamız gerekiyor. Burada sosyal konutla ilgili beton santralini düşünüyoruz. Yerli tohum üretimini, sera şeklinde kesinlikle yapacağız. Çünkü tarihi bir alandayız, tarihsel bir süreçten bahsediyoruz ama tarihi tohumlarımıza sahip çıkmıyoruz. Tabi bunu, bilenlerle çalışarak hayata geçirmemiz gerekiyor. Çalıştayları çoğaltarak, esnaflarla, çiftçilerle ilgili çalıştay yapacağız. Eleştirildiğimiz sürece iyi fikirler çıkacağına inanıyorum. İnsanların bizi eleştirmesi gerekiyor ki, yeni fikirler ortaya atılsın. Tarih, deniz, doğa, kültür var, burada her şey var. Eceabat’a eski Maydos’u görüyoruz, Evliya Çelebi’nin tarih sahnesinde okuyoruz, M.Ö Romalıların olimpiyatlara hazırlanmak için antrenman yaptıkları yeri, Pers Ordusunun geçtiği yeri, Helenistik dönemin başkenti olduğunu görüyoruz. Tarihsel süreçte burasının bir ayrıcalığı vardır. Burada bir farklılık var. Roma döneminde yapılan şehirlerin her birinde hava koridorları açıktır. O dönemde kanalizasyon sistemi olmadığı için şehirler pis ve kötü kokmasın diye hava koridorlarını açık yaparlar. Burası da eski bir yerleşim yeri olduğu için, Eceabat’ın da hava koridorları açıkmış. Fakat 1980’li yıllardan sonraki imar yapılaşmasıyla birlikte Eceabat’ın dokusu bozulmuş. Dolayısıyla hava koridorları kapanmış. Tabi bu durumun aynısı Çanakkale’de de var, Çanakkale Merkezde de hava koridorları kapalıdır. Her yeri kapattıktan sonra ne yaparsanız yapın, şehir belli bir kabuk içinde büyüyor” ifadelerini kullandı. 
 
“Mutlu insanlarımızın olması, her türlü sorunu çözecektir”
Başkan Zileli; “Türk toplumu olarak hayal kurduğumuz zaman hayalimizden iyi arabalar, iyi evler, iyi kıyafetler geçiyor. Öncelikle bunu aşmamız gerekiyor. Cumhuriyetin kuruluşunda mevcut envanteri çıkartmışlar ve ‘Sağlık sorununu nasıl çözeceğiz?’ demişler ve sorunu, her köşeye bir hastane yaparak değil, sağlıklı bir toplumu bilinçlendirerek çözmüşler. Ben de insanların mutlu olduğu bir Eceabat istiyorum. Kaliteli evlerimiz, arabalarımız olmayabilir ama mutlu insanlarımızın olması, her türlü sorunu çözecektir. İnsanlara iftar veriyoruz, televizyonlara, gazetelere çıkıyor. Bunu halka inandıramayız. Ama kurulduğu günden itibaren yemeği siz dağıtırsanız, bulaşığı siz yıkarsanız ve halk da bunu görürse o zaman taktiri toplarsınız. Çocuklara bağırmak yerine, onlarla oyun oynayabilirseniz, halk bunu görür. Önce aradaki protokolü kaldırmamız gerekiyor. Ben, protokol diye bir şey tanımıyorum. Önce eleştirilmeyi hazmedenlerden olmakla başlayacağını düşünüyorum. Şuanda bile Eceabat insanı gülebiliyor” dedi. 
 
“Esnafa zarar vermeyen ama kente kazandıran AVM yapacağız”
Başkan Zileli; “Bir anket yaptırdık. İlk önce esnafın isteklerini, daha sonra da vatandaşın taleplerini sorduk. Vatandaşın son derece yapıcı 9-10 maddelik istekleri var. Daha sonra yaptığımız ankette, esnafın da şikayetleri var. Sorunun temeli buranın neden para kazanmadığını düşüneceğiz. Mesela gelen ailelerden baba şehitlikleri gezmek istiyor, anne alışveriş yapmak istiyor, çocuk da denize girmek istiyor. Tüm bu sunumları yaptığımız zaman mutlaka kente para kazandırmış olacağız. Bu kapsamda yerel esnafımızı ilgilendiren bir AVM yapmayı düşünüyoruz. AVM’de insanların vakit geçirebileceği, tarihi yerleri gezebileceği, alışveriş yapabileceği bir yer olacak. AVM’de de yerel esnafımıza zarar verecek hiçbir şey yaptırmayacağız. AVM’de yalnızca burada bulunamayan, Çanakkale’den alınmak zorunda olan ürünler olacak. Biz, otobanın yanında duran ve ismi bilinmeyen kasabalar gibiyiz. İnsanların arabasının kontağını burada kapattırmadığımız sürece, o arabaların egzoz dumanını solumaktan başka bir şey yapamayız. Önemli olan o insanları burada durdurabilmek, konaklatabilmek. Bununla ilgili önümüzdeki günlerde çalışmalar yapacağız” dedi.
(Baykal Sağlam)
© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER