Erkek "Doğa mücadelesi siyasi değil, insani bir mücadele"

18.08.2019         

CHP Genel Sekreteri, Genel Başkan Yardımcısı ve Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, Su ve Vicdan Nöbet Alanı'nda gazetemiz Çanakkale OLAY'a açıklamada bulundu. Doğa mücadelesinin siyasi bir mücadele değil, insani bir mücadele olduğunu belirten Milletvekili Erkek; "Gelin Kazdağları'nı da birlikte koruyalım. Bu siyasi bir mücadele değil. Bu insani bir mücadele, bu yaşamdan yana bir mücadele. Onun için bu mücadeleye herkesin destek olması lazım" dedi.

 CHP Genel Sekreteri, Genel Başkan Yardımcısı ve Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, dün Atikhisar’da devam eden ‘Su ve Vicdan Nöbeti’ alanını ziyaret etti. Milletvekili Erkek,  su ve doğa mücadelesinde gelinen süreci gazetemiz Çanakkale OLAY’a değerlendirdi. Troas Bölgesi, Biga Yarımadası ve Kazdağları ekosisteminin çok ciddi bir tehdit altında olduğunu belirten Milletvekili Erkek, herkesin toprağı, ağacı, doğası için mücadele etmeye devam ettiğini söyledi. Kesilen yüzbinlerce ağacın yürekleri kanattığını belirten Milletvekili Erkek, hala toprağa ve suya siyanür karışmadığını ifade ederek; “Bunun için hangi siyasi görüşten, hangi düşünceden olursak olalım, bu faaliyetleri durdurmamız lazım. Yarın çok geç olacak. Bu dağlar, tepeler kalktığı zaman, ağır metaller uyandığı zaman altın ayrıştırılırken toprakta, kayaçta siyanür kullanıldığı zaman çok geç olacak” dedi.  Suların altın madenciliği için tüketilmek istendiğini ifade eden Milletvekili Erkek; “Milyonlarca ton toprak ve kayaç işlenecek. Bütün bu bölgedeki su kaynaklarımız tüketilecek. Bu bir ihanet” dedi.  Binlerce yıl insanlığa hizmet edecek bir doğal dengenin bozulmak istendiğini belirten Erkek;  “Çanakkale ve Balıkesir’in tarım ve hayvancılıktan geliri yıllık 7 milyar civarında. Siz ne kazanacaksınız? Altın için değer mi? doğayı bozmaya, bu dengeyi bozmaya, ağaçları katletmeye, toprağımızı, suyumuzu zehirlemeye değer mi? Bu akıl dışı, vicdan dışı, ahlak dışı bir şey” ifadelerini kullandı.  İktidar sahiplerinin 2000 yılında Edirne Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun aldığı bir kararı sanki Atikhisar için alınmış bir karar gibi anlattıklarını belirten Milletvekili Erkek, bu kararın Yenice ve köyleri için alınmış bir karar olduğunu söyledi.  2013 yılında Kirazlı altın gümüş maden sahası ile ilgili ÇED olumlu kararını Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na, 2018 yılında da GSMR’yi Çanakkale Valiliğine verdirtildiğini ifade eden Milletvekili Erkek, iktidar sahiplerinin altın madeni şirketleri ile kol kola hareket ettiklerini söyledi. Milletvekili Erkek; “Bu ruhsatları verdiniz ama geri alabilirsiniz. Yetkiniz var. Bugün bir kararname ile, bir tek imza ile her şeyi düzenleyebiliyorsunuz.  Gelin Kazdağları’nı da birlikte koruyalım. Bu siyasi bir mücadele değil. Bu insani bir mücadele, bu yaşamdan yana bir mücadele. Onun için bu mücadeleye herkesin destek olması lazım.  Bu AKP, MHP, CHP meselesi değil, ‘A’ şirketi, ‘B’ şirketi meselesi de değil. Bu insani ve yaşamdan yana bir mücadele. Özellikle Çanakkale Milletvekilleri Kazdağlarını, bu ekosistemi, Biga Yarımadası’nı, bu kültür coğrafyasını, tarım ve hayvancılık açısından bu çok önemli coğrafyayı korumak zorundalar” dedi.

 
“Bu haklı ve onurlu bir mücadele”
Milletvekili Erkek; “Öncelikle Biga Yarımadası aynı zamanda Troias bölgesi, aynı zamanda Kazdağları ekosistemi burası çok önemli bir coğrafya. Bir kültür coğrafyası. Mitolojide, tarihsel olarak insanlık tarihinde çok önemli bir değeri var. Troas Bölgesi, Biga Yarımadası, Kazdağları ekosistemi çok ciddi bir tehdit altında. Çünkü iktidar sahipleri bu olağanüstü müstesna coğrafyada maalesef termik santrallere, siyanürlü altın işletmeciliğine… tüm bunlara müsaade ediyorlar. Burada çok önemli bir çevre mücadelesi veriliyor. Bu haklı ve onurlu bir mücadele. Yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri hemşerilerimiz, çocuklar, gençler, yaşlılar… herkes, toprağımız, ağacımız ve suyumuz için bir mücadele veriyor. Siyanür daha toprağa değmedi. On binlerce, yüz binlerce ağaç maalesef katledildi. Maden sahasını gördüğümüz zaman içimizden bir şeyler kopuyor. Ama daha yeraltı sularımız kirlenmedi, daha siyanür toprağa değmedi. Bunun için hangi siyasi görüşten, hangi düşünceden olursak olalım, bu faaliyetleri durdurmamız lazım. Yarın çok geç olacak. Bu dağlar, tepeler kalktığı zaman, ağır metaller uyandığı zaman altın ayrıştırılırken topraktan, kayaçtan siyanür kullanıldığı zaman çok geç olacak. Buralardan altını alıp gidecekler. Kirlenmiş, zehirlenmiş atıklar burada kalacak. Böyle bir şey yapmaya kimsenin hakkı yok. Yeraltı sularımız kirlenirse bunun dönüşü yok. Her zaman söylüyorum Çanakkale’nin ve Balıkesir’in bütün bereketli toprakları, tarım arazileri Kazdağları’ndan doğan sularla besleniyor. ‘Kocabaş Çayı, Biga, Kara Menderes bizim Batak Ovamız, Kumkale Ovamız bütün bu bölge, Balıkesir tarafından Mıhlı Çayı, Gönen Çayı, binlerce damar, mitolojide ‘Bin Pınarlı İda’…  bu temiz su kaynakları kirlenirse ve sularımız yok edilirse ne yapacağız? Çocuklarımıza nasıl bir gelecek bırakacağız” dedi.
 
“Suyumuzu koruyacağımıza maalesef altın madenciliği için tüketeceğiz”
Dünyada bugün en değerli şeyin su olduğu ve dünyanın temiz su kaynaklarının hızla tükendiğini belirten Erkek; “Biz, bu suyumuzu koruyacağımıza maalesef altın madenciliği için tüketeceğiz. Altın madenciliği inanılmaz boyutta suya ihtiyaç duyan bir madencilik. Milyonlarca ton toprak ve kayaç işlenecek. Bütün bu bölgedeki su kaynaklarımız tüketilecek. Bu bir ihanet. Bu tarihe de, doğaya da, geleceğimize de ihanet. Şu an durdurabilirsek giderilmesi imkansız mağduriyetlerin önüne geçebiliriz. Büyük mağduriyetler doğdu zaten. Binlerce canlıyı, ağacı yok ettik. Dere yataklarını yol yapmak için doldurdular. Binlerce canlıyı yok etmeye kimin en hakkı var” dedi.
 
“Bu tarihe de ihanettir”
İnsanlara binlerce yıl hizmet edecek bir doğal dengenin bozulduğunu belirten Erkek; “Kazdağları ekosistemi mükemmel bir denge. Bu dengeyi bozduğunuz zaman insanlığa binlerce yıl hizmet edecek bir dengeyi, sistemi bozuyorsunuz. Ekosistemi ile, sağlığı ile, hayvancılığı ile binlerce yıl insanlığa hizmet edecek bir değeri bozuyorsunuz. Çanakkale ve Balıkesir’in tarım ve hayvancılıktan geliri yıllık 7 milyar civarında. Siz ne kazanacaksınız? Altın için değer mi? doğayı bozmaya, bu dengeyi bozmaya, ağaçları katletmeye, toprağımızı, suyumuzu zehirlemeye değer mi? Bu akıl dışı, vicdan dışı, ahlak dışı bir şey. Onun için buna dur dememiz lazım. Onun için iktidar sahiplerine sesleniyoruz. Altın şirketleri ile kol kola girmişsiniz ama yetki sizde. Hala yapabilirsiniz. Bu ruhsatları bu izinleri iptal edin. Kazdağları’nda, Biga Yarımadası’nda, Troas bölgesinde siyanürlü altın madenciliğine müsaade etmeyin. Yeni Termik santrallere müsaade etmeyin. Bu tarihe de ihanettir” dedi.  
 
“İktidar sahipleri bunun için bu doğa katliamına dur demeli”
İktidar sahiplerinin doğa katliamına dur demesi gerektiğini belirten Erkek; “Troya Müzesini açtık diye övünenler. O müzeyi biz Troya’da çalışan herkese borçluyuz. Osman Korfman’a borçluyuz. Prof. Dr. Rüstem Arslan’a borçluyuz. Yıllardır orada arkeoloğundan, işçisine… kadar emek veren herkese borçluyuz. Bu müzeyi onlara borçluyuz. Troya Müzesi ne için var? Troas bölgesi için var. Burası bir kültür coğrafyası. Burası bereketli topraklar. Dünyanın ender doğal yaşam alanlarında biri. Tarihe de, geleceğe de, doğaya da ihanet ediyorsunuz. Onun için bu mücadele kutsal, haklı ve onurlu bir mücadele. İktidar sahipleri bunun için bu doğa katliamına dur demeli” dedi.
 
“Ekosistemi bozarsak çocuklarımızın geleceğine ihanet edeceğiz” 
Doğa mücadelesinin siyasi bir mücadele değil, herkesin mücadelesi olduğunu vurgulayan Erkek; “İktidar sahipleri gerçekleri saptırmasınlar ve halka yalan söylemesinler, yakışmıyor! Edirne Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun aldığı bir kararı sanki burası için alınmış gibi anlatıyorlar. Bu karar, Yenice ve köyleri için alınmış bir karar. 2013 yılında Kirazlı altın gümüş maden sahası ile ilgili ÇED olumlu kararını Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na verdirttiler. 2018 yılında da GSMR’yi Çanakkale Valiliğine verdirttiler. Çünkü altın şirketlerinin yanındalar. Kazdağları’n da ki altın madenciliğinin kamu yararı açısından da baktığımızda sonlandırılması gerekiyor. Bu ekosistemi bozarsak çocuklarımızın geleceğine ihanet edeceğiz. Bu ruhsatları verdiniz ama geri alabilirsiniz. Yetkiniz var. Bugün bir kararname ile, bir tek imza ile her şeyi düzenleyebiliyorsunuz.  Gelin Kazdağları’nı da birlikte koruyalım. Bu siyasi bir mücadele değil. Bu insani bir mücadele, bu yaşamdan yana bir mücadele. Onun için bu mücadeleye herkesin destek olması lazım.  Bu, AKP, MHP, CHP meselesi değil. ‘A’ şirketi, ‘B’ şirketi meselesi de değil. Bu insani ve yaşamdan yana bir mücadele. Onun için haklı ve kutsal bir mücadele. İktidarın altın şirketleri ile kol kola girdiklerini ve desteklediklerini biliyoruz. Onun için bu desteklerine son versinler. Özellikle Çanakkale Milletvekilleri Kazdağları’nı, bu ekosistemi, Biga Yarımadası’nı, bu kültür coğrafyasını, tarım ve hayvancılık açısından bu çok önemli coğrafyayı korumak zorundalar. Onların sorumluluğu ve görevi bu.  Cengiz Holding Halilağa projesini aldı. Yandaş bir şirket. Biz Kazdağları’nı korumaya çalışıyoruz, onlar daha çok Kazdağları’nı mahvetmeye çalışıyorlar. Gözleri var görmüyorlar, kulakları var duymuyorlar. Kazdağları’nın çığlığını bütün dünya duydu, iktidar sahipleri duymuyor. Bu faaliyetler durdurulmalı. En azında ağır metaller yeraltı sularımızı kirletmeden, zehirlemeden, siyanür toprağa değmeden bu faaliyetlerin durdurulması gerekiyor. Kazdağları’nda siyanürlü altın işletmeciliğini savunmak, akıl, vicdan ve ahlak dışıdır. Kazdağları’ndaki tüm altın madenciliği faaliyetlerinin arama izinlerinin durdurulması için meclisin açılması ile yeniden önergemizi, teklifimizi vereceğiz” dedi.  
(Eren Aşnaz - Seçkin Sağlam)
© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER