Emek ve yaşam testi

25.05.2015         tkoc@comu.edu.tr



               Hiç kimseden ses yok.
            “Herkes biliyor ama hiç kimse bilmiyor” Durum herhalde bu şekilde özetlenebilir.
            Televizyonlarda canlı yayın yapılmıyor.
            Emekçilerin sesi olan gazetelerden başkası mümkün olduğunca olayı görmemeye çalışıyor.
            Bu onurlu mücadeleye yönelik bir karalama olduğunda bütün yandaş medya gündem yapıyor. Sayfa boyu yazılar ve yorumlar yapılıyor.
            Nedir bu konu?
            Haberiniz vardır her halde. Bursa’da Reno fabrikasında başlayan, Tofaş, Türk Traktör, Ford gibi pek çok işyerine yayılan bir grev süreci yaşanıyor.
            Hatta son alınan bilgilere göre anlaşma sağlanma noktasına gelinmiş durumda. Özetle işçiler ne istiyor?
1.    Aynı iş kolundaki Bosch’da yapılan sözleşmede verilen hakların kendilerine de verilmesi.
2.    İşveren lehine, işçi aleyhine çalışma yapan Türk Metal Sendikasının işyerlerinden ayrılması.
3.    Bu eylem ve etkinlikler nedeniyle hiçbir işçinin işine son verilmemesi.
Bu kadar basit ve insanca isteklerin karşılanmasında bile sorun çıkartılıyor.
            Bana göre bu süreç emekçinin kazanımı ile sonuçlanacak. Emekçiler üretimden gelen güçlerinin farkına varacak ve bunun karşılığında alması gerekenin belirlenmesinde söz sahibi olacak. İşte tam da bu aşamada emekçiler aynı zamanda emekçilerin yanında bir sendikal örgütlenme ile emeklerinin karşılığını alabileceklerini tekrar tekrar görmüş olacaklar.
 
            Dostlar tam da bu aşamada Reno emekçileri ve bu süreçte onlara destek verenlere teşekkür etmemiz gerekiyor. Bu süreçte bütün Türkiye’ye de öğrettikleri bazı şeyler var.
            Bu süreçte Türkiye toplumu tekrar emek ve üretimin yaşamı üreten temel kavramlar olduğunu hatırladı. Aslında bir önceki cümleyi “anladı” diye bitirmek isterdim ama bundan emin değilim. Ama Bursa Eğitim Sen’li dostlarımız sosyal medyada paylaştıkları, dersliklerde tahtalara yazdıkları, “Emek en yüce değerdir” ifadesi ile konuyu çok güzel özetlediler.
            Bu süreçte tekrar anlaşılan bir diğer gerçek ise işveren emekçilerin haklarını daha fazla sömürebilmek için; sarı, yandaş, utangaç, bölücü ve başka nasıl tanımlanırsa tanımlansın, kendi kontrolünde sendikalar yarattığı gerçeğidir. Bu süreçte işçiler kendilerini “satan” sendikayı başlarından defetmeyi başarmış ve emeklerine sahip çıkmışlardır.
 
            Daha ne olsun.
İşte yaşamın gerçeği budur.
            Emek hem üretir hem öğretir.
            İşçi sınıf arkadaşlarımız hem diğer işçilere hem de dilerim memurlara hak mücadelesinin ilk ve temel iki gerçeğini tekrar öğretti. Doğal olarak anlayana!
            Bir değerli meslektaşım bu durumu aşağıdaki ifadeler ile özetlemiş:
Konuyu “DARISI BAŞKA BİR İŞBİRLİKÇİ ÖRNEK OLAN `MEMUR-SEN SENDİKASI` VE SENDİKACILIĞININ BAŞINA” diyerek ifade etmiş.
            Dostlar Bursa işçilerinden ve süreçten öğrenmemiz gereken çok şey var.
            Biz acaba emeğimize Reno İşçileri kadar sahip çıkabiliyor muyuz?
            ???
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

1161

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun