Eee Ne Yapmalı?

20.11.2017         tkoc@comu.edu.tr

Geçen hafta konuyu "Bişey yapmalı hey?" diyerek bağlamıştık. Bu ifade yeni bulunan ve benim keşfettiğim bir ifade değil. Bu gün sokakta hangi bakış açısı ve/veya siyasetten kime sorarsanız "Bişey yapmalı hey?" diyecektir.

 

 
O halde esas soru ne yapmalı?
Sohbet bu noktaya geldiğinde kimse konuya kendisinden başlamıyor. O şunu yapmalı, diğeri ise bunu yapmalı. Yani akıl vermekten başka bir şey yapılmıyor.
Oysa eğer gerçekten “Bişey yapmalı hey…” ifadesini samimi olarak kullanıyor ise hemen başlamalı ve kendimizden başlamalıyız.
Yapılan her işe, eğer doğru amaca hizmet ediyor ise, destek vermeliyiz.
Konuşma/iletişim süreçlerinin verimli olabilmesi için kesinlikle ama kesinlikle arkadan konuşmamalı yani dedikodu yapmamalıyız. Açık sözlülük bizim temel kurtuluş yolumuzdur. İfade ederken açık sözlülük kulağa hoş gelir ama uygulanabilmesi için söylenmesi gerekenlerin yüz yüze söylendiği paylaşım ortamları ve güçlü bir irade ister.
Söylenmesi gerekenin konunun muhatabı kişi ve/veya doğrudan ifade edilebilmesi için her kişi ve kurum ile iletişime geçilebilen sohbet/tartışma ortamlarının oluşturulması gerekir. Bu tip sohbet ortamları iletişimi artırarak dedikodunun önünü keser. Örnek mi istiyoruz? Köy Enstitülerinde her Cuma veya cumartesi haftalık değerlendirme toplantıları yapılırmış Böylece söylenmesi gereken şeyler doğrudan muhatabına söylenirmiş.
Kişilerde ve/veya kurumlarda güçlü bir iradenin gerekliliğinden bahsettik. Güçlü bir irade ancak ve ancak üretim ile olur. Çok iyi bilinir ki “Tarlada izi olmayanın sofrada yüzü olmaz” deyişi bu konuyu çok iyi açıklar. Eğer bunu gerçekleştiremez isek güncel durumda olduğu gibi tarım araman arazilerine apartman yapar ve samanı da yurtdışından almak zorunda kalırız.
Üretim süreçleri ise emek ve dayanışma ile birleşirse amacına ulaşabilir. Bizim kültürümüzde, unutturulmaya çalışılsa da, imece diye bir kavram vardır. 
İmece (ad) 1. genellikle kırsal yerleşim yerlerinde, birçok kişinin toplanıp elbirliğiyle bir kişinin tarlasını sürmek, ekinini biçmek, harmanını kaldırmak, mısırını, fındığını toplamak vb. gibi bir işini görmesi ve böylece herkesin bu türden işlerinin sırayla bitirilmesi. 2. daha çok kırsal topluluklarda, ailelerin kimi üretim etkinlikleriyle topluluğun kimi hizmetlerinin, köydeki bütün ailelerin ya da ailelerin çoğunun karşılıklı yardımlaşması yoluyla yapılması.
İmece yani dayanışma ve/veya paylaşım emeklerimizi birleştirerek her sorunu çözmemizi sağlar. Örnek mi istiyorsunuz; Çanakkale Savaşları, Kurtuluş Savaşı, Köy Enstitüleri bu konuda çok somut örneklerdir. 
Üretim ve imece/yardımlaşma süreçleri aynı zamanda eğitim ve bilim süreçleridir. Köy Enstitüleri sürecinden bildiğimiz ve bu günlerde Fillandiya başta olmak üzere Kuzey Avrupa ülkelerinde uygulandığı ifade edilen eğitim ve bilim sürecinin temeli yaparak yaşayarak öğrenmedir. Eğitim ve bilimin gelişmesi kişiler ve halkın yaşamını doğrudan iyileştirmektedir.
Bu aşmaya kadar saydığımız;
1. Konuşma/İletişim
2. Üretim
3. İmece/yardımlaşma
4. Eğitim ve bilim
Süreçleri devamında beşinci ortak olan 5. Kaynaşma ve/veya örgütlenmeyi getirir. Çünkü hem kişiler hem de kurumlar birbirlerini işin iççinde gerçek anlamda tanırlar ve bunun sonucunda karşılıklı güven ortamı oluşur. Bu durumda kişiler arası kaynaşma ve/veya örgütlenmesi sağlar. Bu sıralanan kavramlar öncelik sırasına göre sıralanmamıştır. Her biri diğerinin uygulanabilmesi için gerekli içi içe kavramlardır.
Sanırım işte tam da bu noktada;
Ya biz bunları zaten biliyorduk. 
Sen yeni bir şey söylemedin ki.
  diyeceksiniz.
İyi de biz bunları biliyorduk da uyguluyor muyduk?
Uygulamıyorduk.
Uyguladığımızda başarılı olup sorunlarımızı çözdük mü?
Evet; 1. Konuşma/İletişim, 2. Üretim, 3. İmece/yardımlaşma, 4. Eğitim ve bilim, 5. Kaynaşma ve/veya örgütlenmeyi yaşama geçirebildiğimizde halk olarak başarılı olduk.
O halde yapılacak işler belli.
Şimdi kendimize sorulması gereken soru: Hala laf mı üreteceğiz yoksa artık yaşamımıza, haklarımıza ve ülkemize sahip mi çıkacağız? 
“Bişey yapmalı hey…”

538

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER